Sırada kim var?..

Sırada kim var?..


Tunca BENGİN

     Yeraltı dünyasındaki sarsıntı sürüyor. Son kırılan fay Nihat Akgün... Çok değil daha iki ay önce; 20 Eylül 1999'da Alaattin Çakıcı'nın yeğeni Kenan Ali Gürsel ile adamları Bayrampaşa Cezaevi'nde öldürülmüşlerdi. Tetiği çeken Hakan Çillioğlu, apar topar başka bir cezaevine nakledilmişti. O günlerde yeraltı dünyasında şok yaratan olayla ilgili şöyle demiştik:
     "Bu 'babaların babası kim olacak' hesaplaşması mı, yoksa birbirine kırdırma operasyonu mu? Yeni bir baba mı doğuyor ya da tetiği çekenin arkasında kimler var? Karanlık dünya sessiz ve tedirgin."
       İşte sessizlik bozuldu. Ülkücülüğüyle övünen Nihat Akgün 11 kurşunla öldürüldü. Hem de kendisine ait Akgün Mayna isimli balık lokantasında. Yanında da Kumkapı olayının ünlü ismi Zeynep Uludağ vardı. Polis, saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen 3 kişiyi anında buldu. Akgün'ün iş ortağı Güray Aydın da gözaltında. Ölüm fermanını verdiği iddia edilen kişi ise cezaevinde. Mustafa Kefeli'yi vurduğu gerekçesiyle hüküm giyen Hüseyin Başak, altın tabancalı çete reisi olarak da tanınıyor.
       Şimdi; Akgün'ün vurulması basit bir iç hesaplaşma mı, (23 Temmuz 1999'da Güray Aydın'a düzenlenen silahlı saldırıyı Akgün'ün azmettirdiği iddia ediliyor) yoksa karanlık dünyadaki büyük kavganın devamı mı? Bilinen o ki; Nihat Akgün de halen Fransa'da bulunan Çakıcı'nın iyi dostuydu...
       Elazığ'da doğan, Avusturya'da işletmecilik eğitimi gören Akgün'ün adı 1986 yılında dönemin Eminönü Belediye Başkanı Tahir Aktaş'ın fedaisi olarak ön plana çıkmıştı. Tabii, Akgün de, başkan da yalanlamıştı. Sonra medyada röportajları yayımlandı. Kendisine mafya yakıştırması yapılmasına karşı çıkıyor ama; baba sıfatını benimsiyordu. 'Mafyayı reddediyorum; çünkü karanlık ve yasadışı işe bulaşmadım. Ama baba olduğumu kabul ediyorum. Kabadayılıksa hiçbir zaman mertlikten kaçmadım' diyordu.
       Otelleri, halıcılık sektörü ve işyerleriyle giderek büyüyen Akgün, zaman zaman 'Babalık ucuzladı, ayağa düştü' diye çıkışlar da yaptı. Politikayla ilgilenmeyi de ihmal etmedi. Hatta milletvekili olmayı dahi düşledi. Gönlündeki lider Alparslan Türkeş idi... Öyle ki; 1994 yılında oğlu Nihat Sami Akgün'ün sünnet düğününü bozkurt şenliğine dönüştürmüştü. Oğlunun kirveliğini de Alparslan Türkeş yapmıştı. Ancak Başbuğ ile birlikte 'Çırpınırdı Karadeniz'i söyleyen Akgün'ün MHP ile arası Türkeş'in ölümünden sonra bozuldu. 1997 yılında düzenlenen 5. Türk Kurultayı'na alınmadı. Ama Akgün; 'öfkeme rağmen yine onları affediyorum, kol kırılsın yen içinde kalsın' dedi. Yakın zamanda ise Akgün adı; halı, uyuşturucu, arazi işgali iddialarıyla anıldı. Sonunda hızlı yaşadı, genç öldü. Hem de mekanında vuruldu. Tıpkı İnci Baba (Mehmet Nabi İnceler) gibi... Oysa 29 Nisan 1990'da yayımlanan bir röportajında şöyle diyordu:
     'İsimli insanlarız. Nasıl ki devlet büyüklerinin koruması var, biz de kendimizi korumaya almışızdır.'

Kuduza dikkat!..

     İstanbul aylardır depremle yatıp kalkıyor. Vatandaşı tek ilgilendiren olası depremin zamanı, fayın yakınlık ya da uzaklığı. Oysa İstanbul'u tehdit eden daha başka sorunlar da var. Ama kimse oralı bile değil. Örneğin; başıboş köpekler ve kuduz riski...
       Vali Erol Çakır, kentteki başıboş köpek sayısının yüz binin üstünde olduğunu söylüyor. Ve kuduz tehdidini afet olarak yorumluyor. Vali Bey'e göre; acil önlem kaçınılmaz ancak, yerel yönetimler üzerine düşeni yapmıyor. Belediye başkanlarını mahkemeye vereceğini belirten Vali Çakır, şöyle diyor:
     "Sokaktaki köpek sayısı artıyor. Bu işle uğraşmak için kanunlar belediyeleri görevlendirmiş ama onlar büyük bir duyarsızlık içinde. Artık itlaf falan tarihe karıştı. Hayvan Hakları Kanunu çıkmak üzere. Yöntem belli ama; belediyeler işe sahip çıkmıyorlar. Sadece semtlerindeki köpekleri toplayıp diğer belediyenin sınırları içine bırakıyorlar. Köprüyü aşıp deniz ötesi harekat yapalanlar da var. Bu anlayışla sorun çözülür mü? Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu'nda kararlar alıyoruz, uygulayacak icra edecek yerel yönetimler kayıtsız kalıyor. Yerel idareler Anayasa'ya göre özerk kuruluş ancak; özerklik keyfilik olamaz."


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr