Covid-19 ile mücadelede nasıl ve ne kadar egzersiz yapmalıyız?

16 Kasım 2020

Yeni koronavirüs hastalığı 2019 (COVID-19), küresel olarak tüm insanlarda fiziksel aktivitede büyük bir etkiye sahip görünüyor. Pandemi, Dünya çapında birçok insanı evde kalmaya zorladı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ),

-6-17 yaşındaki kişiler için 60 dakika / gün orta-şiddetli fiziksel aktivite (serbest olarak)

-Yetişkinler ve yaşlılar için 75 dakika / hafta şiddetli Sporcular için ise; 150 dakika / hafta orta derecede fiziksel aktivite önermektedir. Egzersiz modelleri olarak ise; sırasıyla kas ve kemik güçlendirme egzersizleri yapılabilir.

Bisiklet sürme, yürüyüş, aerobik egzersizler etkilidir. Vücut ağırlığı ile yapılan güçlendirme egzersizleri, dans ve bireyi aktif tutacak video oyunları ile evde aktif kalmak pratik birkaç örnek olabilir.

Egzersiz; COVID-19’un zararlı fiziksel ve zihinsel yan etkilerini önlemeye yardımcı olabilir.

Egzersiz kişinin doğal bağışıklığını geliştirir ve viral enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. Ayrıca sosyal izolasyona bağlı olarak gelişen stres, anksiyete ve hareketsizlik gibi izolasyonun olumsuz etkilerini hafifletir.

SARS-CoV-2'nin insan vücudunda ki davranışı hala tam olarak anlaşılmadığından ve çoğu insan beslenme, psikolojik yüklenim, stres artışı gibi bağışıklığı zorlayıcı ortamlarla sınırlı olduğundan, egzersizin aşırı yoğunluklarda ve zorlayıcı hacimlerde yapılması tavsiye edilmeyebilir.

Yazının devamı...

Sağlıklı bir vücut için ne kadar D vitamini almalıyız?

26 Ekim 2020

D vitamini, sağlık için kesinlikle gereklidir. Güneş ışığı vitamini olarak da bilinir, güneş ışığına maruz kaldığında cildinizde üretilir. Buna rağmen D vitamini eksikliği Dünyadaki en yaygın besin eksikliklerinden biridir. ABD'deki yetişkin nüfusun% 42'sinde düşük D vitamini seviyesi vardır ve bu da çeşitli sağlık sorunlarının başlıca nedeni olabilmektedir.

D VİTAMİNİ NEDİR?

D vitamini vücutta steroid hormon gibi işlev gören önemli ve yağda çözünen bir vitamindir. 300’den fazla rahatsızlığın kaynağı olarak yorumlanmaktadır. Covid-19 ile mücadelede adını sıkça duyduğumuz vitaminlerin başında gelmektedir. Bizlerin fizyoterapist olarak kas-iskelet sistemi problemlerinin rehabilitasyonu konusunda da en çok önem verdiği vitaminlerdendir.

Besinlerde iki çeşit D vitamini vardır;

-D2 Vitamini (ergokalsiferol): Bu D vitamini bazı mantarlarda bulunur.

-D3 Vitamini (kolekalsiferol): Yağlı balıklarda, balık karaciğer yağında ve yumurta sarısında bulunan türlerdir. D3 vitamini her iki türden daha güçlüdür.

Aynı zamanda Güneş ışığına uygun zaman ve durumlarda maruz kalındığında ciltte var olan D vitamini reseptörleri aracılığıyla vücutta depolanmaya başlar. Güneşten gelen sağlıklı UV ışınlarına maruz kalındığında, cildinizde de büyük miktalarlarda D vitamini üretilebilir. Yaz mevsiminde bu oran en yüksek seviyelerdedir. Fazla D vitamini daha sonra kullanılmak üzere vücut yağında depolanabilir.

Vücudumuzda ki her hücrede, D vitamini için bir reseptör vardır. Bu reseptörler bu vitaminlerin açığa çıkmasını sağlayarak, kemik sağlığı, bağışıklık sistemi işlevi ve kansere karşı koruma dahil olmak üzere birçok işlemde rol oynar.

Yazının devamı...

Omurga ve ağrı

20 Ekim 2020

BEL AĞRISI NEDEN OLUR?

Kronik bel ağrısı yada omurga ağrısı; bel bölgesinde en az 3 ay süren ve devam eden sürekli ağrılı bir sendrom olarak ifade edilebilir. Kronik Bel Ağrısı; Dünya genelinde kişilerin hayat kalitesini bozan ve ekonomik olarak etkileyen problemler sıralamasında 2. Sırada gelmektedir. Özellikle yetişkin bireylerde kronik bel ağrılı hasta sayısı oranı son 10 yılda %100 oranında artmıştır. Yaşlanan nüfus ile birlikte bu oran daha da fazla artmaktadır.

BEL AĞRISI TEDAVİSİNDE BÜYÜK ÖNEME SAHİP SORU

Bel ağrısı problemi ve buna eşlik eden omurgaya bağlı problemler tüm etnik gruplarda hem erkekleri hem de kadınları etkilemekte ve bireyin hareket kapasitesini bozmakla birlikte var olan mesleki faaliyetler üzerinde de önemli bir olumsuz etkiye sahip olmaktadır. Bu durum bireyde; stres, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik faktörlerin etkilenmesini beraberinde getirebilir. Dolayısıyla bel ağrısı olan ve omurga problemli bireylerde fizyoterapiye dair değerlendirme ve karar verme ağrının bu karmaşık yapısından dolayı zor hale gelebilir. Bu hastaları anlamak ve omurga problemleri, bel ağrısı gibi durumları çözüme kavuşturmakta kilit soru; Ağrı Neden Olur ? Ağrıyı oluşturan nedenler nelerdir ? sorularına cevap vermektir. Çünkü yanlış gözlem ve değerlendirme tedavi programında hatalar yaptırabilir.

YILLARDIR DEVAM EDEN BEL AĞRINIZLA VEDALAŞIN

Geleneksel olarak, lomber back pain dediğimiz bel ağrısı vakalarının% 80-% 90'nında nedenin bilinmediği fikri onlarca yıldır yanlış olarak sürdürülmüştür. Bel ağrısı problemleri kendine özgün özellikleri ve osteopati, psikonöroimmünoloji, fizyoterapi ve manuel terapi gibi farklı tedavi olanaklarıyla neden ağrı oluştuğu cevabına bağlanabilir. Bu cevapla birlikte de kronik olarak süren bel ağrısı problemini çözmek ve iyileştirmek mümkün hale gelebilir. Burada çözülebilecek ağrılı problemlerin başında da; radiküler ağrı, faset eklem ağrısı, sakro-iliak eklem ağrısı, lomber stenoza bağlı ağrı(bel daralması), boyun daralması, kanal daralması, diskojenik ağrı, disk dejenerasyonu, black disk gibi faktörlerin çözüme kavuşturulabileceği bilinmelidir.

Sağlıklı günler.

Uzm. Fzt. Ahmet Burak SEZGİN

Yazının devamı...