“Körebe”siz körler

Ülkemizin ilk ve tek, Braille alfabesiyle, yani kabartma yazıyla basılan çocuk dergisi “Körebe” sponsor bulamadığı için kapandı...
Hazırladığımız son sayının metinleri bilgisayarımızın bekleyen bilgiler dosyasında, bir gün basılma umuduyla duruyor. İçeriğinde öyküler, fıkralar, şiirler, bilmeceler, zekâ oyunları, matematik oyunları, okur mektupları, daha ne çok şey var... Çizgi roman yok, resimli öyküler de yok... Ama, çocuklarımıza yaşama sevinci veren küçük kabartma tepecikler var. Altı tane nokta bir çocuğu mutlu etmeye ve onu dik tutmaya yetiyor...
* * *
“Körebe”yi Altı Nokta Körler Derneği’yle birlikte 2005 yılında yayımlamaya başladık. Altı kişilik bir yayın yönetimimiz vardı. Dördü kör, ikisi gören: Körler, Turan İçli, Suha Sağlam, Zeynep Yılmaz, Hacettepe Üniversitesi’nden yeni mezun olmuş İsmail Üstün; görenlerse yayın danışmanı ben ve yazıişleri sorumlusu Ali Taş. Ali aynı zamanda derginin basım işinden de sorumluydu. Hiç kimsenin bilmediği bir de çocuk dostu editörümüz vardı, Figen Turna.
* * *
Dergiyi yayımlamaya karar verdiğimizde, adının “Körebe” olmasını görme engelliler istediler. Hatta benden, “görme engelli” tanımlaması yerine, birinden söz ederken onu “kör” diye tanımlamamı istediler. O günden sonra, gerçekten “engel” sözcüğü beni de hep rahatsız etti.
Öylesine kaynaştık ki, hiç unutmam, bir görüşmemizde Turan hoca ceketimle kravatımın renk uyumu olmadığını, söylemiş, hepsi benimle dalga geçmişti. Espriyi neden sonra kavramıştım...
* * *
İçerik tartıştığımız bir toplantıda benden, derginin Miço’ya benzemesini, istediler. Şaşırmıştım. Daha sonra öğrendim ki, televizyon reklamlarında Miço’yu duyan çocuklar, anne-babalarına dergiyi aldırıp, onlara okutuyorlarmış. Hatta bir öğretmen de, okulda bazı haftalar Miço’dan seçtiği öyküleri çocuklara okuduğunu, anlattı. İlk sayı için iki ay çalıştık. Dünyada, körler dünyasının ünlü yazarlarını, ressamlarını, karikatüristlerini, bilim adamlarını, müzisyenlerini onlara tanıttık. Körler dünyasından haberler yayımladık. Edebi metinlerin ve tüm derginin bir mizah dergisi gibi olması için çaba harcadık. Zekâ oyunlarını, bilmece ve bulmacaları, fıkraları hiç eksik etmedik.
* * *
İlk sayının yayımlanmasından sonra, okurlardan Braille alfabesiyle yazılmış mektuplar gelmeye başladı. Yazılarını yayımladık, ama fotoğraflara Miço’da yer vermeye çalıştık. Çünkü Braille dergilere fotoğraf basma olanağımız yoktu. Bunca yıl elliye yakın çocuk dergisi yayımladım. Ama hiçbiri bu denli mutlu edip heyecanlandırmadı beni. Her ay Altı Nokta Körler Derneği aracılığıyla on beş okulda bin beş yüz dergi dağıtılıyordu. Söyleşiye gittiğim okullar da oldu. Önce her ay, bir sponsor bulunamadığı için daha sonra iki ayda bir çıkmaya başladı dergi. Ve daha üç yaşını bitirmeden de kapanmak zorunda kaldı. Japonya’da “Terumi” adlı kör-çocuk dergisi yirmi bir yıldır çıkıyor. Sanıyorum bu yıl yirmi beşinci yılını kutlayacak. Ama biz, yetkililerden destek görmediğimiz için yarı yolda kaldık...
* * *
Ülkemizde üç yüz binin üzerinde görme engelli olduğu söyleniyor. Bin beş yüz civarında da okuyan öğrenci var. Okula gönderilmeyenlerin sayısı da oldukça yüksek. Ne yazık ki, hepsi evlerinde kendilerine sahip çıkılmasını bekliyor. Kim bilir eğitim görseler, içlerinden kimler çıkacak?..
Âşık Veysel’in kör olduğunu hepimiz biliriz. Ama ünlü tarihçi Homeros’un kör olduğunu kaç kişi biliyor?.. Dünyamıza yön vermiş öylesine çok insan var ki, neden çocuklarımızdan biri bunlar arasında olmasın?.. Yeri gelmişken, bugüne kadar “Körebe”ye destek verenlere ve kapaklarımızı ücretsiz basan Morpa’ya, A4 Ofset matbaalarına da teşekkür ederiz.
* * *
Çocuklar için sosyal sorumluluk projesi yapan kuruluşlara duyururum: İşte size Altı Nokta Körler Derneği’nden dünyanın en anlamlı sosyal sorumluluk projesi...
Gelin, “Körebe” dergisine sponsor olun. Bütün kör çocuklar sizinle yeni bir dünyanın kapısını aralasınlar ve bir çocuk dergisine kavuşsunlar.
Ve... siz de ülkemizin benzersiz tek projesine imzanızı atın.