Zafer Şahin

Zafer Şahin

zafer.sahin@kanald.com.tr

Tüm Yazıları

İspat edemem ama..

Dün Lübnanlı analist Peter Germanos’un Suriye analizini okuyan herkesin aynı şeyi düşündüğünden adım gibi eminim.

Erdoğan’ın hakkı Erdoğan’a

Yıllardır televizyon ekranlarında, gazete köşelerinde “Türkiye’nin Suriye politikası yanlış. Bataklığa saplandık, güneyde Cihatçılar yerine seküler YPG komşumuz olsun “ diyen akademisyen, gazeteci, emekli diplomat ve güvenlik uzmanlarının görüşleri meğer çöpmüş.

Adamlar ve kadınlar bize aslında bir terör örgütünün, o örgütün iplerini ellerinde tutan yabancı istihbaratların tezlerini Suriye gerçekleri diye anlatarak algı yapıyormuş.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Oysa gerçek bambaşkaymış.

Peter Germanos’tan devam edelim:

“Türklerin Şam bölgesinde başardıkları Orta doğu tarihinde görülmemiş bir emsaldir. 2018’de Türkiye’nin güney sınırları Rusya-İran-Esad ve ABD/PKK işgalindeydi. Her şey Türkiye’nin aleyhineydi. Benzer koşulları kendi stratejisine göre lehine çeviren devlet çok nadirdir.

Ancak Ankara bu kapsamlı kuşatmayı defetmeyi başardı ve bunu herhangi bir büyük güçle direkt savaşmadan kademeli şekilde halletti.

En dikkat çekici sonuç: Türkiye’nin sınırlarını güvence altına almasının yanı sıra Suriye’de meşru bir yönetim gücü oluşturmuş olmasıdır.”

Demek ki neymiş!!

Türkiye’nin güçlü siyasi liderliği son 10 yılda bölgesinde Azerbaycan ile “Tek millet iki devlet” Suriye ile “İki millet tek devlet” stratejisini başarıyla hayata geçirmiş.

Doğu Akdeniz’de, Libya’da, Kıbrıs’ta, Kafkaslar’da kendisini dışarıda bırakan hiçbir denklemin kurulmasına izin vermemiş. Bileğinin gücüyle hem sahada hem masada olmayı başarmış. Tarih bundan 100 yıl sonra Erdoğan’ın yaptıklarını Lübnanlı analistin çizdiği çerçeveden anlatacak. “Erdoğan’ın Türkiye’si başardı” diyecek. Çünkü yalın ve saf gerçek bu. Diğerlerinin çöp olan algı çalışmalarını kimse hatırlamayacak.

Nusaybin’de aslında ne oldu? 

Mardinli gazeteci Kadir Üründü bölgeyi çok iyi bilen bir meslektaşımdır. Nusaybin’deki bayrak provokasyonun perde arkasını maddeler halinde özetlemiş. Noktasına, virgülüne dokunmadan aktaralım ki, gerçekler ortaya çıksın.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

1- DEM Parti’nin Grup Toplantısını Nusaybin’de yapma kararı önceden kurgulanmıştı.

2- Grup toplantısından önceden haberdar edilen Suriye’nin Kamışlı kentindeki YPG destekçileri, açıklamanın yapılacağı alanın yakınında konumlanmıştı. Yaklaşık bin kişilik grubun önünde kadınlar ve çocuklar yer alırken, arka tarafta ise provokasyonu görüntülemek üzere kameralarla hazır bekleyen teknik ekipler bulunuyordu.

3- Hedeflenen provokasyonda, DEM’in açıklamasının ardından Kamışlı’dan gelenler sınırda Türkiye tarafındakilerle birleşecek; bunu gören kolluk kuvvetleri ise sınıra yaklaşan, ön saflarında kadınlar ve çocukların bulunduğu kalabalığa ateş açacak ve en az 10 kadın ve çocuk ölecekti. Böylece “Türkler silahsız kadın ve çocukları öldürdü” algısı dünya genelinde yayılacaktı.

4- DEM ve YPG’nin oluşturmak istediği provokasyonu önceden öngören sınırdaki kolluk kuvvetleri, gelişmeleri anbean yakından takip etti. Aslında en kolay yol, karşıdan gelen ve ön safta kadın ile çocukların bulunduğu Kamışlılı Kürtleri hedef almak olabilirdi; ancak devletimiz kendisine yakışan feraseti zor olanı yapmakla seçti, kolay olan kitleyi hedef almak yerine hudut hattına hiçbir YPG destekçisinin yaklaşmasına izin verilmedi.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

5- Bu noktada planladıkları provokasyonu gerçekleştiremeyen gruplar, ellerinde bıçak bulunan gençler aracılığıyla tampon bölgede yer alan bayrağın ipini kısa sürede keserek bayrağı alıp kaçtı. Asıl hedef, Kürtlerin öldürülmesi üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uluslararası kamuoyunda “Kürtleri öldüren, Kürtlerin katili” gibi bir algıyla suçlamak ve Türkiye Cumhuriyeti’ni uluslararası alanda zor durumda bırakmaktı.

6- Olayların ardından Nusaybinliler, iş yerlerine ve evlerine astıkları bayraklarla bayrak provokasyonuna en güzel cevabı vermiştir.

7- Asıl yapılmak istenen, kadınların ve çocukların öldürülmesiydi. Kolluk kuvvetlerimizin dikkatini ve vakarını gören hainler, bu kez en büyük kutsiyetimiz olan bayrağımıza yönelmiştir. Oysa şanlı bayrağımız yüreklerde ve gönüllerdedir.