Tahran - Batman hattı

Tahran - Batman hattı


Tunca BENGİN

     Köktendinci terörün odağında İran var. Müslüman devletlerden gelen militanlar Tahran yakınlarındaki kamplarda eğitiliyor, para desteği görüyor. Ve ülkelerindeki rejime karşı beyinleri yıkanıyor. Amaç; molla düzenini yaymak. İran inkar etse de; yakalanan militanların ifadeleri açık ve net. Dikkat çeken bir başka nokta da; Türkiye'deki köktendinci örgütlerin çıkış yerinin Batman olması. Hizbullah gibi, İslami Hareket'in de filizlendiği, destek gördüğü yer burası. Aslında İrfan Çağrıcı'nın genel emiri olduğu İslami Hareket'in kurulduğu yıllardaki adı da Hizbullah...
       Çetin Emeç, Turan Dursun'u katleden örgütün lideri, polisteki sorgusunda bunu açık açık anlatıyor. Lise 1. sınıfta okurken, gittiği Kuran kurslarından etkilendiğini, değişik camii imamlarının nasihatlarını dikkate aldığını söylüyor. İmamların İhvani Müslimin (Müslüman Kardeşler) örgütü liderlerinden Hasan Elbenna'nın kitaplarını okuttuğunu (özellikle İslamda Cihad, İslamda Hükümet) açıklıyor. Müslüman Kardeşler kim?... Bugünkü köktendinci teröristlerin çıkış noktası. Yani bataklık. Felsefelerini kim okutturuyor? Türkiye'deki bazı camilerin imamları. Ne zaman? 20 yıl önce...
       İşte bu kafayla eğitilen İrfan Çağrıcı da Hüseyin Velioğlu gibi örgüt kuruyor, adını Hizbullah koyuyor. Çağrıcı polisteki ifadesinde 'Türkiye'deki mevcut düzeni Darul Harp olarak görüp, bunu reddederek, islam yasalarına göre yönetilen Darul İslam şeklindeki görüşü benimsedik' diyor. Kendisini de genel emir ilan ediyor. Ancak Çağrıcı'nın Hizbullah'ı, güneydoğu değil İstanbul'a yönelik. Bu nedenle İstanbul'u dört bölgeye ayırıp, herbirinin başına tebliğ kolu şura üyeleri veriliyor. Yıl 1983 - 84... Örgüt, tıpkı Velioğlu'nun Hizbullah'ı gibi, camilerde, Kuran kurslarında zehir akıtıyor. Ve sürekli İran'dan destek görüyor. Militanlar Batman - Tahran, Van - Tahran arasında mekik dokuyor. Velioğlu gibi sık sık İran'a gidip gelen Çağrıcı, ifadesinde şunları söylüyor:
     "O tarihte İstanbul İran Başkonsolosu'ndan yardım istedik. İran'da bir telefon numarası verdi. 1983 Mart'ında Selim Gülcan ile birlikte Van - Başkale'den kaçak olarak İran'a geçtik. Jandarma kaçakcı zannıyla yakaladı, tutuklandık. Görevlilere konsolosluktan aldığımız numarayı gösterdik. 20 gün sonra bizi tahliye ettiler. Bir askeri görevli bizi karakola götürdü. Orada isimlerini Nasır, Haşimi olarak öğrendiğim yetkililerle tanıştık, bizi Tahran'daki bir villaya yerleştirdiler."
       Sonrası malum... Siyasi dersler, askeri eğitim... Hepsi tek tek, isim isim belli. Kampların adresleri açık. Dedik ya; İran ne kadar inkar etse de, militanların ifadeleri ortada...

Paraları kim götürüyor?

     Kaçakçılığın men ve takibine yönelik yasa, yakalanan malın belli bir miktarını ödül olarak öngörüyor. Yani yakalayan ve ihbarcı ikramiye alıyor. Ama kağıt üstünde. Çünkü çoğu zaman devlet, üstüne yatıyor. Ya da başkalarının cebine gidiyor.
       Vereceğim örnek; yıllar öncesinden. Jandarma 3 Şubat - 17 Mart tarihlerinde Gaziantep İslahiye İlçesinde kaçak eşya yakalıyor. Ele geçen otomobil yedek parçaları ve televizyon kumandalarının o günkü toplam değeri 28 milyon 103 bin lira. Mallar İslahiye Gümrük Müdürlüğü'ne, evraklar ise cumhuriyet savcılığına gönderiliyor. Ve yakalayanlar haklı olarak ödül bekliyor. Çünkü yasa öyle. Ancak, 10 yıldır gümrüklerden tıs yok... Bugün bir başka yerde görev yapan okurumuz (adı bizde saklı) yaptığı başvuralara 'ikramiyeler henüz bakanlıktan gönderilmediği için ödeme yapamıyoruz' yanıtı aldığını söylüyor. Ancak, hakkını alana dek işin peşini bırakmayacağını da belirtiyor. Ayıp, gümrüklerin neden delik deşik olduğu anlaşılıyor. Kaçakçılığı önlemeye yönelik özendirici yasa çıkart, gereğini yapma... Bunun hiç ciddiyetle bağdaşır yanı var mı?

Sürücü kurslarına dikkat

     Trafik canavarı kana doymuyor. Her gün onlarca insan ölüyor. Maddi zarar trilyonlar değerinde. Yakında bayram var ve de tatil sezonu geliyor. Bu konuda iki okurumuzdan gelen önerileri aktarmak istiyorum:
     "Sürücüler ve yayalarca işlenen her suçun karşılığı genellikle para cezası. Bu da etkili olmuyor. Bana göre; alkollü ve uykusuz araç kullanan, ters yöne giren sürücüler, cinayete teşebbüs suçundan yargılanmalı. Böyle bir kararın bir haftada trafik terörünü bitireceğine inanıyorum. Ayrıca geçici süre ehliyet alma yerine, sürücünün altındaki araca el konulmalı." Aziz Kurtuluş
     "Adana'da bir sürücü kursunda öğretici olarak çalışıyorum. Biz ne kadar lise mezunu isek o kadar da, orta ve ilkokul mezunu usta öğretici mevcut. Kağıt üstünde haklarımız var ama; yok. Haftalık izin yapamıyoruz, günlük çalışma saatleri sınırsız. Kişi sertifikasını kursa veriyor, kendisi gelmiyor. Ancak yıllık denetimlerde ortaya çıkıyor. Çalışanların çoğunun belgesi yok." Mustafa Uğur


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr