Sağlıklı beslenme takıntısı

21 Mayıs 2022

Sağlıklı beslenme takıntısı, sağlıklı besinlere karşı duyulan aşırı zihinsel meşguliyettir. Buradaki amaç kişinin sağlığı için kendine dikkat etmesidir. Birey takıntılı duruma geldiğinde, yemeğin miktarı ve lezzeti ile ilgili değil de sağlıklı bir yemek olup olmadığıyla ilgilenir. Kişinin amacı zayıf olmak değildir. Kendini şişman hissetmez. Beslenmesi mükemmel olursa her şeyin iyi olacağını düşünür.

Birey yediği yiyeceklerin hepsini aşırı derecede kontrol eder. Yiyeceklerin kalitesine önem verir. Yiyecek satın alırken içinde koruyucu madde, boya vs. olup olmadığına bakmak için ürün ambalajını uzun süre inceler. Gıdaların katkısız olmasına abartılı şekilde önem verir.

Yemeği pişirdiği tencerenin malzemesine karşı da takıntılı olabilir.

Sağlıklı yiyeceklerin bulunmadığı ortamda aç kalabilir. Restoranlardaki pişirme bölümünü görmediğinden dolayı, bu tip yerlere gitmemeyi tercih edebilir. Takıntılar fazlalaştıkça yiyebilecekleri çeşitlerin sayısı azalır ve dışarıda yemek yemekte zorluk çeker. Evde daha sağlıklı yemekler yaparak beslenmeyi tercih eder.

Sağlıklı beslenme takıntısı genellikle gelişmiş ülkelerde ve sosyo-ekonomik düzeyi iyi bireylerde ortaya çıkar. Çoğunlukla mükemmeliyetçi, takıntılı ve aşırı kontrolcü kişilerde görülür. Bu bireylerde sağlıklı beslenme, aşırı kaygıya sebep olur.

Bazen sağlıklı olmak için, bazen de hastalığından dolayı sağlıklı beslenmeyi tercih eder. Bu besinleri bulamayacağı sosyal ortamlardan uzak durur. Sağlıklı beslenme şekli vaktinin çoğunu alır. Kendisine uygun olmayan yiyecekleri satın almaz.

Vaktinin büyük kısmını sağlıklı besinlerle ilgili araştırmalar yaparak veya düşünerek geçirir.

Sohbetleri genellikle yiyeceklerle ilgilidir.

Yazının devamı...

Yalnız kalmaktan korkmak

29 Ocak 2022

Yalnız kalma korkusu, bireyin yalnız kalmaktan yoğun şekilde korktuğu psikolojik bir sorundur. Yalnızlıktan korkan birey normalde kendini ruh ve beden olarak güvende hissetse de, o anda tek başına ise kötü hisseder. Kişide korku ve panik gibi duygular görülür. Yalnız kaldığı zaman stresli olur. Yalnız uyumaktan, yalnız yemekten ve yalnız gezmekten rahatsız olur. Birey odasında yalnızsa, ışık ve ses yoksa uyumayla ilgili zorluk çekebilir.

Yalnızlık korkusunun belirtileri birey yalnız olduğunda görülür. Başına olumsuz bir durum geleceğini düşünür. Sürekli yalnız kalacakmış gibi fikirlere kapılır. Yakınlarını kaybetmekten korkar. Kısa süre yalnız kalacak olsa da yanında birisi olsun ister.

Yeterli arkadaş çevresine ve aileye sahip olsa da yalnız kalmaktan korkar.

Yalnız kalma korkusu olan bazı bireyler, çevresindeki insanlara yardım etmeye çalışarak yalnızlıklarından kurtulmaya çalışırlar.

Öğrenilen birçok toplumsal kalıplardan olan evlilik, çocuk, ikinci ve üçüncü çocuk, çoğu zaman yalnızlığı erteleme, yalnızlıktan kurtulma amaçlıdır. Bunların altında korku vardır. Yaşamın sorumluluğunu yalnız olarak almaktan oluşabilecek korkuları azaltacak diye düşünürler. Fakat bu çabaların güvencesi yoktur.

Kişi yalnız kalmaktan korktuğu için kendini başkalarıyla karşılaştırır ve yalnız olmadığını kendine ispatlamaya çalışır.

Kendi kendine yetemeyeceğini düşünür. Yalnız kalmamak için, hayatında biri olsun diye istemediği biriyle beraberliğini devam ettirebilir.

Karşısındaki insana karşı yoğun duygular hissetmese de ilişkisini sürdürür. Bu ilişki vakit geçtikçe sorunlu hale gelebilir. Çevresinde insanlar olsun diye, uygun olmayan kişilerle arkadaşlık kurabilir.

Yazının devamı...

Madde bağımlılığı nedir?

9 Eylül 2021

Günümüzde madde kullanımı kişinin kendine, ailesine, yaşadığı çevreye ve toplumun geneline zarar veren bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle ergenlik dönemi riskli bir dönem olarak tanımlansa da, insan her yaşta bağımlılık yapıcı bir madde ile tanışıp madde bağımlısı olabilir.

Sade bir dil ile ifade edecek olursak madde kullanımı, kişinin düşünce yapısı, duygu durumu ve davranışı üzerinde uyuşturucu ya da uyarıcı etkisi olan bağımlılık yapma riski bulunan bütün maddelerin kullanımının genel adıdır.

Ülkemizde maddelerin çoğunlukla uyuşturucu olarak adlandırılması, ciddi bir yanlış anlaşılmaya sebep olmaktadır. Bazı maddeler uyuşturucu etkileri için kullanılırken, bazı maddeler uyarıcı etkileri olarak kullanılır. Öte yandan alkol ve sigara kullanımının yasal oluşu da başka bir yanlış anlaşılmaya sebep olur. Alkol ve nikotin de, eroin ve kokain gibi bağımlılık yapma riski olan maddeler arasında yer alır. Maddelerin bağımlılık yapma riski ile ilgili bir yanlış inanış ise, doğal olan maddelerin bağımlılık yapmayacağı yanılsamasıdır. Özellikle esrar doğal madde sınıfına girse de, kimyasal işlemler sonucu bonzai olarak bilinen THC maddesi üretilir.

Herkes bağımlı olabilir. Dil, din, ırk, cinsiyet, yaş ve sosyo-ekonomik fark olmaksızın herkes bağımlı olabilir. Kullanılan maddenin türü, kullanım miktarı, kullanım şekli, bağımlı olma süresinde farklılığa sebep olsa da, kişi en sonunda kullandığı maddenin bağımlısı hale gelir.

Bağımlılıkta ilk aşama, maddelerin deneme aşamasıdır. Bu aşama “bir kereden bir şey olmaz” denildiği zamandır. Kişi bağımlı olmayacağını düşünerek, arada sırada madde kullanmaya başlar. İkinci aşama “maddeleri kontrol edebileceğini düşündüğü” dönemdir. Daha sonra “istersem bırakabilirim” der. Bu aşamada bazıları bırakabilir ve bazıları bırakamaz. Bırakamayanlar, kullanmaya devam ederler ve kontrolü tamamı ile kaybederler. Bırakabilenler ise, çoğunlukla tekrar kullanmaya başlarlar ve kontrolü kaybederler. Artık kişiler maddeleri değil, maddeler kişileri kullanmaktadır.

Bağımlılar herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı etkisi olan bir maddeyi kullanmayı durduramayan, bırakmak isteyince bırakamayan kişilerdir. Bu bireyler bir kez madde kullanmaya başlayınca duramaz ve gittikçe daha çok artan dozlarda kullanma ve daha sık kullanmaya başlarlar. Bu durum zaman içinde kişilerin “iradesiz” olmakla etiketlenmelerine sebep olmaktadır. Halbuki bu bireyler tıbbi olarak beyin hastalığı olarak tanımlanan bir durum yaşamaktadırlar. Fizyolojik olarak doz artımı beyin kimyasında değişimlere sebep olmakta ve kişiler bedenlerinde hissettikleri yoksunluğu ortadan kaldırmak üzere daha çok kullanmak mecburiyetinde kalmaktadır. Mecburiyetin olduğu yerde iradeden, dolayısıyla bir seçimden bahsedilemez, kişi kendi seçimi dışında madde kullanmak zorundadır.

Peki madde kullanımı bütün bırakma girişimleri başarısızlıkla sonuçlanıyorsa, ne yapılmalıdır? Kesinlikle yardım alınmalıdır. Psikolojik/ruhsal destek ve ailenin de sürece dahil olduğu bir iyileşme ortamı oluşturmak, bağımlının en kısa zamanda iyileşmeye girmesiyle sonuçlanır. Bu süre kişiden kişiye değişiklik gösterse de, kendi tedavilerinde katılımcı olan bağımlıların belirli bir süre sonra iyileşmeye girdiklerini ve hayatlarını geri kazandıklarını biliyoruz.

Uzman Psikolog Yasemin Aydoğdu

Yazının devamı...