Geri Dön

Sosyo-duygusal öğrenme önem kazanacak!

Küresel salgına dönüşen koronavirüs ülkemizde de kendini yoğun şekilde gösteriyor. Hepimizin endişeli olduğu bu dönemi, atlatabilmemiz için birlik ve beraberlik içinde kurallara uyarak hareket etmemiz ve uyarılara kulak vermemiz gerekiyor. Bu zor günlerde Hürriyet Bursa olarak iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleriyle koronavirüslü yaşam hakkında kısa sohbetler gerçekleştirdik ve bir yazı dizisi hazırladık. Birlikte başarmak dileğiyle.

Sosyo-duygusal öğrenme önem kazanacak!

 

CAN PAPUÇÇUOĞLU: EĞİTMEN, KONUŞMACI, YAZAR VE GİRİŞİMCİ

Sosyo-duygusal öğrenme önem kazanacakHepimiz şu anda bir pandemi krizinin ilk safhalarını yaşıyoruz. Dolayısı ile eğitim sektöründe her şeyin dijitalleşeceği, yüz yüze eğitimin tamamen ortadan kalkacağına olan yanlış inanç had safhada. Nasıl dijitalleşme, 2000’lerin başında basılı yayınları öldürmediyse, çevrimiçi eğitimler de yüz yüze eğitim deneyimini öldürmeyecek, birbirinin alternatifi olmak yerine, iki ayrı kulvar olarak devam edecek.

‘EĞİTİM SEKTÖRÜNDE ÖNEMLİ DEĞİŞİM’

Pandemi kontrol altına alındıktan sonra dünya her konuda yeni bir normale kavuşacak. Eğitim sektöründe yaşanacak önemli değişimin, araçlarla ilgili, yani çevrimiçi programlar vb. olmaktan çok içeriksel olacağına inanıyorum.
Peki içerik olarak neler değişecek? Öncelikle, çeviklik, adaptasyon, yaratıcı düşünme ve dayanıklılık gibi konular ağırlık kazanacak. Ancak, bu konular temel beceri konuları olmadığından dolayı, sadece bilişsel yani bilgiyi sunarak öğrenilebilecek ve daha da önemlisi davranış haline gelebilecek konular değil. İşte tam burada, sosyo-duygusal öğrenme dediğimiz, yaşanmış gerçek hikayelerden elde ettiğimiz çıkarımlar ön plana çıkacak. Esasında, yeni normalde birbirimizden öğrenmeye ağırlık vereceğiz.

‘VUCA ORTAMINA UYUM SAĞLAMAK’

Bu durum, taş devrinden bu yana süregeliyor esasında. İnsanoğlu, bilinmezler karşısında bireysel çabalarından dolayı değil, birbirinden öğrenerek ilerledi bugüne kadar. Taş devrinde yırtıcı hayvanlara karşı kendini nasıl koruyacağından, onları nasıl avlayacaklarına kadar evrildi. Şimdi de, bilgi çağında VUCA ortamına nasıl uyum sağlayacağı ve hatta onu yönetilebilir hale getireceğini birbirilerinin tecrübelerinden öğreneceğiz.

‘İĞNEYİ KENDİMİZE BATIRMALIYIZ’

Koronavirüs, eğer doğru değerlendirilirse, uzun zamandır iş dünyasına yönelik eğitim sektörünün ihtiyacı olan değişimine ön ayak olabilir. 2020’li yıllarda, hala 1960’larda ortaya atılan yönetim becerilerinin eğitimini veriyorsak, iğneyi önce kendimize batırmalıyız. Bu dönem, eğitmenler olarak kendimizi yeniden tanımlayacağımız, yeni içerikler ürettiğimiz ve sosyo-duygusal öğrenme konusunu derinlemesine anlayabileceğimiz bir dönem olmalı. Dijitalleşmek mi dijitalleşmemek mi? gibi tartışmalara girmekten kaçınmalıyız. Dijitalleşme, moda bir terim olmamalı. Üstelik, bir proje değil, bir süreçtir dijitalleşme ve 2020’lerin olmazsa olmaz konusudur.

ÖĞRENME TEKNİNİĞİN KULLANAN ŞİRKETLER

Yeni yetkinlikleri bulup, bunları davranış haline getirmek için sosyo-duygusal öğrenme tekniğini kullanan, bunu yaparken de çalışanlar için en uygun mecrayı kullanan eğitim şirketleri, 2020’leri başarı ile yönetecektir…

GÜNEŞ ARAS OKUR: ULUSLARARASI YOGA EĞİTMENİ/EĞİTİM VE ÖĞRENCİ KOÇU

Sosyo-duygusal öğrenme önem kazanacakSalgın ilk çıktığında “Bize bir şey olmaz!” diyen insanlar ve ülkeler, hala bu salgının üstesinden gelmek ve çözüm üretebilmek için uğraşıyor. Riske girmeyen ülkeler ve insanlar önlemlerini almıştı, almaya da özen gösteriyor. Hislerime dayanarak söyleyebilirim ki; “Dengeye kavuşacağız; ama önce dengemizin bozulması gerekti.” Denge; bir nesnenin devrilmeden durma hâli değildir yalnızca. İnsanın da devrilmeden durma halinin, zihinsel ve duygusal uyumunun, istikrarının göstergesidir. Dengemiz bozulmadan, ne için yaşadığımızın, ne olduğumuzun farkına varamazdık. Bizler bu süreçte ne kadar dengede kalabildik veya kalabiliyoruz?

‘ONLINE DERSLER AÇTIM’

İnsanlığın kaygı duyduğu, evlerinde kalması gerektiği, neredeyse fiziksel mesafeden de uzak yaşaması gerektiği bugünlerde bizler bu zamanı nasıl geçiriyoruz? Yogayı içselleştiren bir uluslararası yoga eğitmeni olarak, iyi ve sağlıklı yaşama sanatı şeklinde adlandırdığım yoga’yı tüm öğrencilerim, yakınlarım ve çevremle daha çok buluşturmak adına, daha önceleri de deneyimlemediğim bir uygulama ile online dersler açtım.

KENDİME DAHA ÇOK YAKLAŞTIM

Evimde, bir zamanlar sadece kek için pişen fırınıma; ellerimle yaptığım ekmeğimi atıp, pişmesini bekledim. Ellerimle bir şeyleri düzeltmenin, yapmanın, başarmanın, yaratıcılığımı kullanmanın mutluluğunu yaşadım. Çiçek ektim, fidan diktim, bahçe suladım, daha çok kitap okudum, boya yaptım, her gün meditasyon yaparak güne berrak bir zihinle başladım.
Bir başka anlatım ile “kendime daha çok yaklaştım”.

KAYGILARI UZAK TUTUBİLİRİZ

Herkese önerimdir ki; her olumsuzluğa karşın, bir şeyler yapmanın, çaba göstermenin tam sırası. Belki dışarı çıkıp özgürce yürüyemiyoruz, ama içimizdeki bahçeyi dolaşabiliriz. Belki meditasyon öğrenir, belki nefes alışverişimizin ne kadar doğru veya yanlış olduğunu fark ederiz. Dış dünyadaki denge bozulmuş da olsa, iç dünyamızdaki dengeleri yerine oturtabilir, kaygıları ve stresi uzak tutabiliriz.

KÜRESEL SALGINDAN KURTULACAĞIZ

Dünya bu küresel salgından elbet kurtulacak. Peki, dönüp baktığımızda yanımıza kalanlar ne olacak? Biz bu süreçten geçerken neleri dönüştürebiliriz bir düşünelim derim. Kaygılanmadan, farkındalık haliyle kendimize dönüp bakmanın, doğaya, evrene neler yaptığımızın ve kattığımızın farkına varma zamanı…
Ve tabii ki insanın içinde umut, her daim var. İnsan ‘umut’suz yaşayamaz ki… Her koşulda, her daim içimizden gitmeyen, gün geçtikçe çoğalan umutlarımız olsun. Sağlıklı ve huzur dolu günlere uyanalım. Sevgilerimle…

 

SEÇİL BULCAN ÜRKÜT: Mimar PLANBmimarlık

Sosyo-duygusal öğrenme önem kazanacakCOVID-19 salgın krizi yaşadığım en farklı deneyim diyebilirim. Hem mesleki hem özel yaşamımda yarattığı farklılıklar düşündüğümde insan olarak ve mimar olarak hayatımda çok şey değiştirdi. İlk önce dünyada ki sağlık sektörünün durumunu bilfiil İngiltere de öğrenci olan oğlum vasıtası ile öğrendim.

‘OĞLUMUZA TELKİNDE BULUNDUK’

Covid-19 kabusunu ailemizle ilk tanışması oğlumun normal grip gibi seyreden durumu bizi endişelendirdiği için Türkiye’den İngiltere ye oğlumuzla sadece 2 hafta boyunca görüntülü kouşarak telkinde bulunduk. Çünkü hiçbir şekilde İngiltere Nothingham’da hiçbir hastane kabul etmedi. Yurtta kalıp kedi isteği ile karantinada kaldı ama test yada hiçbir kontrol yapılmadı. Bu süreçte Türkiye İngiltere uçuşları iptal edildiği için Türkiye’ye de gelemedi.

TEST SONUCU NEGATİF ÇIKTI

Türk konsolosluğu, Dışişleri Bakanlığı ile iletişim ve yardım çağrılarımızda sonuçlanmadı. Son olarak Rusya Moskova uçuşları açık olduğu için aktarmalı olarak Türkiye ye getirtebildik. Karantinaya havaalanında alınmadığı için bizde Bursa’da hastaneye yatırdık ve test yaptırdık. Çok şükür test sonucu negatif çıktı da 1 ay sonra oğlumuza kavuşabildik. Bu süreç bize gerçekten Türkiye’nin sağlık sisteminin ve doktorlarımızın dünyaya göre çok daha iyi olduğunu öğretti.

‘REZİDANZ YAŞAMI BİTECEK GİBİ’

Covid-19’un ailemize verdiği bu dersin dışında, mesleki olarakta edindiğim tecrübe ve bilgileride aktarmak isterim. Konut sektöründe de bir mimar olarak gözlemim, farklı yönelimler olacağıdır. Bu süreçte insanların geçmişte çok fazla rağbet ettiği ‘rezidanz’ yaşamını bitireceğini düşünüyorum. İnsanlar bu süreçte gördülerki apartman dairesinde, küçük balkonlarda yaşamak dışarı çıkamadığınız için hapis hayatından farklı değil. Bu nedenle insanların doğaya ulaşabileceği küçükte olsa bir bahçelerinin olması insanları çok daha fazla mutlu edeceği.

‘DİKEY YAŞAMDAN YATAY YAŞAMA’

Bu nedenle artık konut sektöründe ‘dikey’ yaşamdan ‘yatay’ yaşama geçiş olacağını düşünüyorum. Bu sürecin aynı zamanda modern çağın önemsediği açık ofis isteğininde değişip eski yaşamlarımızda tercih ettiğimiz küçük özel ofislere geçiş dönemi olacak gibi gözüküyor. Her sektörde olduğu gibi inşaat sektörününede Covid-19’un değişim getireceği kesin.

 

DR. ENİS KOÇAK: KARDİYOLOJİ UZMANI

Sosyo-duygusal öğrenme önem kazanacakSalgın nedeniyle hastanın doktorları ile iletişiminin azalmasıyla psikolojik olarak rahatlamada azalma oluşabilir. Kronik kalp hastalığı olan hastalar mevcut tedavisini Covid-19 döneminde aksatmamalı. Eğer aksatırlarsa mevcut kronik kalp hastalığına bağlı semptomlar da artar. Kalp krizi, inme, ritim bozuklukları, tansiyon yükselmelerinde ve maalesef ani ölümlerde artış olmaktadır. Bu nedenle hastalar sokağa çıkma yasağı gibi sebeplerle ilaçlarını temin için yakınlarından, belediyelerden ve sosyal derneklerden yardım alabilirler. Zaten raporlu ilaçlarını direkt olarak eczanelerden temin edebilirler.

‘TEDAVİNİN DEVAMLILIĞI GERİKİR’

Tedavinin devamlılığı için bu dönemde hasta yakınlarına düşen sorumluluklarr var. Tedavinin devamlılığı için bu dönemde hasta yakınlarının, hastalarına ilaç temininde yardımcı olması gerekiyor. Ziyaretten daha ziyade telefon ile iletişim kurmalarını ve ziyaret gerekli ise ziyaretin kısa tutulmasını, bu sırada maske ve sosyal mesafenin korunmasını gerekir.

‘DOKTORA DANIŞIN’

Kronik kalp hastalıkları, salgın döneminde sağlıklarını korumak için mecbur kalmadıkça dışarı çıkmasınlar. Dışarı çıkma durumunda ise maske takmaları ve sosyal mesafeye dikkat etmeleri gerekir. Eller sık sık sabun ile yıkanmalı. Yaşam alanları günde en az 3-4 defa havalandırılmalılar. Uyku düzeni sağlanmalı ve sağlıklı beslenmeli, bol su tüketmeye özen gösterilmelidir. Kontroller yaptırılmalı ve doktorlar ile iletişim halinde olunmalıdır. Çok yoğun olmamak şartıyla egzersiz ve aktivite yapılmalıdır. Zorunlu olarak dışarı çıkılması durumunda ise kıyafetler eve dönünce hemen yıkanmalıdır. Kalın sağlıcakla.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber