90'lara damga vuran 7 plak şirketi

Bizim zamanımızda plak şirketlerine bağlı sanatçılar bakkaldan ekmek alınması gerektiğinde bile hep beraber harekete geçerdi. X noktasından Y noktasına gitseler dahi halay çekerek ya da çekmeyerek ama mutlaka omuz omuza bir görüntüdeydiler. Çağ ilerledi, Milenyum'u solladık. En başta Çelik olmak üzere herkes değişti. Kalmadı eski bağlar, arkadaşlıklar. Onlar hep Eskidendi, Çok Eskiden'di. İşte çocukluğumuza damga vuran o plak şirketleri...

90'lara damga vuran 7 plak şirketi

1- Başlı başına bir futbol ligi olarak Prestij ailesi...

1- Başlı başına bir futbol ligi olarak Prestij ailesi...

Mahsun Kırmızıgül'ün Galatasaray, Özcan Deniz'in Fenerbahçe formasını giydiği bu muazzam kareyi hatırlayanlarınız elbette vardır. İşte bu kare aslında Prestij Müzik ailesinin bir özeti. Her ikisini de önce türkücü olarak tanıdık. 2000'lerden sonra müziklerini geliştirdiler. Özcan Deniz, Eros Ramazzotti imajıyla "Sen beni öldürcen mi canım?"lara evrildi, AB kitlesine göz kırptı, 'kıps' yaptı. Asmalı Konak'la TOTAL grubuna da hitap etmeyi ihmal etmedi. Mahsun Kırmızıgül de "Dinle bu şarkım sana, dinle"yle bizi kop, kop, kop'arttı. Kendini sinemaya vurdu, 'güneşi gördü', 'Gecenin Kanatları'yla 'New York'ta Beş Minare'yi bize tanıttı.

"Mahsun, İbo, İzzet, Alişan, Özcan..."

"Mahsun, İbo, İzzet, Alişan, Özcan..."

Özcan Deniz ve Pınar Kür arasında yaşanan 'Kim Ki Duk? Kim?' olayını unutmak istesem bile unutamıyorum. (Bilmeyenler için, Özcan Deniz "Kim Ki Duk filmlerini severim derken Pınar Kür, "Kim, duyamadım" diyordu. Özcan Deniz altta kalır mı, "Ahahaha, herkes şaşırıyor, Kim Ki Duk. Koreli olan" esprisi yapıyordu. Ama şahsen beni güldürmüyordu...) Şahan Gökbakar'ın hayatımıza kattığı "Mahsun, İbo, İzzet, Alişan, Özcan" beşlemesinin 3'ü bu Prestij ailesinin yıldızlarıydı. Onlar her zaman iddialı, her zaman halkın favori isimleriydi.

'Kardeşlik' türküleri bile vardı

'Kardeşlik' türküleri bile vardı

Aralarındaki iş bölümü de takdire şayandı. Mahsun Kırmızıgül 'Arabesk fantezi', Özcan Deniz 'Türk halk müziği', Alişan 'En İyi Çıkış Yapan' kategorisindendi. Müzik kanallarının ödül gecelerinden muhakkak ödülle dönüyorlardı. Hatta 1998'deki bir ödül gecesinde neredeyse her kategorinin kazananı her ne hikmetse Prestij Müzik ailesindendi. Yonca Evcimik, Pop Müzik Kadın dalında ödülü alırken "Ben Prestij sanatçısı değilim ancak bu ödülü aldım, şaşkınım" diyordu. Haklıydı, çünkü o kategoride ikinci albümüyle şirkete dahil olan, Prestij Müzik okulu 2-C sınıfından Gülşen de yarışıyordu. Ancak her güzel şeyin bir sonu vardı. Onların Zerrin Özer'den Mustafa Sandal'a söyledikleri 'Kardeşlik Türküsü' artık şu anda sadece albüm kayıtlarında kaldı. Aile öyle bir dağıldı ki şimdi onları ikili olarak görmek bile pek mümkün gözükmüyor.

2- "İmparator olmayı canım kolay mı sandın?"

2- "İmparator olmayı canım kolay mı sandın?"

"Lahmacun" denildiğinde akla gelen ilk görüntünün İbrahim Tatlıses olduğu yıllardı. 2000'lerin tam da başında müzik dünyasının 'İmparator'u Tatlıses, 'İdobay' çatısı altında pek çok ismi bize tanıttı. Kader'ler, Songül Karlı'lar, Ebru Yaşar'lar, hatta Harun Kolçak ve Yıldız Tilbe'nin tekrar müzik sektörüne dönmesine vesile olması... Ancak güzel günler çok uzun sürmedi. İftar yemekleri, birlikte poz vermeler derken aile çok değil 4-5 yılda kan kaybına uğradı. Enteresan olan nokta ise İbrahim Tatlıses'in o dönemde çıkardığı 'Selam Olsun' albümünün Universal etiketiyle çıkmasıydı. "Sen Benoit, Ben Senoit, Kim Kimoit, Dum Dumoit" esprisinin ilk yapıldığı tarih de yine o günlere denk düşer...

3- Müzik dünyasının Ajax'ı: Raks Müzik

3- Müzik dünyasının Ajax'ı: Raks Müzik

Serdar Ortaç'lar, Ebru Gündeş'ler, Şebnem Ferah'lar, hatta Rafet El Roman'lar, Nadide Sultan'lar... Daha da uzatabilirim. "Raks Müzik, sektörün adeta Ajax'ıydı" diyebiliriz çok rahat. Sürekli altyapıdan futbolcu yetiştirir gibi bizi yepyeni isimlerle tanıştırdı. Zamanla öyle bir büyüdü ki resmen hızını alamadık. Kendi içinde mitoz bölünüp Marşandiz, S Müzik, Tempo Müzik, Neşe Müzik gibi çok sayıda alt şirkete dağıldı. Fakat öyle bir dağıldı ki resmen sonun başlangıcı oldu.

O albümlerden bazılarına ulaşmak imkânsız

O albümlerden bazılarına ulaşmak imkânsız

1999'dan itibaren Universal Müzik Türkiye olarak isim değiştiren Raks ailesi için özellikle 2003 dönemi kabus gibiydi. Genel müdür Süha Yavuz hakkında çıkan haberler, şirkete haciz gelme muhabbetleri derken bir baktık ki şirket kepenkleri kapatmış, batık duruma geçmiş. 90'lara damga vuran Raks arşivi ise Bonus markasıyla Avrupa Müzik diskografisinde. Yani şu anda arşivciler bu albümleri bulabilir ancak Raks veya Universal markası artık tarih oldu. Universal Müzik gibi bir dünya devinin Türkiye şubesinde yaşanan ve neredeyse 15 yıldır çözülemeyen davalar, ulaşılamayan bazı eski albümler mevzusu ise bir hayli düşündürücü.

4- Tarkan'dan sonra tufan!

4- Tarkan'dan sonra tufan!

İstanbul Plak denilince akla gelen ilk isim hiç şüphesiz megastar Tarkan. Uzun bir süre Tarkan'ın gölgesinde ilerleyen şirket, Tarkan sonrasında ise adeta çöküşe geçti. Resmen "Tarkan'dan sonra tufan" oldu... Özlem Tekin, Ümit Sayın, Mirkelam gibi isimlerin albümü İstanbul Plak imzalıydı.

5- Transfer döneminin yıldızı her daim Erol Köse

5- Transfer döneminin yıldızı her daim Erol Köse

Erol Köse'nin hayatımıza girmesi her ne kadar ilk olarak "Doktor Erol Bey" olsa da biz onu daha çok "Ayna'nın prodüktörü" olarak tanıdık. Erol Köse Production'ın en büyük yıldızı ise hiç kuşkusuz Hande Yener'di. Bir dönem Ebru Gündeş, Nilüfer, İbrahim Tatlıses ve Mustafa Sandal'ı aynı anda transfer etmek gibi muazzam bir olay da yaşanmıştı. 2008'de yine buna benzer bir transfer döneminden geçilmişti. Kutsi, Asuman Krause, Sevda Karababa ve Zeynep Dizdar'ın Beyaz Show'u "Erol Köse özel gecesi"ne çevirdiği bir program bile olmuştu. Şirket, en son Ferhat Göçer'in "Gençliğimi geri verseler..." dizelerinin de geçtiği o meşhur şarkının da olduğu albümü yayınladı. O günden beri pek ses seda yok.

6- Stil avcısı Şahin Özer

6- Stil avcısı Şahin Özer

Davut Güloğlu, Tarık Mengüç ve Tuğba Ekinci gibi ilginç tarzları olan isimlerin geçmişinde Şahin Özer'in sahibi olduğu Özer Plak var. Bu isimlerin haricinde Deniz Seki ve Emel Müftüoğlu gibi isimler de yine Özer Plak'a bağlı isimlerdi. Tuğba Ekinci'nin 'O Şimdi Asker'le patladığı 2005-2006 yıllarında ödül alamadığı Kral TV'deki ödül töreni gecesini trollediği anı unutmadığınıza eminim. Efsaneydi...

7- Bu da mı tesadüf?

7- Bu da mı tesadüf?

90'lı yıllarda sayısız isme albüm yapan Tempa & Foneks şirketi denilince benim aklıma gelen ilk isim Nilüfer'di. Yıldız Tilbe'nin o çok sevilen ilk albümlerini de çıkaran firma Nilüfer'in pek tutmayan Kayahan imzalı 'Büyük Aşkım' albümü sonrası kayıplara karıştı. Kayahan ve Nilüfer'in arası bozulduğu dönemle Tempa & Foneks'in gücünü yitirmesinin aynı döneme denk gelmesi biraz fazla enteresan bir tesadüf değil mi?

 

can.sisman@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak