
Charlize Theron, 'sakallı adam' isteğiyle yangına benzin döküyor
Her yerin sakallı adam dolduğu 2000'ler dünyasında artık sinekkaydı traş yalnızca bir semt adı... Uzun zamandır yalnız olan Charlize Theron da "Şöyle gür sakallı" bir sevgili istediğini söylemiş. Yangına körükle gitmek ayrı, benzin dökmek ayrı ve Theron düpedüz benzin döküyor.
Charlize Theron, 'sakallı adam' isteğiyle yangına benzin döküyor
Her yerin sakallı adam dolduğu 2000'ler dünyasında artık sinekkaydı traş yalnızca bir semt adı... Uzun zamandır yalnız olan Charlize Theron da "Şöyle gür sakallı" bir sevgili istediğini söylemiş. Yangına körükle gitmek ayrı, benzin dökmek ayrı ve Theron düpedüz benzin döküyor.
Hipster gibi ama değil gibi
Her yer, baktığımız her yer sakallı erkek kaynıyor. Metrobüse binip işe giden, kafelerde oturan, üniversite kampüslerini 'eğitim yuvası' değil 'eğlence parkı' belleyen milyon tane sakallı erkek var etrafta. Hepsi de kendince bir giyim tarzına (hafif dağınık bir giyim tarzı tercih sebebi) sahip. Hipster gibi ama pek de hipster tanımını dolduramayacak erkekler...
Sakallı ve kahveli
Bir kısmı 'alternatif' bir yaşam tarzına sahip, bir kısmı boğazına kadar popülere batmış, bir kısmı işinde gücünde görünüyor ama Nejat İşlervari bir imaj da çizmeye çalışıyor... Baristasından beyaz yakasına herkes için sakal, bir 'imaj yenileme' çabası olarak görünüyor.
Her zümrenin kurtarıcısı sakal
'Yakışıklı', 'havalı', 'cool' görünmeye çalışan erkeklerin genel eğilimi, "Sakal bırakayım şey olur" mantığıyla şekilleniyor. Sakalınız varsa tamam, o yüz bir şekilde kurtarır. Kurtarmıyor gibiyse, yüzünüzün kalan yarısını da güneş gözlüğü ile kapatabilirsiniz. Böylece aynı anda hem aşırı havalı hem de aşırı yakışıklı gibi görünebiliyorsunuz.
'Kurtarıyor'du havalı oldu
Sakal, bu akımın ilk yıllarında 'yüz kurtaran' işlevi görüyordu. Oysa şimdi, düpedüz bir modaya dönüştü ve sakalı olmayanı dövüyorlarmış gibi hissetmeye başladık hepimiz.
Aynı stereotip'sin ne çare
Herkesin birbirine benzediği çağımız caddelerinde, postfordist dönemin birer ürünüymüşcesine dolaşan insanların birbirlerine benzerliğinin bir sonucu aslında bu sakal akımı da... 'Fabrikasyon' modalar, 'fabrikasyon' insanlar ortaya çıkarıyor. Eh, nihayetinde başımıza gelen de "Sakallı stereotipi", "Beyaz yaka stereotipi" gibi birbirinin tıpkısı insanların oluşturduğu soyut zümrelerin sokakları istilası oluyor. Yarım çerçeve gözlüğü, top sakalı ve evrak çantasıyla otobüsten metroya aktarma yapan 2000'ler erkeklerini hatırlayın. Top sakal bitti, komple sakal başladı. Stereotip ise artık işin açıkçası yalnızca insanların zihninde yok, sokaklarda da var.
Sakallı olunca yakışıklı olunuyor
Çok değil, 20 yıl önce o kadar sakal uzatsanız infial yaratırdınız sokaklarda. İnsanlar tuhaf tuhaf bakardı "Bu ne be," diye. O zamanlar iyi giyimli, sinekkaydı traşlı olmak 'akıl kârı' iken, şimdi tüm pusulalar aksi istikameti gösteriyor. Sakalınız varsa yakışıklı oluyorsunuz, yakışıklıysanız sakal zaten standart paket dahilinde yer alıyor. Bu nasıl bir yanılgı ve nasıl bir eğilim, anlamak güç.
Kurtulmak mümkün değilken bir de...
Dibine kadar sakala gömüldüğümüz sıralarda bir de ünlü hanımefendilerimizin sakallı adam tercihiyle karşılaşmaya başladık. Erkek dergilerindeki 'yakışıklı gibi' adamlar sakallı, televizyon dizilerinin 'ünlü gibi' oyuncuları sakallı, ünlü hanımların eşleri ve sevgilileri sakallı ve eh nihayetinde siz de sakallısınız... Bir suskunluk sarmalı bu, aşırı büyük bir "Sus ve sakal uzatmaya devam et" baskısı... Nasıl yapılır da kurtuluruz, bilemiyorum.
Charlize Theron'un 'sipariş formu'
'İdeal erkek' tanımı içine 'sakal kriterini' ekleyen son ünlü de yılların başarılı oyuncusu Charlize Theron olmuş. Nedendir bilinmez, kendisi bir süredir yalnız. Nihayetinde yalnızlığıyla ilgili konuşup "Ben" demiş, "Şöyle gür sakallı bir erkek istiyorum." Hay hay Charlize Hanım, 1 lira farkla ekstra patates de ister misiniz?
Ne olur yapmayın Charlize Hanım
Charlize Theron'un 'şöyle gür sakallı' bir sevgili beklentisi içine girdiği için yaptığı açıklamanın birkaç boyutu var.
Misal, sakallı olunca 'yakışıklı' da olunduğuna dair yanılgının içine kendisinin ciddi ciddi düştüğünü kabul etmemiz gerek. Hollywood standartlarında bir oyuncu için bu, ciddi bir hata zaten.
Sakallı erkek popülizmini körüklediği ve hatta o popülizm yangınının üstüne benzin döktüğü için başımıza bundan sonra gelecek tüm 'daha da sakallı erkek' modalarının bu beyanı nedeniyle ortaya çıkacağını söyleyebiliriz.
Bu sakalsızlık özleminin önümüzdeki birkaç yıl daha devam edeceğini işaret eden bir beyan olduğunu da söyleyebiliriz bu açıklamasının. İşte tüm bunları düşününce de insanın Charlize Theron'a iki çift laf edesi geliyor.
Fakat Charlize Hanım, biz efendi gibi işinde gücünde olan ve sakal uzatmayı sevmeyen erkekler gerçekten çok yorulduk bu sakal işinden. "Sen bir sakal bıraksan var ya," hayallerinizden, o sakalların asla dergi erkeklerindeki gibi durmamasından, sakallı adamların birden 'aşırı adam' pelerini giymesinden de çok sıkıldık. Bir kısmı yeraltı edebiyatı okuyor, bir kısmı tüm gününü spor salonunda geçiriyor, bir kısmı sırf kabalığından sakal bırakıyor. Biz muntazaman traş olmak isteyenlerde de "Eh işte bir hayat" sürüyoruz. Yorulduk Charlize Hanım, kadınlar adına da yorulduk; erkekler adına da yorulduk.
andac.uzel@demirorenmedya.com



