Sınırda soygun

Sınırda soygun


Tunca BENGİN

     Türk Büyükelçiliği uyuyor mu? Bulgaristan - Romanya sınırında üç - beş çapulcu Türkleri haraca kesiyor. Tarife adam başı yüz dolar. Girişte ayakbastı, dönüşte eğlence bedeli. Sıkıysa verme. Küfür, dayak, tehdit, pasaporta el koyma, yaralama; ne ararsan var. Polis de işin içinde...
       Çapulcuların lideri Romen uyruklu, İsmail isimli bir hödük. Yıllarca Bodrum ve Marmaris'te çalışmış, Türklerin ekmeğini yemiş. Şimdi Romanya kapısında otobüsten inen herkesin pasaportuna bakıyor, ay - yıldızı görünce kin kusuyor. Vay şerefsiz... Ne demişler: Besle kargayı oysun gözünü...
       Tezgah iyi kurulmuş. Her gün Türkiye'den Romanya'ya kalkan otobüs sayısı 30'a yakın. Bir o kadar da karşıdan gelen var. Çarpın 100 dolarla yolcu sayısını; on binlerce dolar avanta. Arkadaşımız Ali Eyüboğlu da çetenin kurbanlarından. Ali, başından geçenleri şöyle anlatıyor:
     "2 Aralık'ta Tulcea'ya gitmek için Dereköy sınır kapısından Bulgaristan'a, oradan da Romanya'ya giriş yaptım. Kapıda hepimiz otobüsten indirildik. Pasaportlarımız toplandı, Bulgaristan ile Romanya arasındaki tampon bölgeyi yürüyerek geçmemiz gerektiği söylendi. Romanya kapısına yaklaşırken, 8 - 10 kişi yanımıza geldi. Tek tek Türk olup olmadığımızı sordu. Ardından da Türklerin adam başı 100'er dolar hazırlamasını bildirdi. Şaşırdık, nedenini sorduk. 'Ayakbastı parası' dedi. Elindeki yırtık pasaportları göstererek, 'Tabii pasaportunuzu istiyorsanız' diyerek sırıttı. Çaresiz verdik ama; geri dönüp Bulgar polisine şikayet ettik. İşin içinde Romen polisinin olduğunu da öğrendik."
       Olayın bundan sonrası daha da ilginç. Çünkü bizim komşu, şikayeti ve şikayetçileri çeteye iletmiş. Üç gün sonra dönüş yolunda aynı çete ve başlarında İsmail adlı hödük, elinde de yolcu isim listesi. Ali ve arkadaşına önce birer tokat, ardından da 'Sizin yüzünüzden Bulgar polisine 800 dolar avanta verdik. Onun için siz adam başı 200'er dolar vereceksiniz. Yoksa Türkiye'yi unutun' diye tehdit. Al başına bela... Kimi kime şikayet edeceksin. Çaresiz parayı bastırmışlar. Tabii, diğer Türk vatandaşları da...

İsyana tepki

     Metris Cezaevi'ndeki otorite boşluğu, devletin aczi vatandaşı çileden çıkardı. Hiç kimse yasadışı İBDA - C'ci yobazlarla devletin pazarlık yapmasını içine sindiremiyor. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ü istifaya çağıran okurumuz Sadık Demircioğlu, şöyle diyor:
     "Eğer mülkün temeli adalet ise adaletin temeli de devlet otoritesidir. Metris Cezaevi'nin çiftlik olduğu söyleniyor. Artık bu tür haberlere kulak asmalıyız. Sanık ya da mahkum cezaevlerine güle oynaya gitmektedir. Bu, dünyanın neresinde görülmüştür. Hatırlarsanız bundan üç dört yıl önce Güney Kore'de iki sabık cumhurbaşkanı yolsuzluk suçlamasıyla yargılandılar. Mahkemede üzerlerinde numaralı elbise vardı. Bir de bizdeki görüntülere bakın, saç sakal birbirine karışmış. Hafta sonu izinli çıkıp, gazinolarda şampanya patlatan mahkumlar bile var. Kökten çözüm kaçınılmaz. Devlet Güvenlik Mahkemeleri gibi agresif, cani mahkumlar için de özel, ıslah edici cezaevleri kurulmalı. Mahkum karşısında devlet aciz kalmamalı ve taviz vermemeli."
       Bu arada, bir iki söz de örgütün sık sık yenilediği web sitesine edelim. Bomba yapımı, savaş dersleri, yeraltı sohbetleri malum. Rektörler, profesörler, gazetecilerden oluşan liste müstakbel eşlerimiz olarak tanımlanıyor. Son yenilik ise İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'ndeki polis şefleri, polislerin isimleri ve eşkallerini içeren liste.

Santrala hayır

     Nükleer enerjiye tepki çok. Japonya Kumamoto Üniversitesi'nde doktorasını yapan Altay Özaygen, bilim adamlarınca yapılan uyarıların dikkate alınmadığını söylüyor. Okurumuz, 'Deprem sonrasında yer bilimcilere verilmeye başlanan önem; alternatif enerjiye, onun üstünde çalışan Türk bilim adamlarına verilirse belki bu santralın üstesinden gelinebilir. Bilgisayar kullanmamakla övünen bir cumhurbaşkanımız var. Hali ile nükleer enerjiyi de yeni zannedecekler' diyor.





Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr