GAYRİMENKUL SEKTÖRÜNDE TÜRKİYE’NİN VE AVRUPANIN EN BÜYÜK FİZİKİ OFİSİNİN VE EKİBİNİN HİKAYESİ

14 Ocak 2021

Değerli okurlarım takip edenler bilirler birçok yazı ve faydalı bilgileri paylaşmanın yanında kendi alanında fark yaratan, başarılı kişilere de köşemde yer vermeye özen gösteriyorum. 2021 yılının ilk röportajını Gayrimenkul sektöründe alanında deneyimli ve çok başarılı sevgili Uğur FER ile gerçekleştirdim. Antalya merkezli bu marka Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük fiziki ofisine sahip ve 200 kişiye yaklaşan sayıda uzmana istihdam oluşturuyor.

Gelin hep birlikte Uğur FER’i yakından tanıyalım.

Sizi yakından tanımak isteriz bize kendinizi tanıtabilir misiniz?

Tabi, çok teşekkürler bu güzel röportaj için. Ben Uğur FER, 1970 Antalya doğumluyum esnaf bir ailenin çocuğuyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Antalya’da bitirdim. Okuduğum yıllarda yazın babamın yanında esnaf kahvesinde çalışıyordum. Yani küçük yaşlardan beri çalışma hayatının içerisindeyim. Kazanmış olduğum üniversiteye o an ki hayat koşullarından kaynaklı olarak gidemedim ve genç yaşta hizmet sektöründe çalışmaya başladım. 1994 de ki ekonomik kriz tüm koşulları yine değiştirdiği için 1996 yılında gayrimenkul sektörüne girdim. 4 yıl alaylı yaptığım mesleğime 2000 yılında sonra kurumsal bir firmada gayrimenkul danışmanı olarak devam ettim. 2008 yılına kadar gayrimenkul danışmanlığı yaptıktan sonra şu an 180 danışmana sahip Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük fiziki ofisi olan işletmemizi kurup o zamandan bu zamana kadar Broker olarak meslek hayatıma devam etmekteyim.

Harika! sizi tebrik ediyorum. Antalya ziyaretimde ofisinizi yerinde görme şansım oldu. Gerçekten harika bir ofis oluşturmuşsunuz.

Çok teşekkürler gerek müşterilerimiz gerekse birçok yatırımcı beğenilerini her zaman dile getiriyor. Amacımız, sadece büyüklük açısından bir fiziki ortam oluşturmak değildi, insanların kendilerini değerli hissedebilecekleri, sosyalleşebilecekleri, tanıtımlarını kurumsal bir yapıda ve profesyonel bir ortamda gerçekleştirebilecekleri dünya standartlarında bir yaşam alanı oluşturmaktı ve sanırım bunu da başardık.

Sektörde gelişiminizi nasıl sağladınız?

Bu mesleki hayatımın içerisinde kendimi geliştirmek adına, 50’nin üstünde yurtiçi ve yurtdışı eğitim, seminer ve konferanslara katıldım. 2009 yılında Arel Üniversitesi ‘’Dijital iletişim ve geleceğin satış teknolojileri’’, 2012 yılında Boğaziçi Üniversitesi ‘’Eğiticinin Eğitimi’’, ‘’İleri broker eğitimi’’, ‘’Maximum sonuçlar için stratejiler’’ eğitimi, uluslararası geçerliliği olan ‘’Ticari Gayrimenkul ACP’’ eğitimi ve yine aynı geçerliliğe sahip ‘’Lüks konut satış uzmanlığı’’ eğitimlerini alarak devam ettim ve daha birçok eğitimlerim, diploma ve sertifikalarım var. Şu an edindiğim bilgileri ekip arkadaşlarıma ofis içerisinde eğitimler vererek içinde bulunduğumuz mesleğimizde bilgili ve deneyimli uzmanlar yetiştirmek için eğitim programları tasarlamaya ve gerçekleştirmeye devam ediyorum.

Yazının devamı...

HİPERBOLİK AZALMA ETKİSİ

22 Aralık 2020

Uzun zamandır çıkmak istediğiniz bir tatil var ve bunun için gerekli finansa sahip, değil misiniz?

Üzülmeyin çünkü şimdi size harika bir haberim var!

Düşünün, hayalini kurduğunuz tatile şimdi sahip olacaksınız. Bunu nasıl mı yapacaksınız? Çok basit tek tıkla sahip olabileceğiniz ‘’Size özel Tatil Krediniz ile’’’ siz bütçenizi düşünmeyin, sadece tatilinizi düşünün. Şimdi tatile çıkın, ödemesine 3 ay sonra başlayın üstelik 9 ay taksitli şekilde ödeyin…

Bu kulağa nasıl geliyor sizce?

Sinirbilim araştırmaları bize insanlar ödeme yaparken beyinlerindeki acı reseptörlerinin uyarıldığını gösteriyor. Bu nedenle ödeme yaparken hepimiz fiziki olarak acı çekeriz ve insanlar ödeme yaparken asla keyif almazlar. Yapılan ödeme ne kadar aşikar ise bu acı daha yükselir. Peşin ödeme daha acı verirken, ertelenmiş ödeme, taksitlendirme, şimdi al sonra öde ya da şimdi al 3 ay sonra öde gibi stratejik yaklaşımlar daha çok işe yarar. Buna ‘’Hiperbolik Azalma’’ etkisi denir.

Tatil için kredi çekmek finansal olarak pek de mantıklı değildir ancak ‘’Hiperbolik Etki’’ nedeni ile insanlara anlık hazlarını hemen karşıladığı, acıyı yani ödemeyi ertelediği için çok daha cazip gelir.

İnsanlar kendilerine satış yapılmasını sevmezler ancak alışveriş yapmaya bayılırlar. Hepimiz bir noktada alışveriş yapmanın hazzına kapılıyoruz sizcede, öyle değil mi? Aslında bu hazzı sağlayan iki konu var; satın aldığımız ürünün ya da hizmetin faydası ve ucuz ya da uygun fiyatın mutluluğu. Yani bir alışverişten aldığımız haz yalnızca o üründen ya da hizmetten elde ettiğimiz faydaya değil o ürünü ya da hizmeti satın aldığımız şartlara göre de değişiyor. Ömrünüzde en az bir kere, hiç kullanmayacak da olsanız çok avantajlı bir ürün ya da hizmet satın almışsınızdır. İşte bu tam olarak ucuz ya da uygun fiyatın sağladığı hazdan kaynaklanıyor. Black Friday çılgınlığı tam da böyle bir şey işte.

İnsanlar Ne’leri değil, Neden’leri satın alırlar? Neden almalıyım? sorusunun cevabı içinde hayallerini tam karşıladığı cevabını vermek gerekir. Unutmayın! Neden sorusunun cevabı 

Yazının devamı...

‘’Kadın Girişimciler’’ alanında bir Dünya rekortmeni

9 Aralık 2020

Değerli okurlarım bu hafta sizlere ‘’Kadın Girişimciler’’ alanında bir Dünya rekortmenini tanıtacağım. İlgi ile takip ettiğim ve çalışma azmini takdir ile karşıladığım bu kişi sevgili Bahar YILDIRIM. Bahar bir Dünya Rekortmeni, evet yanlış duymadınız. Eğitim alanında en çok farklı üniversitede seminer veren iş kadını olarak tescilli Dünya Rekortmenliği var.

Bu başarılı girişimciyi hep birlikte daha yakından tanımak için kendisi ile gerçekleştirdiğim röportajımı aşağıda okuyabilirsiniz. Sizlerin de böylesine etkileyici başarılarınız varsa ve Milliyet’teki köşemde yer almak isterseniz lütfen umitunker@tediegitim.com mail adresimden bana ulaşın ve sizi milyonlarca kişi tanısın.

Hadi gelin şimdi değerli Bahar YILDIRIM’ı daha yakından tanıyalım.

EĞİTİMDE DÜNYA REKORTMENİ BAHAR YILDIRIM / En Çok Farklı Üniversitede Seminer Veren İş Kadını

Merhaba Bahar Hanım, nasılsınız?

Teşekkürler çok iyiyim, siz de öylesinizdir umarım.

Teşekkür ederim. Ben de gayet iyiyim. Öncelikle okuyucularımıza kendinizi tanıtabilir misiniz ?

Mert & Berk isimli 7 yaşında ikiz çocuk annesiyim. Hobilerim arasında dünya üzerindeki farklı kültürleri tanımak, tiyatro, tüplü dalış ve yağlı boya resim yapmak en başta geliyor…

Yazının devamı...

Türkiye'de Bir İlk İş Odaklı Dijital Tanışma

2 Aralık 2020

Değerli okurlarım, sizler için sektörde ilk olan, kendi alanında fark yaratmış kişilerle görüşerek yaptıkları başarılı çalışmaları tanıtmaya gayret ediyorum biliyorsunuz. Bu hafta da çok ilgimi çeken bir oluşumu buluşturmak istedim sizlerle. Sevgili Ziya KIZILTAN ve Ömürden SEZGİN’in bence harika bir girişimleri var. Fikir ve olaya yaklaşımları yeni bir soluk ve fark yaratan cinsten.  ‘’Türkiye’nin iş odaklı ilk dijital tanışma etkinliği’’ ismini verdikleri bu yepyeni ve heyecan verici projeyi gelin onlarla yaptığım keyifli röportaj ile birlikte dinleyelim.

Ziya Bey Hoş geldiniz;

Merhabalar Ümit Bey, hoş bulduk. Çok da mutlu olduk. Milliyet gibi Türkiye’nin en değerli gazetelerinden birine ve değerli köşenize bizi konuk aldınız için teşekkür ederiz.

Rica ederim, sizler ve değerli okurlarımız bizler için çok önemlisiniz. Milliyet olarak tüm konuklarımıza değer veriyoruz.

Türkiye’nin iş odaklı ilk dijital tanışma etkinliği fikri gerçekten harika, ama öncesinde kısaca sizi tanıyabilir mi okurlarımız Ziya Bey?

Yaklaşık 10 yıldır e-ticaret sektöründe çalışmaktayım. Türkiye'nin bu alandaki en büyük kurumsal firmalarında ve start-up’larında çalıştım. Bu süre içinde pozisyonum gereği çalıştığım tüm kurumlarda Türkiye’nin dört bir yanında yüzlerce kişilik eğitim ve konferanslarda, e-ticaretin avantajlarını müşterilere, kobilere ve markalara anlatma fırsatım oldu. Tabii o tarihlerde süreçlerini dijitalleştirip e-ticarete başlayanlar bugün çok mutlular. Pandeminin de etkisi ile e-ticaret pazarı, Türkiye’de ciddi bir sıçrama yaptı. Yeni başlayacaklar da üzülmesinler; çünkü bu pazar hızla büyümeye devam edecek.

Yazının devamı...

Hayatın her alanında insan odaklı tasarım

10 Kasım 2020

Onlarca yazıma gösterdiğiniz ilgi için milyonlarca teşekkür ederim. Yakından takip edenler biliyorlar ki iş dünyasına ve insan gelişimine özel köşe yazılarımın dışında alanında başarılı ve önemli insanlarla da röportajlar yapıyor ve sizlerin de onları yakından tanımasını sağlamayı amaçlıyorum. Bu röportajım Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu Endüstriyel Tasarımcı Ömer Faruk ALBAYRAK ile. Kendisine ‘’Hayatın Her Alanında İnsan Odaklı Tasarım’’ı sordum. Çok keyif aldığım röportajı aşağıda paylaşıyorum.

Ömer Bey Merhaba, nasılsınız?

Merhabalar, çok iyiyim sizler nasılsınız?

Ben de gayet iyiyim, özellikle bu pandemi sürecinde iyiyim demek dahi insana iyi geliyor.

Kesinlikle katılıyorum size.

Milliyet okurları adına sorularım olacak size öncelikle sizi tanımak isteriz.

Ben Ömer Faruk ALBAYRAK. Trabzonlu köklü bir aileden geliyorum. Samsun’da kurulan ve 1950’li yıllardan 2000’li yılların başına kadar Türkiye’nin en büyük saat ve gözlük mağazasının sahibi olan sevgili dedem Hasan ALBAYRAK’ın torunuyum. Endüstriyel Tasarımcı olmamın en önemli nedeni çizim yeteneğim, bunu da aslen aileden alıyorum. Kısa bir anekdot paylaşmak isterim sizinle. 1950’li yıllarda çok okunan bir gazetenin açtığı karikatür yarışmasında dedem 1. olur ve İstanbul’a eğitime gönderilmek istenir ancak büyük dedemin mani olması yüzünden dedem Hasan ALBAYRAK Samsun’da ticarete atılır işte bizim hikayemiz burada başlar… 2. olarak İstanbul’a gönderilen yarışmacı Cumhuriyet tarihinin gelmiş geçmiş en büyük karikatüristlerinden biri olur. Bu noktadan sonra dedem de aynı benim gibi mesleğine sanatını ve tasarımını katarak Türkiye’nin özellikle Karadeniz’in birçok meydanlarında bulunan saat kulelerinin dizaynlarını ve mekaniklerini tasarlar. Kendisi İstanbul’a gidemediği için Rahmetli Bekir Sıtkı ALBAYRAK’ı 1968 senesinde Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Mimarlık bölümüne eğitime gönderir. İşte ben, Türkiye’nin bir dönemine fedakarlıkları ve gayreti ile damga vurmuş olan Mimar Bekir Sıtkı ALBAYRAK’ın oğluyum.

Yazının devamı...

İlham veren konuşmacıların kurumsal dünyaya etkileri ilham veren bir konuşmacı nasıl olunur?

16 Ekim 2020

Son zamanlarda tanıdığım en enerji dolu, en pozitif ve en hızlı sonuç alan insanlardan biri Gizem BADAL Kendisi uzunca zaman birçok uluslararası markada çalışmış, ardından kendi girişimini hayata geçirmiş bir kadın girişimci. Oldukça başarılı işlere imza atan Gizem Hanım ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Son dönemlerde daha fazla popüler olan ve yeni bir kariyer alanı olarak da gösterilen ‘’İlham Veren Konuşmacı’’ olmak konusuna ve bu profesyonel dünyaya dair merak edilenleri sordum. Gelin hep birlikte tüm bunlara göz atalım.

Son dönemde çok popüler hale gelen bir sektörün içindesiniz. Özellikle pandemi döneminde herkes canlı yayın ve konuşma yapmak hevesindeydi. Bu kadar kolay mı konuşma yapmak? Konuşmacı olmak?

Elbette değil! İyi bir bilgi birikimi, uzmanlık, çok çalışma gerektiren ama çok keyifli bir iş.

Yaptığınız işi biraz anlatır mısınız?

Mirador, her kesimden dinleyiciyi konusunda uzman yerli ve global konuşmacılarla toplantı ve webinarlarda buluşturan, markaların hedef ve ihtiyaçlarına göre içerik geliştirerek farklı deneyimler yaratan bir konuşmacı ajansı. Konuşmaların yanı sıra ihtiyaca yönelik ve kuruma özel eğitim ve atölyeler tasarlıyoruz. Program sunucusu, kurumsal aktivite ve oyunlar gibi etkinlik çözümleri de sunuyoruz.

Portföyünüze katılacak yerli ve yabancı konuşmacıları nasıl belirliyorsunuz?

Yaptığı işe saygı gösteren, bilgi ve gelişimin önemine inanan, konusunda uzman herkes ile iş ortaklığı yapabiliriz. Biz sürekli araştırma ve takip halindeyiz. Herkesi ve her şeyi. Konuşmacılar da bize ulaşıyorlar. Karşılıklı birbirimizi tanıyoruz. Birlikte içerik çalışıyor ve başlıkları, sunumu ortaya çıkarıyoruz.   

Yazının devamı...

Zengin Olmanın Yolları Nelerdir? ‘’Nasıl Zengin Olurum?’’ diyenler için yapılması gereken şeyler

6 Ekim 2020

Eminim birçoğumuz birçok defa ‘’Nasıl Zengin Olurum?’’ sorusunu kendimize sormuşuzdur. Zengin olmanın yollarının neler olduğu konusunda insanların çok fazla düşündüğünü yapılan çalışmalardan biliyoruz çünkü zengin olmak hemen hemen her insanın ulaşmak istediği bir hedef. Mevcut durumunuzdan memnun değil ya da daha iyi bir seviyeye çıkartmak istiyorsanız ve gelirinizi katlayarak artırmak istiyorsanız hedefe ulaşmak için yapmanız gereken önemli adımları sizler için aşağıda sıralıyorum. Eğer bu adımları istikrarlı bir şekilde yaparsanız siz de zenginler kulübüne katılabilir ve istediğiniz gelir seviyesine ulaşabilirsiniz. Elbette şans faktörünün de burada önemli bir belirleyici olduğunu unutmadan ve çok çalışarak bunu başarma ihtimalinizi artırabilirsiniz.

İşte sizlere ‘’Nasıl Zengin Olurum?’’ sorusunu cevaplayacak, Zengin Olmanın Yollarının Neler olduğunu gösterecek önemli ipuçları;

Sadece Zengin olmak için değil hayatın tüm alanında olması gereken bir konu ‘’Aktif olmalı ve daima harekete geçmeye hazır olmalısınız.’’ ‘’Gezen Kurt Aç Kalmaz’’ Atasözünü hepimiz biliriz. Şans denen faktörün fırsatları görmek ya da görmemek konusuna bağlı olduğu aşikâr. Gün içinde insanların karşısına bir dolu fırsat çıkar kimileri bunu görür, kimileri ise göremez. İşte şansınızı kendinizin yaratması da böyle bir durumdur. Aktif olun ve hareket halinde olun mutlaka bunun karşılığını göreceksiniz.

 

Zengin insanların en önemli özelliklerinden biri de iyi bir çevreye (iyi bir networke) sahip olmalarıdır. İyi bir çevre birçok konuda işlerinizi kolayca çözebilmenizi, ticaret yapabilmenizi ya da yeni fırsatlar oluşturabilmenizi sağlar. Ayrıca Doğru zamanda, doğru yerde olmanız da önemlidir. Çünkü 1. maddede açıkladığımız aktif olma fırsatlara açık olmayı da sağlar. Derin içgörüler geliştirmeli ve bunları değerlendirmelisiniz. Yüksek özveri ve yüksek motivasyonda bu konuda son derece önemli. Hiçbir başarı kolay elde edilemez bu nedenle başarılı insanların dahi bu başarıya sahip olabilmek için ne kadar zaman harcadıklarını bir düşünün.

 

Çok sayıda insan maaşları ile zenginler listesine ulaşmış durumda. İyi eğitim, iyi bir marka ve son derece güçlü bir çevre ile siz de bu fırsatı elbette yakalayabilirsiniz tabi bunun için zamanınız geçmediyse. Kendi işinizi kurmak bir yerde maaşlı çalışarak elde edebileceğiniz tüm imkanlara göre hem çok avantajlı olabilir hem de dezavantajlı olabilir. Girişimcilik yapısı itibari ile bu riski her zaman barındırır fakat zengin olma ihtimalinizi de her zaman açık tutar. Bu nedenle kendi öz disiplininiz, yüksek öz verili çalışmalarınız ve sabrınız ile doğru pazarda, doğru ürün ya da hizmetle yer alırsanız kitleler tarafından tercih edilme ihtimaliniz her zaman var olacaktır. Maaşlı bir işte ise bu ve buna benzer fırsatları yakalamanız çok ama çok zordur. Bu nedenle girişimci olmak yeni iş fikirleri ile ürün ya da hizmetinizi pazara arz etmek zengin olabilmek açısından iyi bir fırsattır.

 

Yazının devamı...

İKNA EDİCİ İLETİŞİM VE İKNANIN PSİKOLOJİSİ

13 Ağustos 2020

İKNA NEDİR?

 
Brembeck ve Howell’e (1952: 24) göre ikna “önceden belirlenmiş sonuçlara ulaşmak amacıyla, bilinçli olarak, insan güdülerinin manipülasyonu yoluyla düşünce ve eylemlerin değiştirilmesi girişimi” dir. Aynı bilim adamları 1976’da (s. 9) iknayı çok daha yalın bir ifadeyle tanımlama yoluna giderler ve ikna için “bireylerin seçimlerini etkileme amaçlı iletişim” şeklinde bir tanım yaparlar. Reardon (1991: 2), iknayı “ikna çabası içinde olan bireyin, çeşitli duygusal ve bilişsel teknikler yoluyla bir başka bireyin belirli bir davranış, inanç ya da tutumu benimsemesine rehberlik etmek” şeklinde tanımlar. Raven ve Haley ise iknayı, (1982: 427), “bir bireyin etkisiyle birey ya da bireylerin biliş, tutum ya da davranışlarında değişiklik yaratılması” şeklinde tanımlarlar. 1 Bu açıklamalar da bizlere gösteriyor ki İkna, kişilerarası iletişimde son derece önemli ve güçlü bir kavramdır. İkna hayatımızın her alanında var olmakta, her an kullanılmaktadır. Siyasal iletişimde, Kitle iletişim araçlarında, (reklamlarda, filmlerde v.b.) Anne-Baba-Çocuk üçgeninde, duygusal ilişkilerde, iş hayatımızda v.b. birçok yerde iknaya başvurduğumuz gözlemlenmektedir. Ancak bir takım temel teknikler içeren ikna salt sözlü iletişimde değil, beden dili gibi güçlü sözsüz iletişimde de geçerlidir. Bir insanı ikna edebilmenin temel noktası onunla uyum içerisinde olmaktan geçer. Uyum kişiyi ‘’ikna edici’’ ile aynı çizgiye getirerek, empati kurmasını kolaylaştıran duygusal bir bağ kurarak konu ya da konular hakkında ‘’Evet’’ veya ‘’Hayır’’ demesini istediğimiz noktada elde etmek istediğimiz cevabı vermesini sağlamaktır.

1 Demirtaş H. Andaç (2004) ‘’Temel İkna Teknikleri: Tutum Oluşturma ve Tutum Değiştirme Süreçlerindeki Etkilerinin Altında Yatan Nedenler Üzerine Bir Derleme’’ Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi S.74

Yazının devamı...