Verda Özer

Verda Özer

verdaozer@gmail.com

Tüm Yazıları

Birkaç gün önce Türkiye’nin kaderini belirleyecek çok önemli bir hamle başlatıldı. Ülkenin dört bir yanında kadınları güçlendirmek için muazzam bir projenin startı verildi. Hem de ülkenin en doğusundaki Hakkari’de.

Bana kalırsa bu, Türkiye için 21. yüzyılın en önemli projelerinden. En doğudan en batıya, en kuzeyden en güneye tüm kadınların iş hayatına ve üretime, yani yaşama dâhil olmaları, güçlenmeleri için devasa bir proje bu. Devletin verdiği fonlarla desteklenen kadınlar hızla kooperatif kurmaya ve tarıma-hayvancılığa-ticarete teşvik ediliyorlar. Hem de şehir şehir, il il dolaşarak.

Haberin Devamı

Kadın ve kalkınma

AK Parti Kadın Kolları 81 ilde kadınların örgütlenmesi için bizzat sahaya inmiş durumda. Bunun ilk adımını da geçtiğimiz hafta sonu Hakkari’de attılar. “1 ay önce Kadın Kolları Başkanı seçildiğimde, Cumhurbaşkanımıza bu projeyi Hakkari’den başlatmak istediğimi söyledim” diyor Başkan Ayşe Keşir. Malum, Erdoğan da 2002 seçimlerinde AK Parti’nin ilk mitingini Hakkari’de yapmış, ilk seçim beyannamesini Hakkari’de açıklamıştı.

“Kadının emeği, Türkiye’nin istikbali” adını verdikleri bu buluşmaları Hakkari’de başlatan Ayşe Keşir’le birlikte şehrin kadınlarıyla bir araya geldik. Bir bir hikâyelerini dinledik. Mesela, bölgenin ilk kadın kooperatifinin kurucusu Sibel Adıyaman, “Çiçeklerin Özü” kooperatifini 2016’da Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle kurmuş. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı desteğiyle birçok kadın benzer şekilde üretime, kalkınmaya, ticarete dâhil olmuşlar.

“Kırsal kalkınmayı konuşmadan kadını konuşamayız. Yani kadın emeğinin kalkınmaya katkısını konuşmadan, kadın politikası konuşmak olmaz” diyor, aynı zamanda Düzce Milletvekili olan Ayşe Keşir. Çok haklı; kadınları ancak kadın cinayetlerini, kadına şiddeti konuşurken anıyoruz. Kadını adeta bu konularla özdeşleştirdik. Oysaki kadını gerçek anlamda konuşmak, kadının kalkınmadaki yerini konuşarak olur. Ancak bu şekilde kadın kalkınır.

81 il

Ayşe Hanım’ın kendi hikâyesini duyunca, bu vizyona sahip olmasına şaşırmıyor insan: İmam olan rahmetli babası, yaşadıkları kasabada okul olmadığı için kızını okutabilmek gayesiyle defalarca İstanbul’a tayinini istemiş ve sebat edip sonunda başarmış. “İstanbul’un kahrını sırf seni okutmak için çektim” diyen bir babanın kızı Ayşe Hanım. O yüzden belki de babasına vefa borcunu ödemek, onun hayalini gerçekleştirmek için bu kadar büyük bir azimle sıvamış kollarını ve inmiş sahaya.

Haberin Devamı

Ama Türkiye’deki tüm kadınlar onun kadar şanslı değil. O da bunun farkında olduğu için, ellerinden tutmak istiyor. “Şimdi sırada, ülkenin batısından bir şehre gitmek var. Bir doğu, bir batı, bir kuzey, bir güneyden birer şehir seçerek 81 ili tamamlayacağız. Her şehirde bir umut, bir kapı bırakıp gitmek istiyoruz” diyor. Gittikleri her şehre göre de ayrı bir model geliştirecekler. O şehrin öne çıkan sektörüne ve kültürel dokusuna göre bir örgütlenme modeli olacak.

Hakkari’de ise kadınların sesi zaten gür çıkıyor. Şehirde çok sayıda kadın korucu var. Gazi ve Şehit Yakınları Sendikaları Konfederasyonu’nun Başkanı bile bir kadın (şehit kızı olan Şirin Adıyaman). Geçen yıl Hakkari’de hiç kadın cinayeti de işlenmemiş. Yani hiç de sanıldığı gibi doğuda kadınlar ezilmiş ya da baskılanabilmiş değil. Aksine, Hakkari’de kadınlar İstanbul’a göre çok daha dik yürüyor, sesleri çok daha gür çıkıyor. Dolayısıyla, neden buradaki kadınların ürettikleri ürünler de Trendyol’da satılmasın? Kurdukları kooperatifler sayesinde Türkiye’nin de yerel-yöresel ürünleri öne çıkmasın?

Haberin Devamı

***

Kadın olmadan ne yerel ne ulusal kalkınma olamayacağını işte böyle hatırlamak, hatırlatmak gerekiyor. Tek bir kadının başarı öyküsü, etrafındaki tüm kadınlara da umut olacak. O umut her şehirden tüm bölgeye, her bölgeden tüm ülkeye yayılacak. Hakkari’de bir kadın girişimcinin dile getirdiği “Zor diye bir şey yok. Ben yaptıysam hepiniz yaparsınız” mesajı ülkenin her köşesine dağılacak.

Bu arada AK Parti’nin de Hakkari’den en az bir kadın milletvekili olması gerektiğini buraya not düşmeden geçmeyelim.

Hakkari

Hakkari, Yüksekova ve Şemdinli’den de kısaca bahsetmeden bu yazıyı bitiremem. 80’li yıllarda yasaklanan meşhur “Hakkari’de Bir Mevsim” filmindeki gibi şehre kış mevsiminin hâkim olduğu o yıllardan bu yana, köprünün altından çok sular akmış. Şimdi şehre hâkim olan mevsim bahar.

Polis kontrol noktaları son derece azalmış. Terörle mücadelede alınan mesafenin ispatı bu. Mesela Van’dan Hakkari’ye giderken sadece iki kontrol noktası var. Ziyaret ettiğim Şemdinli de oldukça güvenli, huzurluydu.

Tüneller, viyadükler, otoyollar ise insanı şaşırtıyor. Van-Hakkari arasındaki yolun Bodrum-Marmaris otoyolundan hiçbir farkı yok. Ayrıca Çin’in canlandırdığı “Modern İpek Yolu” buradan geçeceği için, tünellere hız verilmiş. Maliyeti 1 milyar TL’yi aşan 8 bin 500 metre uzunluğundaki çift tüp T1 ve T2 tünellerinin bu yıl bitmesi planlanıyor.

Ayrıca Hakkari’de müthiş bir kayak merkezi de açılmış. Şemdinli’nin doğası ise anlatılabilecek bir güzellikte değil. İpek Yolu’nun hayata geçmesiyle birlikte burası Geniş Ortadoğu’nun yeni çekim merkezi olacak belli ki.