Tunca Bengin

Tunca Bengin

tunca.bengin@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Siyaset dünyası parti değiştirmeler, belediye başkanı ve milletvekili geçişleriyle oldukça hareketli... Buna kimi ‘çekim merkezi olmak” diyor kimi “halk iradesi ve siyasi etiğe aykırı” diye  eleştiriyor... Ayrışma bölünmeyle yeniden şekillenen ana muhalefet cenahında ise bu anlamda art arda yaşanan sıcak gelişmelerle tansiyon hepten yüksek. Şimdilerde buna “Truva atı” meselesi eklendi birde.. Son derece keskin ve katı çizgilerle taraftarlık ötesi fanatiklik durumu var. İki taraf da kendi bloğunun destek katsayısını artırmak için  sosyal medya platformları üzerinden mahalle baskısı,  siyaseten linç her yolu zorluyor. Farklı bir seçeneğe hoşgörü, müsamaha asla yok. “Tarafını seç” veya “siyaseten ya benimsin ya da kara toprağın!” noktasında... Saflara bakıldığında da taraflar açısından görece bir durum söz konusu... Milletvekilleri, belediye başkanları, il-ilçe teşkilatları odaklı bölme, toplama, hesapları tahterevalli gibi bir o tarafa bir bu tarafa ağır basıyor... Anketlere dayalı olası seçmen davranışları da öyle. Yeni Parti ile ayrıldıkları CHP arasındaki oy oranları inişli çıkışlı barometre misali.. Herkes işine geleni ya da hoşuna gideni referans alıyor, önceliyor. Hoşuna gitmeyenin sorumluluğunu da başkalarına yüklüyor.. Tam bir yankı odası muhabbeti, fanatik tribün taraftarı tavrı söz konusu... Bu durumu Amerikan Hastanesi Psikiyatri Bölüm Başkanı, Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedirhan Üstün kıyaslamalı örneklerle yorumluyor:

Haberin Devamı
Haberin Devamı

★★★

Sosyal kimliğin belki de en güçlü yanlarından biri ahlaki değerlendirmeyi değiştirebilmesidir. Aynı davranış, yapan kişinin hangi gruba ait olduğuna göre farklı algılanabilir.

Bizim oyuncumuz rakibe sert girmişse “mücadeleci”dir.

Onların oyuncusu yapmışsa “kasap”tır.

Siyasette de bizim liderimiz taviz vermiyorsa “kararlı”dır.

Karşı tarafın lideri taviz vermiyorsa “otoriter”dir.

İnsan zihni bunu bilinçli bir sahtekârlık olarak yapmak zorunda değildir. Motivated reasoning  güdülenmiş akıl yürütme dediğimiz süreçte kişi gerçekten de aynı olayı grup aidiyetine göre farklı görebilir.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Önce sonuca varırız. Sonra o sonucu destekleyen gerekçeleri buluruz.

Taraftarlık güçlendikçe hakikatin sorusu bazen:

“Ne oldu?” olmaktan çıkar ve

“Bizim açımızdan ne olmuş olması gerekiyor?” sorusuna yaklaşır.

★★★

Eskiden gazeteci ile yıldız arasında bir aracı ilişki vardı. Bugün futbolcu veya siyasetçi milyonlarca kişiye doğrudan ulaşabiliyor.

Ama algoritmanın kendisi yeni bir aracı haline geldi.

Sosyal medya sakinliği pek ödüllendirmez.

“Bu konuda karşı tarafın da haklı olduğu bazı noktalar var” cümlesi sınırlı etkileşim yaratabilir.

“REZALET!”, “İHANET!”, “BİZİ YOK ETMEK İSTİYORLAR!” çok daha hızlı yayılır.

Çünkü öfke, korku bulaşıcıdır. Ahlaki öfke özellikle bulaşıcıdır.

Böylece dijital ortam yalnız taraftarlığı yansıtmaz; onu üretebilir ve radikalleştirebilir.

★★★

Futbolda yenilginin psikolojik yükünü hafifletmenin en kolay yollarından biri dışsal neden bulmaktır.

“Hakem”, “Federasyon”, “VAR”, “Medya”, “Rakibin lobisi”.

Böylece yenilgi benlik saygısını daha az zedeler.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

“Onlar bizden daha iyi oynadı” demek yerine “hakem bizi yaktı” diyebiliriz.

Siyasal hareketler de başarısızlıklarını dış güçlere, medyaya veya çeşitli komplolara bağlayabilir.

Elbette gerçek hayatta hakemler hata yapar, kurumlar taraflı olabilir, siyasal komplolar da gerçekten var olabilir. Psikolojik açıdan önemli olan bunların hiçbir zaman gerçek olmadığı değildir. Önemli olan açıklamanın sistematik biçimde tek yöne çalışmasıdır:

Başarı bizimdir; başarısızlığımızı başkaları yaratmıştır.

Burada kolektif narsisizm kavramı özellikle açıklayıcıdır.

Kolektif narsisizm yalnızca “biz büyüğüz” düşüncesi değildir. Daha kırılgan bir yapı taşır:

“Biz büyüğüz ama başkaları büyüklüğümüzü kabul etmiyor.”

Bu ikinci cümle çok önemlidir.

Çünkü üstünlük duygusunun yanına mağduriyet eklenmiştir.

Böyle bir dünya görüşünde her yenilgi yeni bir kanıt haline gelebilir.

Hatta paradoksal olarak yenilgi bağlılığı azaltmak yerine artırabilir.

★★★

İnsanlar kendilerine benzeyen insanlarla ilişki kurmaya eğilimlidir. Sosyal medya bunu teknolojik olarak kolaylaştırır.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Benim düşündüğümü düşünenleri takip ederim.

Onlar benim beğendiğim içerikleri paylaşırlar.

Algoritma benim hangi içerikte daha uzun kaldığımı öğrenir.

Sonra bana biraz daha fazlasını verir.

Bir süre sonra çevremdeki herkes benim gibi düşünüyormuş hissine kapılabilirim.

Karşı taraf giderek yabancılaşır.

Onlarla gerçek hayatta konuşmadığım ölçüde onları kendi grubumun anlattığı biçimde tanımaya başlarım.

“Sağcı”,“Solcu”,“Gerici”,“Faşist”,“Komünist”,“Hain”.

Etiket, insanın önüne geçer.

Bu noktada karşı tarafın düşüncesini anlamaya çalışmak bile kendi grubumuz içinde şüpheli davranış haline gelebilir.

Fanatizmin en önemli işaretlerinden biri belki de budur:

Merakın kaybolması…