Ameliyatsız boyun fıtığı tedavisi mümkün

5 Nisan 2022

Her insanın hayatı boyunca farklı iş yüklerine sahip olması kaçınılmazdır. Bu durumun artması halinde ise vücudunuz olumsuz sinyaller vermeye başlar. İş sektöründe özellikle ofis ortamında, daha çok bilgisayar başında geçirdiğiniz süre içerisinde hareketsizlikten kaynaklanan boyun ağrıları sizi mutsuz hale getirebilir. Bu can sıkıcı etki hem iş hem de yaşam kalitenizi oldukça düşürür.

Yaşadığınız boyun fıtığı, omuzlar arasında yer alan disklerin, dikkatsiz eğilip doğrulma, aşırı ağır yük kaldırma, zıplama, ani hareket etme, travmatik çarpma sonucu elastikiyetlerini kaybetmeleri ile oluşmaktadır. Dikkat edilmesi gereken bir işareti ise boyun tutulmalarının sıklaşmasıdır. Bu aşamada iken ileri boyutlara gelmeden ameliyatsız boyun fıtığı tedavisi için uzman bir fizyoterapiste başvurmanız gerekir.

Eğer sizin de teşhisi konulmuş bir boyun fıtığı şikayetiniz varsa, ameliyatsız boyun fıtığı tedavisi mümkündür. Gelişen teknolojinin yanı sıra, edindiğimiz bilinçli yaklaşımlar sayesinde artık bıçak altına yatmadan, vücudunuzdaki rahatsızlıktan konforlu bir şekilde kurtulabilirsiniz. Dünya’da kabul görmüş ve yaygınlaşmış ülkemizde de pek az merkez tarafından uygulanan bütüncül birçok fizyoterapi yöntemi ile ameliyatsız boyun fıtığı tedavisi ağrısız ve sağlıklı yaşantı için kanıta dayalı bir şekilde sonuç veriyor.

Hasta kişinin elleri ve kollarında ciddi boyutlarda güç kaybı varsa, bunun yanında diğer tedavi metotlarına cevap vermiyorsa cerrahi müdahale düşünülebilir. Ama sizin yaşadığınız ağrılı süreçler bu seviyede değil ise mutlaka fizyoterapi yöntemlerini denemenizde fayda var.

Düzenli Fizyoterapi Seanları ile İyileşebilirsiniz

Ameliyatsız boyun fıtığı tedavisi, herhangi bir ilaç ve iğne kullanılmayan bir terapi sürecidir. Bu süreçle sağlıklı ve zinde bir yaşama adım atmış olursunuz. Fizyoterapi, Manuel Terapi ve Fonksiyonel fizyoterapi gibi bütüncül konseptte benzersiz terapi yöntemleri ile tıp etiğine ve bilimine dayalı bütüncül bir tedavi sürecini uzman fizyoterapistler eşliğinde deneyimleyebilirsiniz. İlk önce yapılan detaylı fizyoterapiye özgü muayenenin ardından teşhis ve tanı hekimler tarafından koyulur. Sonrasında ise bu tıp alanı dahilinde gerçekleştirilen metot ve değerlendirmeler kapsamında fizyoterapistlerce bir terapi programı hazırlanır. Hazırlanan programa bağlı kalarak yapılan ameliyatsız boyun fıtığı tedavisi düzenli seanslarla birlikte sizi sağlıklı ve ağrısız bir yaşama kavuşturmaktadır.

Boyun fıtığı problemleri %97-98 gibi yüksek bir oranda kesinlikle ameliyat gerektirmez. Boyun fıtığı şikayetiniz varsa ve hekiminiz tarafından bir teşhis tanı aldıysanız, iş hayatınız sizi hareketsiz olmaya itiyor ve sık sık ağrılar yaşıyorsanız fizyoterapistiniz ile iletişime geçebilir; online olarak randevu oluşturabilirsiniz.

Probleminiz daha ileri seviyelere gelmeden, erken teşhis ile boyun fıtığı tedavinize başlayabilir, ağrısız ve sağlıklı bir yaşamın tadını çıkarabilirsiniz.

Yazının devamı...

Bel fıtığında ameliyatsız tedavi mümkün mü?

28 Mart 2022

Ortopedik rahatsızlıklar arasında en sık görülenlerden biri de bel ağrılarıdır. Omurgada meydana gelen sorunlar bu ağrıların nedeni olabileceği gibi başka hastalıkların da belirtisi olabilmektedir. Omurgadaki küçük omur kemiklerinin gövde kısımları arasında, yuvarlak ve esnek yapıda diskler bulunmaktadır. Disklerin iç kısımlarının etrafında halka şeklinde kuvvetli bağ doku lifleri yer almaktadır. Omurgada bulunan bu diskler hareket esnasında çeşitli kuvvetlere maruz kalırlar. Aniden gelişen şiddetli travmalar disklerde hasar yaratabilmektedir. Disklerin bulunması gereken yerden dışarı taşması ile bel fıtığı oluşmaktadır. Burada ilgili hekimliğinizin bel fıtığı teşhis ve tanısı sonrasında fizyoterapistinizin de değerlendirmesi ile bilinenin aksine ameliyatsız bel fıtığı tedavisi fizyoterapi ile mümkün olabilmektedir. Tabii ki önemli olan cerrahi gerektiren bir durumun olmaması gerekliliğidir.

Bel Fıtığı Neden Olur?

Disklerin içerisinde bulunan sıvı, zaman içerisinde ve yaşlanmaya bağlı olarak azalmaktadır. Bu durum disklerin dayanıklılığını olumsuz yönde etkilemektedir. Kontrolsüz ve ani bel hareketleri, uzun süre oturma ya da ayakta durma, düşme gibi travmaların yanı sıra egzersiz eksikliği de dayanıklılığı azalmış olan disklerin kayma ya da deformasyonuna neden olmaktadır.

Bel fıtığına neden olabilecek durumları şu şekilde sıralamak mümkün;

• Ağır yük kaldırmak ve bunun sonucunda oluşan ani gerilim,

• Düşme, çarpma gibi travmalar,

• Aşırı kilo,

• Disklerde sıvı kaybını tetikleyen sigara kullanımı ve diyabet,

Yazının devamı...

Diş sıkma (bruksizm) ve fizyoterapi

22 Şubat 2021

BRUKSİZM (DİŞ SIKMA-GICIRDATMA) NEDİR?

Bruksizm; çağımızın hastalığı haline gelmiş özellikle gece uyurken açığa çıkan kontrolsüz çene sıkma, dişleri gıcırdatma gibi istemsiz hareketlerin açığa çıkardığı problemin adıdır.

Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi Uluslararası Uyku Bozuklukları Sınıflandırmasına göre bruksizm; uyku sırasında diş gıcırdatma veya sıkma ile karakterize ve uyku ile ilişkili bir hareket bozukluğu olarak da tanımlamaktadır. Uyanıkken açığa çıkan diş sıkma problemlerini de bruksizm olarak sınıflamıştır ancak bu çok çok az bir oranı kapsamaktadır.

BRUKSİZM (DİŞ SIKMA-GICIRDATMA) NEDEN OLUR?

Yetişkin kişilerde diş sıkma gıcırdatma oranı %8 ile %20 oranında değişmektedir. Yani her 100 kişiden 8-20 kişi arası bireyler uyanıkken yada uyurken bir diş sıkma, diş gıcırdatma, çene sıkma gibi probleme sahiptir.

Araştırmalar genel nüfusun% 85 ila% 90'ının yaşamları boyunca bruksizm adı altında mutlaka diş sıkma, çene sıkma, diş gıcırdatma problemi yaşadığını göstermektedir. Bu nedenle etkili bir bruksizm tedavisi bulmak çok önemlidir.

Bruksizm baş ve boyun sistemi rahatsızlıklarında hareket sistemi için en zararlı problemlerden birisi olarak kabul edilir. Dünya çapında milyonlarca insanı etkiler ve esas olarak ilişkili morfolojik, patofizyolojik ve psikososyal özellikler ile birlikte klinik sonuçları nedeniyle stomatognatik sistem için en zararlı faaliyetlerden biridir.

BRUKSİZM (ÇENE SIKMA-GICIRDATMA) TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Yazının devamı...

Bebeklerde yürüteç kullanmak zararlı mı?

7 Şubat 2021

İskoçya Shetland Fizyoterapi merkezinde her yıl fizyoterapi hizmeti bölümüne doğrudan bebek yürüteçinin kullanımıyla ilişkilendirilebilen kas, kemik ve eklem sorunları için çok fazla başvuru olmaktadır. Bu başvurularda uzmanları acaba bebeklerde yürüteç kullanımı kas-iskelet ve eklem sistemi problemlerini tetikler mi ? Sorusunu araştırmaya yönlendirmiştir.

Bir çok araştırma yürüteçli bebeklerin güvenliği ve kas gelişimi için zararlı olabileceğini göstermektedir. Öyle ki Nisan 2007 yılında Kanada’da bebek yürüteçlerinin satışı tamamen yasaklanmıştır. Kanada ile birlikte İngiltere'de bunun olması için bir çok kez çağrılar yapmış olmasına rağmen henüz resmi olarak yürüteç kullanımı yasaklanmamıştır.

YÜRÜTEÇ KULLANIMI BEBEKLERİ NASIL ETKİLER?

Bebek yürüteine bebek koymak araç kullanmayı bilmeyen bir gence hızlı bir Ferrari araç vermek gibidir. Tehlikeli ve riskli. Yürüteçteki bir bebek yürüteçte olmayan bir bebeğe göre çok daha fazla dikkat ve denetime ihtiyaç duyar. İstatistikler, yürüteç kullanan çocukların% 40'ından fazlasının yaralandığını göstermektedir (İngiltere Birleşik Krallık'ta yılda tahmini 4.000 yaralanma). Bebekleri çok hızlı hareket etmelerine, bıçak veya sıcak içecekler gibi tehlikeli maddelere ulaşabilecekleri bir yüksekliğe sahip olmalarına imkan tanır. İskoçya Galler bölgesinde yapılmış bir başka çalışma bu durumu desteklemektedir. Yanık nedeniyle hastanede yatan 6-12 aylık bebeklerin %25'inin bebek yürütecinde olduğu ortaya çıkarılmıştır.

YÜRÜTEÇ KULLANIMI BEBEĞİN KAS-İSKELET SİSTEMİNİ ETKİLER Mİ?

Yürüteçler çocuğun doğal duruşuna müdahale ederek kalça ve dizleri anormal bir pozisyona alabilir. Ayrıca doğru hareket olmayınca kilo almaya yatkın hale gelebilirler. Bu durumda çocuğun yürüme düzeninde uzun vadeli değişikliklere yol açabilir ve bazen uzun süreli kalça sorunlarına neden olabilir.

YÜRÜTEÇLER BEBEKLERE PARMAK UCU KULLANIMINI ÖĞRETEREK YANLIŞ KAS GRUPLARINI GÜÇLENDİRİYOR

Bebek yürüteçleri çocuklara ayak parmaklarını kullanarak yerde kaymayı öğretir ve bu da bacaklardaki yanlış kasları güçlendirir. Bunun denge ve uzun süreli ayak ve ayak bileği sorunları dahil genel kas ve eklem gelişimi üzerinde büyük etkisi olabilir.

Yazının devamı...

Covid-19 ile mücadelede nasıl ve ne kadar egzersiz yapmalıyız?

16 Kasım 2020

Yeni koronavirüs hastalığı 2019 (COVID-19), küresel olarak tüm insanlarda fiziksel aktivitede büyük bir etkiye sahip görünüyor. Pandemi, Dünya çapında birçok insanı evde kalmaya zorladı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ),

-6-17 yaşındaki kişiler için 60 dakika / gün orta-şiddetli fiziksel aktivite (serbest olarak)

-Yetişkinler ve yaşlılar için 75 dakika / hafta şiddetli Sporcular için ise; 150 dakika / hafta orta derecede fiziksel aktivite önermektedir. Egzersiz modelleri olarak ise; sırasıyla kas ve kemik güçlendirme egzersizleri yapılabilir.

Bisiklet sürme, yürüyüş, aerobik egzersizler etkilidir. Vücut ağırlığı ile yapılan güçlendirme egzersizleri, dans ve bireyi aktif tutacak video oyunları ile evde aktif kalmak pratik birkaç örnek olabilir.

Egzersiz; COVID-19’un zararlı fiziksel ve zihinsel yan etkilerini önlemeye yardımcı olabilir.

Egzersiz kişinin doğal bağışıklığını geliştirir ve viral enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. Ayrıca sosyal izolasyona bağlı olarak gelişen stres, anksiyete ve hareketsizlik gibi izolasyonun olumsuz etkilerini hafifletir.

SARS-CoV-2'nin insan vücudunda ki davranışı hala tam olarak anlaşılmadığından ve çoğu insan beslenme, psikolojik yüklenim, stres artışı gibi bağışıklığı zorlayıcı ortamlarla sınırlı olduğundan, egzersizin aşırı yoğunluklarda ve zorlayıcı hacimlerde yapılması tavsiye edilmeyebilir.

Yazının devamı...

Sağlıklı bir vücut için ne kadar D vitamini almalıyız?

26 Ekim 2020

D vitamini, sağlık için kesinlikle gereklidir. Güneş ışığı vitamini olarak da bilinir, güneş ışığına maruz kaldığında cildinizde üretilir. Buna rağmen D vitamini eksikliği Dünyadaki en yaygın besin eksikliklerinden biridir. ABD'deki yetişkin nüfusun% 42'sinde düşük D vitamini seviyesi vardır ve bu da çeşitli sağlık sorunlarının başlıca nedeni olabilmektedir.

D VİTAMİNİ NEDİR?

D vitamini vücutta steroid hormon gibi işlev gören önemli ve yağda çözünen bir vitamindir. 300’den fazla rahatsızlığın kaynağı olarak yorumlanmaktadır. Covid-19 ile mücadelede adını sıkça duyduğumuz vitaminlerin başında gelmektedir. Bizlerin fizyoterapist olarak kas-iskelet sistemi problemlerinin rehabilitasyonu konusunda da en çok önem verdiği vitaminlerdendir.

Besinlerde iki çeşit D vitamini vardır;

-D2 Vitamini (ergokalsiferol): Bu D vitamini bazı mantarlarda bulunur.

-D3 Vitamini (kolekalsiferol): Yağlı balıklarda, balık karaciğer yağında ve yumurta sarısında bulunan türlerdir. D3 vitamini her iki türden daha güçlüdür.

Aynı zamanda Güneş ışığına uygun zaman ve durumlarda maruz kalındığında ciltte var olan D vitamini reseptörleri aracılığıyla vücutta depolanmaya başlar. Güneşten gelen sağlıklı UV ışınlarına maruz kalındığında, cildinizde de büyük miktalarlarda D vitamini üretilebilir. Yaz mevsiminde bu oran en yüksek seviyelerdedir. Fazla D vitamini daha sonra kullanılmak üzere vücut yağında depolanabilir.

Vücudumuzda ki her hücrede, D vitamini için bir reseptör vardır. Bu reseptörler bu vitaminlerin açığa çıkmasını sağlayarak, kemik sağlığı, bağışıklık sistemi işlevi ve kansere karşı koruma dahil olmak üzere birçok işlemde rol oynar.

Yazının devamı...