Gülşen'in son 10 yılda geldiği nokta: 7 ayda 110 konser

Gülşen'in magazinle değil de işiyle gücüyle gündeme gelmesi sizce de şahane değil mi? 10-15 yıl önce kendini bir anda magazinin göbeğinde bulan Gülşen, çok uzun bir zamandır sadece müziğiyle anılıyor. Peki bunu nasıl başardı?

Gülşen'in son 10 yılda geldiği nokta: 7 ayda 110 konser

Sadece o değil herkes 'Of... Of...' çekmişti

Sadece o değil herkes 'Of... Of...' çekmişti

90'ların ortasında 'Gel Çarem' ve 'Be Adam' gibi şarkılarla parlayan Gülşen, "Acaba kariyeri bitti mi?" derken bir anda 'Of... Of...'la zirveye yerleşmişti.

Ancak bu 'of' çekişlerden hemen sonra özel hayatıyla gündeme geldi ve bu kez de of çeken bizler olduk.

Sözü ve müziği kendisine ait olan 'Sakıncalı' ya da 'Nazar Değmesin' gibi şarkılarla müziğin mutfak kısmında da yetenekli olduğunu gösteren Gülşen'in magazinden uzaklaşması uzun zaman aldı.

Eksik parçayı Ozan Çolakoğlu doldurdu

Eksik parçayı Ozan Çolakoğlu doldurdu

Peki Gülşen nasıl oldu da bir anda albümleri iple çekilen bir isme dönüştü? Cevap çok, hem de çok kolay... Ozan Çolakoğlu!

Gülşen, 'Önsöz' adını verdiği albümünden itibaren Ozan Çolakoğlu'yla çalışmaya başladı. Sözü ve müziği kendisine ait olan şarkılara misler gibi aranjeler yapan Ozan Çolakoğlu, Gülşen'in müzik kimliğindeki eksik parçayı doldurdu. Ortaya 'Bir An Gel', 'Ezberbozan', 'Seyredursun Aşk', 'Bangır Bangır', 'Dan Dan' gibi büyük, hem de kocaman hit'ler çıktı.

Latin, alaturka, dans...

Latin, alaturka, dans...

Gülşen, sözü ve müziği kendisine ait şarkıları sadece kendi seslendirmedi; Ajda Pekkan'dan Yeşim Salkım ve Emir'e çok sayıda isme de şarkı verdi. Ve bu şarkıların da düzenlemesini Ozan Çolakoğlu yaptı. Latin, alaturka, dans hit'leri, türü ne olursa olsun Ozan Çolakoğlu, Gülşen'in şarkılarını tamamladı.

Düzenlemeler modern olunca, Gülşen'in şarkıları da 'adrese teslim gol'lere dönüştü. 'İltimas' ve 'Büyük Hatırın Var' il e dans müziği, 'Kardan Adam' ile latin esintileri, 'Bir An Gel' ile alaturka...

Her biri farklı ama bir taraftan da aynı şarkılar bunlar.

İstikrar ve müzikalite

İstikrar ve müzikalite

Gülşen ve Ozan Çolakoğlu evlilik kararı alınca ve Azur Benan Çolakoğlu gibi dünyalar tatlısı bir bebito dünyaya gelince de ortaya çıkan şey istikrar, müzikalite ve kalite oldu.

Evlilikti, çocuktu derken bir süre müzikten uzak kalan Gülşen, 2018'in son günlerinde patlattığı 'Bir İhtimal Biliyorum' ile müziksiz geçen ayların acısını çıkarttı.



'Bir İhtimal Biliyorum' neredeyse 3 aydır her yerde bangır bangır çalıyor.

Şimdi yepyeni bir haberle karşı karşıyayız. Bu haber, ağzınızı açık bırakacak cinsten...

Konser başına 130 bin TL

Konser başına 130 bin TL

Gülşen, 7 ay içinde tam 110 konser verecek. Eşi Ozan Çolakoğlu ve minnoş oğlu Azur Benan da onun yanında olacak. Ve Gülşen, konser başına tam tamına 130 bin TL alacak. Böylece toplamda eline 14 küsür milyon TL geçecek.

Helal olsun, helali hoş olsun. Bunun uçuk bir rakam olduğunu düşünmüyorum. Bırakın albümü malbümü, tek bir şarkının klip masrafı bile ortada.

Gülşen, 40'lı yaşlarının başında. Dile kolay, 25 yıldır, yani çeyrek asırdır müzik kariyerini devam ettiriyor. Önemli dönüm noktalarından, virajlardan geçti. Ama sonunda kazanan o oldu!

Pes etmedi, yeniden başladı

Pes etmedi, yeniden başladı

Manevi anlamda kendine yuva kurdu, birlikte harikalar yarattığı eşi ve nazarlardan korunulası oğlu var artık.

Maddi anlamda desek, konser başına 130 bin TL kazanacak bir isme dönüştü.

Gülşen kazandı, kazanıyor, kazanacak da. Ama tüm bunların da ötesinde kazanmalı da.

Birçoğumuza ders niteliğinde onun başarısı. 2000'lerin ortasında itibarını zedeleyecek anlamsızlıkta şeylerin içinde buldu kendini. Ama pes etmedi. Her şeye sil baştan başladı.

Yeni hayatının 'Önsöz'üymüş meğer

Yeni hayatının 'Önsöz'üymüş meğer

En güzeli de bu sil baştan başlama cesaretini kendinde bulması tabii ki. Önce kendini 'söz-müzik: Gülşen'lerle ifade etti, kendini tanıttı. Sevdirdi. İyileştirdi. Sonra da o şarkıları dinleyenler iyileşti. Bu etkileşim 10 yıl içinde büyüdü ve kocamanlaştı. 

Gülşen, 2009'un sonunda yayınladığı 'Önsöz' ile yeni hayatının da 'önsöz'üne imza atmış meğer.

10 yıl öncesine bakınca ne kadar da her şey anlamlı geliyor değil mi? İstikrar, vizyon, azim, pes etmemek...

'Konumlandırma' meselesi

'Konumlandırma' meselesi

Başarının sırrı, hayatın getirdiğine götürdüğüne adapte olmak ve olaylara karşı kendini doğru konumlandırmakta. Maddi ve manevi anlamda başarı tam olarak buradan doğuyor işte. Bir karmaşanın içinde bulabilirsiniz kendinizi. Olabilir. Sonuçta kimse negatiflikler içinde olmayı dilemez. Mesele bu akıştan kendini kurtarmak. Bunun formülü de karakterden, özden, insanın kendini tanıma gayreti ve yeteneğinden geliyor kuşkusuz. Zor olanı başaranın mutluluğu da kazancı da büyük oluyor.

'İtibar'la sınandı

'İtibar'la sınandı

"Zorluklar iyidir, dinç tutar" diye boşuna dememişler. Ve hepimiz iyi biliyoruz ki öldürmeyen her acı kişiyi güçlendirir. 

Hayat eksi ve artılarla dolu. Önemli olan şey, "Bunlar benim başıma neden geldi?" demek yerine olumsuzlukları olumluya çevirmeye çalışmak. Gülşen, bir örnek. Ama doğru örnek. İtibarını zedeleyen bir olayla ister istemez gündeme geldi. 'İtibar'la sınandı. Sıkıntılı dönemden geçti ve kendini geri çekti.

Aradan geçen 10 yılda öyle bir saygınlık ve itibar kazandı ki, "İyi ki böyle bir tecrübeden geçmiş" bile diyesi geliyor insanın.

Önce kendini, sonra çevreyi iyileştirme öyküsü

Önce kendini, sonra çevreyi iyileştirme öyküsü

Gülşen, 'önsöz'ünde şifrelerini verdiği başarısının 'Bir İhtimal Biliyorum' ile ve bu son konser ücreti haberiyle hiç de tesadüfi olmadığını gözler önüne sermiş oldu. "Amaaan canım"lık bir mesele değil. Onun son 10 yılda Türkçe pop'a kattıkları ortada...

Gülşen, bir azim ve pes etmeme hikâyesi. Kendini bulma, önce kendini sonra çevreyi iyileştirme öyküsü aslında. İyi ki sert virajlardan geçmiş ve iyi ki bir an olsun mücadele etmekten vazgeçmemiş. Nice şarkılara, albümlere, konserlere...

 

twitter.com/mayksisman
instagram.com/mayksisman
youtube.com/mayksisman
can.sisman@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak