Geri Dön

Yanlış toplantı

Yanlış toplantı

       BAŞBAKAN'ın suç örgütleri konusundaki basın toplantısına gerek var mıydı? Uzun basın toplantıları ya değişik konularda halkı iyice aydınlatmak için yapılır, ya da tek bir önemli konuda dramatik bir açıklama yapmak için... 19 Eylül Cumartesi günü, Başbakan'ın - dokuz TV tarafından yayınlanan - toplantısı, ikisinden biri değildi. Demek ki bir siyasal hata idi.
       Devleti, milleti sarsan bu suç konusunun böyle savsaklanması, kamuoyu için düş kırıklığı, hükümet için düşüncesizliktir. Günlerdir merak yaratılmıştı: Nedir yapılacak açıklama? Suç örgütleri üzerindeki esrar perdesi kalkacak mı? Yeni buluntular var mı? Susurluk, Çatlı, Çakıcı vs. hakkında önemli bilgiler mi verilecek? Bilinen ve bilinmeyen suç örgütlerinin karanlık işlerine ışık mı tutuldu?
       Çoğumuz beklentiler içindeydik: Belki de, Başbakan bazı siyasetçilerin ya da üst düzey bürokratların çetelerle, mafyalarla, iç ve dış suç örgütleriyle ilişkilerinin saptandığını açıklayacaktı.
       Ama... geç ve güç başlayan toplantı, ağır aksak ilerledi, izleyenlerin canını sıkmaktan başka işe yaramadı. İçeriği cılızdı, üslubu tıkızdı, amacı anlamsızdı.
       Sanırım, TV tarihindeki pek az "slayd gösterisi" bu kadar acemice olmuştur. O kadar ki, bir noktada, Başbakan konuşmasını keserek slaydların düzeltilmesi için uyarıda bulunmak zorunda kaldı. Devletimizin emniyet görevlileri de böyle çalışıyorsa, tüm iletişim işlerimiz böyle yürütülüyorsa vay halimize...
       Toplantının görüntüye geç gelmesi, başlangıçta TV'cilerin yayına hazırlanması için uzun uzun beklenmesi de, gerek televizyon erbabımız, gerek Başbakan'ın danışmanları için kötü notlar...
       Ve Sayın Yılmaz, niçin elindeki metni yavaaaaş yavaaaaş, dura... dura... uzuuuun... aralıklaaarla okuyor? 50 - 55 yıl önce, rahmetli Nurettin Artam her gece "Radyo Gazetesi"ni böyle... ağır... ağıııır... okurdu. Çünkü yarım saati doldurmak zorundaydı, malzemesi azdı, üstelik herhalde "dinleyiciler cahildir, normal hızda okursam anlayamazlar" diye düşünürdü. Millet sıkıntıdan patlardı. Sayın Başbakan'ın konuşma hızının artması mümkün olmayabilir, ama hazır bir metni biraz daha akıcı okumasını beklemek, hakkımızdır. İletişim, "uyutuşum" olmamalı... Geçen cumartesi, basın toplantısı, millet için vakit kaybıyla

     DÜNYA TÜRK'Ü: "Uluslararası Türk" olarak varlık gösterenler, bir avuç... Yaşayanlar arasında, Yaşar Kemal, İdil Biret, Leyla Gencer, Ahmet Ertegün, Arif Mardin sayılabilir. Orhan Pamuk ve Gürer Aykal o yolda. Ne kadar ilginç ki bu isimlerin hepsi iki alanda: Müzik ve edebiyat. Bir "Dünya Türk'ü" daha var: Prof. İhsan Doğramacı... Onyıllar boyunca Dünya Sağlık Örgütü'nde ve UNICEF'te Türkiye'yi en üst düzeyde temsil etti. Dr. Doğramacı, 1946'da, Dünya Sağlık Örgütü'nün kuruluş belgesini TC adına imzalamıştı. O zamandan beri WHO'ya önemli hizmetlerde bulundu. 52 yıl önceki imza töreninde bulunan 61 devlet temsilcisinden hayatta kalan tek kişi, Dr. Doğramacı. Geçen hafta, Kopenhag'da yapılan zarif bir toplantıda WHO, kendisini onurlandırdı. Danimarka Kraliçesi'nin de hazır bulunduğu törende, Danimarka Sağlık Bakanı Carsten Koch ve Dünya Sağlık Kuruluşu'nun eski Genel Direktörü Dr. Halfdan Mahler de konuştular. Prof. Doğramacı'nın konuşma metni, WHO'nun özlü bir tarihi ve dünyaya hizmet ülkülerinin güzel bir özeti... "Dünya Türk'ü" olmak pek az insanımıza nasip oluyor. Prof. Doğramacı, o nadir Türklerden biri. Dünyada yüzümüzü ağartıyor.
     MEHMED KEMAL: Tanıdığım en mert, en cana yakın, en can alıcı yazar ve şairlerden biriydi. Aydınlığı, kültürümüzde sürecektir. Nur içinde, huzur içinde yatsın, Mehmed Kemal.




Yazara E-Posta: t.halman@milliyet.com.tr

Kars'ta tilkilerin yiyecek arayışıKars’ta aç kalan tilkilerin, yiyecek araması objektiflere yansıdı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber