Bel Fıtığı İyileşir mi ?

28 Mart 2020

Bel Fıtığı İyileşir mi ?

Omurga, vücudun üst kısmında bulunan iskelet sisteminin temelini oluşturur. İnsan omurgası, omur dediğimiz kemikler ve bu kemikler arasında bulunan ve amortisör görevi gören disklerden oluşur. Omurga, vücut ağırlığını taşıyarak vücudumuzun düzgün durmasını sağlar. Vücut ağırlığının büyük bir bölümünü omurganın bel kısmında bulunan 5 adet omur ve disk taşır. Bel fıtığı; bel bölgesinde bulunan bu disklerin her hangi bir sebebe bağlı olarak veya omurga kemiklerinde meydana gelen bozulmalar sonucu oluşur. Yıpranan, dejenere olan ya da kayan diskler omurilikten çıkan sinirlere baskı uygulayarak şiddetli ağrılara yol açar.

Bel Fıtığı Neden Olur, Belirtileri Nelerdir?

Bel fıtığı oluşumuna yol açan diskin kayması ya da bu yapının dış bölümünün yıpranması, birçok farklı nedene bağlı olarak meydana gelebilir. Ancak bel fıtığına neden olan etkenlerin başında yaşlanma ve dejenerasyon, aşırı kilo ve ağır yük kaldırmaya bağlı ani gerilimler yer alır. Özellikle bel bölgesi, karın bölgesi kaslarınında bu duruma bağlı olarak gücünü kaybetmesiyle de fıtık problemi kaçınılmaz bir gerçek halini alır. Bel fıtığı oluştuktan sonra vücutta bazı belirtiler meydana gelir. Bu belirtilere değinecek olursak...

Burada değinilen belirtilerin tamamı ya da bir kısmı sizde de mevcutsa hemen uzman bir hekime danışın. Hekiminiz standart bir klinik muayenesi, röntgen ve MRI gibi tetkiklerle bel fıtığı rahatsızlığınızın olup olmadığını ortaya koyacaktır. Burada hekim tarafından teşhis ve tanı koyulduktan sonra mevcut durumunuza göre uzman bir fizyoterapist'e danışmanız fıtık probleminizden kurtulmada etkin, etik ve başarılı bir davranış olacaktır.

Bel Fıtığı Tedavisinde Fonksiyonel Tıp

Uzman hekim tarafından bel fıtığı teşhisi konulduktan sonra tedavi aşaması başlar. Halk arasında bel fıtığı tedavisi için yaygın olarak bilinen tedavi yöntemi ameliyat olsa da, aslında cerrahi müdahale en son tercihtir. Bel fıtığı tedavisinde cerrahi müdahale zorunluluğu olan vakaların sayısı yalnızca %2'dir. Geriye kalan vakaların tedavisi için en etkili yöntemlerin başında fizyoterapi ve rehabilitasyon gelir. Fizyoterapi; farklı nedenlerle kaybedilen fonksiyonel hareketleri geri kazandırmak için yapılan;

-Manuel Terapi

Yazının devamı...

Listezis 'bel kayması' nedir?

25 Mart 2020

Listezis "Bel Kayması" Nedir?

Tıp Dünyası arasında listezis olarak anılan halk arasında bel kayması olarak bilinen bu rahatsızlık pek çok farklı nedenlerden omurga kemiklerinin öne ya da arkaya doğru kayması ile ortaya çıkan rahatsızlıktır. Omurgalar, normal durumda üst üste ve bir düzen halinde dizilidir. Bu dizilim, bütünsellik içerisinde aralarında bulunan eklem ve bağ dokularıyla birbirlerine bağlıdır. Her omurganın arasında bulunan disk ve faset eklemleri vardır. Ön bölümünde olanlara disk eklem, arka bölümünde olanlara faset eklem denir.

Bel kayması durumunda, omurlardan biri öne ya da arkaya doğru hareket eder. Gerçekleşen bu kayma hareketine bağlı olarak omurlar arasındaki dokular sıkışır. Yine omurların içinde bulunan omurilik ve sinirler de sıkışır. Böylece başta bel ağrısı olmak üzere kalçada, bacaklarda ve ayak parmaklarında ağrı, karıncalanma, yanma ve uyuşma gibi nörolojik semptomlar ortaya çıkar.

Bel Ağrılarına Dikkat! Bel Kayması Nasıl Teşhis Edilir?

Bel ağrısı şikayeti ile doktora başvuranların yaklaşık olarak % 10'u, yapılan muayene ve tetkikler sonucunda bel kayması teşhisi alır. Kadınlarda erkeklere göre daha sık rastlanılır. Bel kayması vakaları çoğunlukla genetik yatkınlık, yaş, hayat tarzı, beslenme bozuklukları, hareketsizlik, ön ağırlık denilen göbeklenme ve kazalara bağlı olarak görülür. İlk ve en mühim tanı, bel ağrısı olmasına rağmen bazı hastalarda bel ağrısı şikayeti görülmeyebilir. Şikayetler sadece eğilirken, ayağa kalkarken, otururken ve yataktan doğrulurken görülebilir. Bel kayması belirtileri, sorun tedavi edilmediği sürece devam eder. Çoğu zaman da artış gözlenir. Hasta, bel ağrısı şikayeti ile doktora başvurduğunda doktor ilk önce hastanın ayrıntılı olarak öyküsünü dinler. Ardından fizik muayene yapılır ve eğer gerekli görülürse ek tetkik olarak radyolojik görüntüleme ister. Yapılan değerlendirme sonucunda bel kayması teşhisi koyulur. Bel kaymasının şiddetine göre tedavi düzenlenir. Bu tedavi, cerrahi müdahale olabileceği gibi fizik tedavi ve rehabilitasyon ( fizyoterapi ) programının uygulanması'da olabilir. Özellikle cerrahi gerektirmeyen, cerrahi uygulanamayacak olan durumlarda mutlaka fizyoterapist değerlendirmesi şarttır. Fizyoterapi bu hastalar için doğru bir yoldur. Dolayısıyla bu konuda teşhis ve tanı hekim tarafından koyulduktan sonra mutlaka bir fizyoterapist'e de başvurmanız sizin için en sağlıklı yol olacaktır.

Bel Kayması Tedavisi Nasıl Yapılır?

Bel ağrısı şikayetiyle hasta doktora başvurduğunda ayrıntılı olarak anamnez alınır yani hastanın öyküsü dinlenir. Ardından fizik muayene yapılır. Hekimin isteği üzerine yapılan radyolojik görüntüleme ile eğer varsa bel kayması teşhisi koyulur. Bel kaymasının çeşidine ve şikayetlere göre tedavi düzenlenir. Bazı vakalarda istirahat etmek yeterli olabilir. Bazı durumlarda da karın ve sırt kaslarını güçlendiren egzersiz programları tedavi için önerilir. Bel kaymasının şiddetine bağlı olarak doktor, hastayı fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümüne yönlendirerek, kendisine özel bir program oluşturulmasını önerebilir. Diğer bir seçenek de ilaçla tedavidir. Çok ilerlemiş olan durumlarda ise omurganın eski yapısına kavuşması için cerrahi operasyon gerekir.

Bel Kaymasında (Listezis) Bütüncül Fizyoterapi Yüksek Başarı Oranına Sahip !

Yazının devamı...

Tendinozis nedir?

24 Mart 2020

Tendinozis Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Vücutta bulunan tüm kas yapılarını kemiklere bağlayan yapılara tendon denir. Tendonlar vücut mekaniğinde kaslar ve kemikler kadar önemli yapılardır. Görev ve etkileri yüksek kıymetli yapılar olarak bilinir. Tendon nedir ? sorusunun cevabının önemi de bu açıklamayla birlikte anlaşılabilmektedir. Tendonlar kaslar ve kemik yapılarda problem olmasada bunların sorumluluklarını alarak kendilerini feda edebilir özel yapılardır. Kendi fedakarlıkları ile ortaya çıkan bazı tendon rahatsızlıkları vardır. Bunlardan en bilineni; Tendinozis olarak bilinen tendon dokularının yıpranması problemidir.

Tendinit Nedir?

Tendinit denilen rahatsızlıkta yine tendon problemlerinin en başında gelir. Tendinit ile tendinozis tendon problemleri arasında sıklıkla karıştırılır. Tendinit, tendonlarda iltihaplanma ve tahribatı temsil eder. Tendinozis problemlerinde ise iltihaplanma yoktur ve tendinozis hastalarında her zaman enfeksiyon görülmeyebilir. Tendinit tendonda ki yaralanmalar sonucunda açığa çıkan iltihaplanma, tendinozis ise kronik olarak fazla kullanıma bağlı olarak gelişen yıpranma olarak yorumlanabilir. Konumuz Tendinozis Nedir ? Nasıl tedavi edilir ? olduğu için bu yazımızda tendinozis konusu anlatılacak ve tendinit problemlerine bir başka yazımızda yer verilecektir.

Tendinozis Nasıl İyileşir?

Tendinozis hastalığına bağlı olarak görülen tendon hasarlarına vücudun farklı bölgelerinde rastlanabilir. Tendon hastalıkları her yaş grubunda cinsiyet farketmeksizin ortaya çıkabilir. Ancak spor yapan yetişkinlerde, bazı enfeksiyonel hastalıklarda ve travmalar sonucunda yoğun kas iskelet sistemi kullanımına bağlı olarak, önlem alınmadığı takdirde ihtimallerin artması görülebilir. Tendon problemleri omuz, kalça diz, başparmak ve aşil tendon denilen yapının geçtiği ayak bileği bölgesinde daha sık ortaya çıkar. Tendonlarda yaşanan şişme ve ağrı sonucunda doktorunuz ilk olarak fiziksel muayeneyi yapar. Tendinozis’in seviyesini belirlemek için ek testler gerekir. Tam tanı koyabilmek için MR, röntgen ve ultrason çekimine ihtiyaç duyulur. Böylece tendinozis belirtilerinin altında farklı bir hastalık olup olmadığı da analiz edilir. Doktorunuzun önerdiği uygulamaları fizyoterapistinize de danışarak düzenli olarak takip edip uyguladığınızda tendon tahribatlarını kontrol altına alabilirsiniz.

Tedavi Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

·

Yazının devamı...

Avesküler nekroz nedir?

22 Mart 2020

Avasküler Nekroz Nedir?

Avasküler nekroz (AVN), femur olarak da bilinen uyluk kemiğinin baş kısmında görülen bir hastalık. Üst bacak kemiğinde meydana gelen AVN, bu bölgede deformasyona neden olur. Kasıkta hafif bir sızıyla kendini gösterir ve zaman içerisinde hastanın yaşam kalitesini düşürmeye başlar. Şiddetli ağrıya neden olan bu hastalık, ileri evrelerde yürüme güçlüğü yaratır. Uygun tedavi yöntemlerinden yararlanarak femur’un geri dönüşü olmayan deformasyon sürecine engel olabilirsiniz.

Avasküler Nekroz Neden Görülür?

Avasküler nekroz görülme sıklığını arttıran en önemli etken travmadır. Çeşitli dış etkenlerin neden olduğu kırıklar ve travmalar AVN oluşumunu tetikler. Kalça ve femur bölgesine uygulanan çeşitli operasyonların da AVN’yi tetiklediği biliniyor. Bunların dışında orak hücreli anemi ve gut hastalığına sahip olmak, beslenme bozuklukları ve hareketsizlik durumlarıda avasküler nekroz riski oluşturuyor. Fazla alkol kullanımı ve sigara kullanımıda AVN oluşumunu ciddi oranda arttırır.

Avesküler Nekroz’da Psikonöroimmünoloji

Gelişen fonksiyonel tıp ve bütüncül yaklaşım bilinciyle adından sıkça bahsedilmeye başlanılan bir yaklaşım olarak sık sık psikonöroimmünoloji alanını artık duymaktayız. Psikonöroimmünoloji, zihinsel rahatlama sonucu kişinin yaşamındaki stres ve panik gibi olumsuz durumların azaltılması hatta yok edilmesine yönelik bir tedavi-terapi biçimidir. Avasküler nekroz tedavisinde de ilaçların ve cerrahi müdahalenin yeterli olmadığı durumlarda psikonöroimmünolojik yaklaşımlardan aktif olarak yararlanılır. İlaçlar ve cerrahi uygulamalardan her zaman yeterli oranda başarı elde edilemeyebilir. Erken teşhisle birlikte psikonöroimmünolojik terapilerden yararlanılarak hastalığın seyrinde olumlu bir süreç başlatılabilir. Bu terapilere ne kadar erken başlanırsa tedaviden etkili sonuçlar alma ihtimaliniz de artar. Bu durumlarda bütüncül yaklaşımın önemi asla unutulmamalıdır.

Avesküler Nekrozda Yardımcı Tedavi Yöntemleri Olumlu Sonuçlar Veriyor

Avasküler nekroz tedavisinde hastanın ihtiyacına, yaşına ve sağlık durumuna uygun olarak ilgili hekimin teşhis ve tanısı öncülüğünde; fizyoterapi-rehabilitasyon, manuel terapi, egzersiz, psikonöroimmünoloji, osteopati gibi ilaç ve iğnesiz metotlardan yararlanılabilir. Bunlara ek olarakta ilgili bir uzman hekimden tedavilerinizi destekleyici ozon terapisi, bitkisel tedaviler ve akupunktur uygulamalarından da yararlanılabilir.

Yazının devamı...

Nasır nedir, nasıl geçer?

10 Mart 2020

Nasır nedir?

Ayaklarımız bazen bizi gün boyunca taşıyan, belki de vücudumuzun en önemli parçalarındandır. Vücut ağırlığımızın taşıyıcısı ayakların sağlığı da bu yüzden çok önemlidir. Çünkü tıpkı bir binanın zemini gibi insan doğasınında zemini ayaklarıdır ve büyük önem taşır.

Pek çoğumuz farkına varmadan yanlış basarız, bu durum topuk, diz, hatta sırt ağrılarına bile yol açabilir ve bu durum bir çoğumuzun aklına bile gelmeyebilir. Ta ki bir bütüncül fizyoterapi ve fonksiyonel tıp fizyoterapisti bir uzmanla karşılaşıncaya kadar tabi. Modern yaşamla birlikte bilinçsizce, ayak sağlığını kötü etkileyen ayakkabılar giyildiğinde ise ayaklarda bir takım problemler oluşur. Bunlardan kişileri en çok rahatsız edenlerden biri de nasır problemidir.

Nasır nasıl oluşur?

Ayak tabanında veya çevresinde tekrarlanan sürtünme, basınç, tahriş gibi etkenler sonucu deride cilt kalınlaşması olarak kendini gösteren durumun adıdır nasır. Zaman zaman ağrı veren nasırın, fizyoterapistler, ortopedistler ve ayak sağlığı uzmanları olan podologlar tarafından özellikle ayağa iyi oturmayan ayakkabılar, bozuk duruş, kötü iskelet ve kas sistemi bozuklukları sebebiyle oluştuğu belirtilir. Nasır, çoğu zaman ayak ve ayak parmaklarında ya da el ve parmaklarda da gelişebilir.

Nasır tedavisi nasıl yapılır?

Öncelikle bu konuda mutlaka uzman desteği almanız gerekmektedir. Sizler neler yapabilirsiniz konusunda biraz bilgi verecek olursak; Nasır tedavisi konusunda öncelikle sizin kolayca uygulayabileceğiniz basit ipuçlarından söz edebiliriz. Örneğin nasırlı bölgeyi ılık suda bekleterek işe başlayabilirsiniz. Yaklaşık 5-10 dakika arası beklettiğiniz bölgeyi bir ponza taşı ile dairesel hareketlerle ovabilirsiniz, böylece ölü deriyi çıkarmak mümkün olabilir. Aşırı sert yapmayın çünkü bu kanamaya ve tahrişe yol açabilir. Ardından nasırı yumuşatmaya yarayan bir losyonla nemlendirebilirsiniz. Kendiniz yapamıyorsanız nasır tedavisi için, ayak sağlığı ve bakımı konusunda uzman bir podologdan destek alabilirsiniz. Ayaklardaki nasırlar yanlış bir yürüyüş hareketinden, yanlış basış problemlerinden, kilo faktöründen dolayı da gelişir, ancak pek çoğu kötü oturan ayakkabılardan ve bozuk basış durumlarından kaynaklanır. Ortopedik olmayan ya da yüksek topuklu ayakkabılar bu konuda pek de masum değildir, bu yüzden özellikle kadınlar erkeklerden daha çok bu probleme maruz kalırlar.

Nasır probleminin tedavisinde ortopedik tabanlık kullanımı çok önemli!

Yazının devamı...

Manuel terapi nedir?

27 Şubat 2020

Manuel Terapi Nedir, Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

Günümüzde zor hayat şartları, stres ve yorgunluk, vücudumuzdaki kasların istemsizce kasılmasına yol açar. Hareketsizlik, kötü beslenme, uyku bozuklukları gibi birçok etken omurgamızda ve eklemlerimiz de hasarlar meydana gelmesine neden olur. Giderek hareketlerimiz kısıtlanır ve dayanılması güç ağrılar eşlik eder. Tüm bunlar yaşam kalitemizi yavaş yavaş düşürür... Ancak dilerseniz manuel terapi ile kaslarınızı, eklemlerinizi ve sinir sisteminizi, dolayısıyla tüm vücudunuzu rahatlatabilir; böylelikle siz de huzurlu bir nefes alabilirsiniz.

Manuel Terapi Nasıl Uygulanır?

Patolojik olmayan ve manuel terapi’ye uygunluğu olan kişilerde kronik yada akut ağrıların giderilmesinde ve tedavisinde en etkili yöntemlerden biri kuşkusuz manuel terapidir. Kısaca, özel tekniklerle yapılan, sadece elle uygulanan, cihaz ya da makineye ihtiyaç olmadan yapılan fizyoterapi şekli olarak tanımlayabiliriz manuel terapiyi. Ortopedik rahatsızlıkları olan hastalarda çok yüksek oranda iyileşmeyi sağlayan tedavi, ilaçsız ve ameliyatsız olduğu için kolayca uygulanabilir. Özel teknik ve farklı uygulamalar içeren manuel terapi yöntemi sayesinde, hastaların gereksiz ameliyatları önlenir ve daha konforlu yaşaması hedeflenir. Poztizometrik, relaksasyon, maniplasyon ve mobilizasyon adlarından oluşan, mutlaka uzman bir fizyoterapist tarafından uygulanması gereken yöntem ve teknikleri kapsar ve bu tekniklerden hastaya uygun olanı kullanılır.

Genellikle boyun fıtığı, bel fıtığı, kas spazmı, kas gerginliği ağrılarını ve eklemlerdeki fonksiyonel bozuklukları gidermek için tercih edilir. Eklemlerdeki hareket kısıtlığını düzeltir, bel, boyun ve fıtık ağrılarında fayda sağlar. Dünyada bilinirliği yeni yeni başlasa da aslında kökeni yüzyıllar öncesine tıbbın babası Hipoktar’a kadar dayanır. Ülkemizde de yeni yeni uygulanmaya başlan manuel terapiyi "el ile tedavi" adı ile siz de duymuş olabilirsiniz. Bu özel teknik manuel terapist dediğimiz özel eğitim almış manuel therapist ünvanına sahip uzman terapist kişiler tarafından uygulanır. Tecrübeli manuel terapist vücuttaki sorunun nedenini fizyoterapiye özgü çeşitli testler yaparak bulur. Bireyin eskisi gibi ağrısız hareket etmesini sağlamak için de elle tedavi yöntemini profesyonelce uygular.

Manuel terapinin diğer tedavi yöntemlerine göre birçok avantajı vardır. İlaç kullanımı gerektirmez ve herhangi bir yan etkisi yoktur. Çok kısa sürede iyileşme sağlar. Ağrının büyük kısmı ilk uygulamada gider. Elle dengeleme yapılarak omurganın hizalanması sağlanır. Özel teknik, bilgi ve beceri isteyen bir yöntemdir. Hastanın vücudundaki sorunlar özel testlerle değerlendirilir. Sorunun ana kaynağı bulunur. Kişiye ve hastalığa özel tedavi ve teknik uygulanır. Doğru ellerde yapıldığında hayat kalitesini arttıran etkili, harika bir yöntemdir. Bütüncül çalışma ilkesiyle mutlak egzersiz ile kombine ilerler. Bu durum kalıcılığı ve etkiyide arttırır.

Manuel Terapi Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

· Boyun rahatsızlıkları; boyun fıtığı, boyun düzleşmesi ve boyunla alakalı baş ağrıları

Yazının devamı...

Hareket Etmeyin; Koşun!

9 Ağustos 2019

Hareketli bir yaşamın sağlığı beraberinde getirdiğini uzun bir süredir duyuyorsunuz. Çevrenize baktığınız zaman; çok yoğun bir şekilde çalışan, gün içinde sürekli hareket halinde olan insanlarda bel fıtığı, boyun fıtığı gibi hastalıkların fazlalaştığını görüyoruz. Bu durum hareketin tek başına sağlık üzerinde etkili olmadığını gösteriyor. Vücudumuz artık yeni dünya düzenine alışma aşamasında. Omurga yapısı yeniden şekilleniyor ve vücudunuzun sistemleri yeni bir hareket algısına kavuşmaya başlıyor. Uzmanlar tarafından yapılan araştırmalar gösteriyor ki egzersiz yapan biri ile koşan biri karşılaştırıldığı zaman; koşan kişinin bel fıtığı ve boyun fıtığı olma riski giderek azalıyor. Fıtığın Temel Nedeni: Yanlış Egzersizler, Yanlış Beslenme.. . Bilinçli ve holistik fizyoterapi yöntemlerini benimseyen uzman fizyoterapistler, kişilerin hayatlarına yeni dünya düzeninde mutlaka koşunun da bir etken olarak girmesi gerektiğini savunuyorlar. Holistik fizyoterapi yöntemi; hastaların sadece hastalığı ile ilgilenen bir yöntem değil. Hastanın, neden hasta olduğu da en az hastalığının hızlı bir şekilde tedavi edilmesi kadar önemli. Bu yönteme bütüncül bakış açısı diyoruz. Özellikle; bel fıtığı ve boyun fıtığı yaşayan hastalar için bu yöntem son derece önemli. Doktorunuz bilinçli bir fizyoterapist ise hastalığın temellerine inmesi gerektiğini bilecek ve size holistik fizyoterapi yöntemini uygulayacaktır. Bu tarz fıtık hastalıklarının genel anlamda nedeni; yanlış egzersizler, yanlış beslenme sonucu alınan kilolar olarak karşımıza çıkıyor. Araştırmalar Diyor Ki: Koşan İnsanlar Çok Daha Sağlıklı!Kilo vermeniz ve egzersizlerinizi düzenlemeniz zor olabilir. Yeni dönemde insan bünyesi hem kadın hem de erkek için egzersizlere seri bir şekilde karşılık veremiyor. Diyet ve benzeri uygulamalar ise kişinin sağlığı üzerinde tek başına yeterli değil çünkü metabolizma hareket isteyen bir yapıya sahip. Daha önce bel fıtığı ya da boyun fıtığı geçirdiyseniz; hayatınızda ciddi yanlışlar var ve bunları düzeltmeniz gerek demektir, aksi halde yeniden bu sorunlar ile karşılaşmanız mümkündür. Fizyoterapist bu durumda eğer bütüncül bir bakış açısına sahipse; sizin sorununuzun ana kaynağını aramaya başlayacaktır. Genel olarak sorun; yanlış egzersiz ve kilo sorunu olduğu için bu sorunlar ile baş etmenin en sağlıklı yolu koşmaktır. Araştırmalar koşan insanların çok daha sağlıklı bir boyun ve bel yapısına sahip olduğunu gösteriyor. Tehlikeli bir egzersiz olmadığı için pahalı bir eylem olmadığı için herkes rahatlıkla yapabilir. Yeni başlayanlar bir anda uzun mesafeler kat etmesine gerek yok; 3 dakika tempolu yürüyüş ve 1 dakika koşular ile ilk aşamada bünyenizi koşmaya hazırlamanız mümkün. Zamanla süreyi uzatmaya başladığınız zaman koşunun vücudunuzdaki etkilerini siz de göreceksiniz.

Hareketli bir yaşamın sağlığı beraberinde getirdiğini uzun bir süredir duyuyorsunuz. Çevrenize baktığınız zaman; çok yoğun bir şekilde çalışan, gün içinde sürekli hareket halinde olan insanlarda bel fıtığı, boyun fıtığı gibi hastalıkların fazlalaştığını görüyoruz. Bu durum hareketin tek başına sağlık üzerinde etkili olmadığını gösteriyor. Vücudumuz artık yeni dünya düzenine alışma aşamasında. Omurga yapısı yeniden şekilleniyor ve vücudunuzun sistemleri yeni bir hareket algısına kavuşmaya başlıyor. Uzmanlar tarafından yapılan araştırmalar gösteriyor ki egzersiz yapan biri ile koşan biri karşılaştırıldığı zaman; koşan kişinin bel fıtığı ve boyun fıtığı olma riski giderek azalıyor.

Fıtığın Temel Nedeni: Yanlış Egzersizler, Yanlış Beslenme.. .
Bilinçli ve holistik fizyoterapi yöntemlerini benimseyen uzman fizyoterapistler, kişilerin hayatlarına yeni dünya düzeninde mutlaka koşunun da bir etken olarak girmesi gerektiğini savunuyorlar. Holistik fizyoterapi yöntemi; hastaların sadece hastalığı ile ilgilenen bir yöntem değil. Hastanın, neden hasta olduğu da en az hastalığının hızlı bir şekilde tedavi edilmesi kadar önemli. Bu yönteme bütüncül bakış açısı diyoruz. Özellikle; bel fıtığı ve boyun fıtığı yaşayan hastalar için bu yöntem son derece önemli. Doktorunuz bilinçli bir fizyoterapist ise hastalığın temellerine inmesi gerektiğini bilecek ve size holistik fizyoterapi yöntemini uygulayacaktır. Bu tarz fıtık hastalıklarının genel anlamda nedeni; yanlış egzersizler, yanlış beslenme sonucu alınan kilolar olarak karşımıza çıkıyor.

Araştırmalar Diyor Ki: Koşan İnsanlar Çok Daha Sağlıklı!

Yazının devamı...

Sinir Sıkışmasına Bütün Bakış

18 Nisan 2019

Tuzak Nöropatide (Sinir Sıkışması) Fizyoterapistin Rolü

Bilindiği üzere sistemler insan vücudunu meydana getiren en büyük yapı birimleridir. Dikkatle incelediğinizde; hücrelerin dokuları, dokuların organları ve en nihayetinde organların sistemleri oluşturduğu bir yapı karşınıza çıkar. Bu yapılardan biride sinir sistemidir ve zaman zaman bazı aksaklıklar oluşur. Bu aksaklıklar arasında yer alan tuzak nöropatileri dediğimiz sinir sıkışmalarında özellikle cerrahi noktaya gelmemiş durumlarda multidisipliner çalışma ilkesi dahilinde fizyoterapistin rolü büyüktür.

Sinir Sıkışması Nedir?

Vücudu oluşturan bu sistemler sistematik ve bütünsel bir şekilde çalışarak üstlerine düşen görevleri yerine getirmektedirler. Vücudunuzda adeta bir kumanda merkezi konumundaki sinir sistemi, merkezi ve periferik (çevresel) olmak üzere 2'ye ayrılır. Sinir sıkışması yani tuzak nöropati; çevresel sinir sistemini oluşturan çevresel sinirlerin vücutta ilerlediği yollar boyunca baskı altında kalması sonucunda oluşmaktadır. Özellikle eklem yerlerine yakın bölgeler olan el, ayak ve boyunda görülen sinir sıkışması bazı semptomlarla uyarılar göndermektedir. Bu uyarılarda çoğunlukla vücudun dili dediğimiz ‘ağrı’ ile açığa çıkmaktadır. Eğer ağrı kişide yavaş bir şekilde ilerliyor ve gün içerisinde kişinin yaptığı hareketlerle ağrı şikayeti artıyor ise yapılan çalışmalar ağrı açığa çıkartan davranışları durdurmalıdır. Yapılan çalışmalar medikal tedavilerin etkisi kadar fizyoterapist tarafından belirlenen egzersizlerin nflamasyonu giderici ilaçlar kısa süreli yardımcı olabilir. Fizik tedavi ve bacak egzersizleri bazen yardımcı olabilir.

Fizyoterapist ve Tuzak Nöropati

Uyuşma ve ağrı şeklindeki semptomlar bulunuyorsa kesin tanının konması ve uygun fizyoterapi tedavisine geçilmesi için mutlaka bir hekim tanı ve teşhisi gerekmektedir. Tanı ve teşhis sonrası fizyoterapiye uygun hasta Uzman fizyoterapist tarafından uygulanabilecek egzersiz, ortopedik manuel terapi, osteopati, psikonöroimmünoloji, gtos terapi gibi holistik bütüncül fizyoterapi branşları en yaygın olarak kullanılan yöntemler arasında bulunmaktadır. Fizyoterapist, kaslarda güç kayıplarını önlemek ve plastisiteyi artırmak adına çeşitli egzersiz planları uygulayarak cerrahi bir operasyonu son seçenek haline getirmeye çalışır. Multidisipliner çalışma ilkesine sahip olmak ve tabiki ilgili bir uzman ile koordineli çalışmak en temel ilke olarak kabul edilmektedir çünkü unutulmamalıdır ki sağlık ve tıp bir ekip işidir. İlerlemiş vakalarda ilgili uzmana yönlendirilmeli ve ilgili uzman tarafından cerrahi operasyon yapılabilmektedir. Bu durum klinik bulgular neticesinde cerrahi operasyon gerektiren vakalar için geçerlidir. Akademik çalışmalar; his kaybı, güç kaybı ve tamamıyla duysal girdilerin hissedilememe durumunu cerrahi bir seçenek olarak sunmuştur. Cerrahi sonrası post-op dediğimiz dönemde de yine fizyoterapistlere büyük rol ve sorumluluk düşmektedir.

Yazının devamı...