
CHP bölündü ama kavga bitmedi... Gelinen noktada iki tarafın birbirlerine çok da iyi duygular beslemeyerek baktığını görüyoruz. Değil oturup konuşmak, selamlaşmak dahi istemiyorlar. Bırak hangisi doğru - yanlış sorgulamayı düşman gibi görüyorlar birbirlerini... Asla bir arada olamayız diyorlar... Şu anki manzarada değil yüz yüze gelmek birbirlerinin isimlerini duymaya bile tahammülleri yok... Her fırsatta birbirlerini hedef alıyorlar, üstelik bunu da “artık başka partileriz, diğeri bizi ilgilendirmez” diye sanki yapmak istemiyorlarmış havasına sokarak!.. Ama her dedikleri de birbirlerine batıyor hala... Karşılıklı söz düellosu halinde aynı kısır döngü yineleniyor sürekli. Mesela Yeni Parti binasında gerçekleştirilen ilk PM Toplantısı’nda, Yeni Parti kurmaylarının CHP’ye yönelik, “Siyasi bir enkaza dönüşmüştür” sözü kavgayı bir anda harlandırdı yine... Anında buna CHP cephesinden gelen karşı salvolar da şunlar oldu:
“Bunları söyleyenler CHP’den ayrılırken yıkıp, döktükleri il- ilçe binalarını, kırdıkları, parçaladıkları mobilyaları kastediyorlar her halde... Enkaz dedikleri odur... Türkiye’nin her yerinde CHP il, ilçe teşkilatları görevde...
Arınan CHP de güçleniyor...”
İki taraf da işine geleni ya da hoşuna gideni referans alıyor, önceliyor. Hoşuna gitmeyenin sorumluluğunu da diğerine yüklüyor...
***
CHP’deki kurultay takviminin netleştirilme beklentisi ve sanki CHP’ye dönüş sinyali gibi algılanan Özgür Özel’in Mutlak Butlan kararını bozma olasılığı anlamında “Yargıtay’dan umutluyum” sözleri iki taraf arasındaki gerilim-öfke iklimine yeni bir ivme kazandırmış durumda... Evet Özel, “yok öyle bir şey, dönmem o partiye” dedi ama sürekli CHP odaklı mesajları seçmen nezdinde inandırıcılık bakımından kafaları karıştırıyor, “acaba” diye sorgulatıyor. Böyle bakıldığında da şimdi değil ama CHP’de yönetim değişikliği olursa bir gün bir araya gelebiliriz gibisinden bir algı CHP sadakatindeki seçmeni yeni partisine davet etmek için bir zemin olabilir belki ancak baba ocağını terk ederek Yeni Parti’ye katılanlar açısından “biz yanlış yolda mıyız, gereksiz yere mi yuvamızdan ayrıldık” diye bir başka sorunsalı da doğurabilir... Özel kendince iki tarafa da olumlu mesajlar veriyor olsa da iki taraftan birini mutlak kaybetmek durumunda kalacağı bir denklem ortaya çıkabilir yani...
“Truva atı” tartışması, buna dönük işleyen disiplin mekanizmaları ve Muharrem İnce’nin “Parti kurmak, turşu kurmaya benzemez. Helal parayla kuracaksan zor iştir” sözleri üzerine oluşan krizlerde CHP ve Yeni Parti arasındaki gerilimin yeni boyutları.. Tabii şimdilik...Özel’in “alındım” tepkisine İnce’den gelen “ben kendimi tarif ettim kimseye laf söylemedim” karşılığıyla her ne kadar mesele sönümlenmiş gibi görünse de ikna anlamında partililer açısından aynısını söylemek zor zira...
***
Niyesi açık: Duygusal mesafe açılmış köprüler hepten atılmış durumda. Böyle bir gerçeklikte de söylenen sözlerin analizini, yorumunu yapmaya bile gerek yok aslında... Taraflar birbirlerini açıkça incitmek, bazen de alenen hakaret etmek eçin bu ifadeleri kullanıyorlar. Bu sorun çözülür mü? Pek öyle görünmüyor...Çünkü siyasi partiler çok sayıda insandan ve teşkilat yapısından oluşuyor. Genel başkanlar olarak bunu çözmek, bu tür söylemlerden kaçınmak istenilse dahi, ki şu anda böyle bir irade de söz konusu değil, varsayalım olsa bile partilerin herhangi bir teşkilatında birileri öfkesini, kırgınlığını kontrol edemeyip, ağır ifadelerle sert çıkışlar yapabilir... Hainlik, ihanet, hırsızlık suçlamalarına devam etme gibi... Oluyor da nitekim... Böylelikle iki parti arasındaki duygusal mesafe daha da açılıyor... Bu durumda da yanıtı kritik soru şu:
Şimdilerde rakiplik oldukça sert, kıyasıya çekişiyor, birbirlerine karşılıklı ithamlarda bulunuyorlar ama yarın seçim atmosferi geldiğinde mevcut sistemden kaynaklı 50 artı bir gerçekliğiyle ya bir refiklik hali gerekirse ne olacak ne yapacaklar?...
Siyasette ne olacağını kestirmek kolay değil elbet ancak; mevcut koşullar altında o da zor görünüyor...