
Uzay Heparı'nın hızlı yaşa genç öl felsefesine cuk oturan hayat öyküsü ve trajik ölümü
Yıldız Tilbe ve Sezen Aksu'nun uzun yıllar boyunca küs kalmasına neden olan, aşk ilişkileri ve evliliğiyle de hala zaman zaman gündeme gelen Uzay Heparı'nın kim olduğu, yeni nesil tarafından merak ediliyor. 1994 yılında kaybettiğimiz sanatçının hayat hikayesi, biraz üzücü, çokça trajik. Ama en çok da imzasını attığı besteler, aranje ettiği şarkıları dinlerken anıyoruz onu. Uzay Heparı iyi ki bu dünyadan geçmiş diyerek, birçok macera sığdırdığı kısacık hayatına bir bakalım...
Uzay Heparı'nın hızlı yaşa genç öl felsefesine cuk oturan hayat öyküsü ve trajik ölümü
Yıldız Tilbe ve Sezen Aksu'nun uzun yıllar boyunca küs kalmasına neden olan, aşk ilişkileri ve evliliğiyle de hala zaman zaman gündeme gelen Uzay Heparı'nın kim olduğu, yeni nesil tarafından merak ediliyor. 1994 yılında kaybettiğimiz sanatçının hayat hikayesi, biraz üzücü, çokça trajik. Ama en çok da imzasını attığı besteler, aranje ettiği şarkıları dinlerken anıyoruz onu. Uzay Heparı iyi ki bu dünyadan geçmiş diyerek, birçok macera sığdırdığı kısacık hayatına bir bakalım...
Ne olmuştu?
Yıldız Tilbe'nin henüz şöhret olmadığı, Sezen Aksu'nun ise yavaş yavaş Türk pop müziğine yön vermeye başladığı 90'lı yılların başı...
O zamanlar Yıldız Tilbe, Sezen Aksu’nun vokalistiydi. İşte o sıralarda 25 yıllık küslük başladı. Peki ne olmuştu?
Yıldız Tilbe ile Sezen Aksu’nun arasının açılmasına sebep olan Uzay Heparı ile olan ilişkisiydi...
Sezen Aksu, Yıldız Tilbe’ye evini açtı
1991 yılında İzmir’de gittiği bir pavyonda sahnede şarkı söyleyen genç bir kadını gördü Sezen Aksu. Sesinden öyle etkilendi ki, sahnedeki kadını İstanbul’a getirdi. O genç kadın, Yıldız Tilbe’ydi... Sezen Aksu, Yıldız Tilbe’ye evini açtı ve bu sayede Tilbe’nin müzik kariyeri yükselişe geçti...
Sezen Aksu'nun dünyası başına yıkıldı
Müzisyen ve besteci Uzay Heparı ise o sıralarda Sezen Aksu'nun sevgilisiydi. 1992 yılında, Sezen Aksu'nun dünyasını başına yıkan o malum olay yaşandı.
Vokalisti Yıldız Tilbe ile sevgilisi Uzay Heparı ile birlikte oldu. Bunu öğrenen Sezen Aksu, Yıldız Tilbe'yi evinden kovdu ve vokalistliğinden de çıkardı. Tabii sevgilisini de terk etti.
Modacı Zeynep Tunuslu ile evlendi
Uzay Heparı, 1993 yılında modacı Zeynep Tunuslu ile evlendi. 20 Mayıs 1994 günü ise, motosikletiyle giderken Etiler Koç Köprüsü'nde Demet Akbağ'ın arabasına arkadan çarptı ve 11 gün sonra vefat etti.
Yıldız Tilbe ise Uzay Heparı'nın hayatını kaybettiği 1994 yılında çıkardığı 'Delikanlım' albümü ile şöhreti yakaladı...
'Onu Alma Beni Al' şarkısını Yıldız Tilbe'ye mi yazdı?
Yıldız Tilbe, Sezen Aksu ve Uzay Heparı arasında geçen olay sanat camiasında konuşulsa da, fazla yayılmadı. Ta ki Yıldız Tilbe'nin 'Alt Üst Muhabbetler' programında "Bir gece sarhoştum ve Uzay Heparı ile birlikte oldum. Sezen de beni evden kovdu" diyene kadar...
Yıldız Tilbe'nin söylediğine göre Sezen Aksu, 'Onu Alma Beni Al' şarkısını Yıldız Tilbe'ye ithafen yazmıştı.
Bak atının terkisine de atmış gözleri şaşı gelini
Mor kaftanlara sarmış haspam odun gibi belini
Ah verin elime de kırayım cadının derisi kara elini
Seni gidi dilleri fitne fücur kıyametin gelsin
Sen o alacası içinde fesatla hangi günü gün edicen
Ah o kaditin üstüne bir de atlas yorgan sericen
Amanın amanın yansın ocağın barkın utansın
Ağan emmin herbir yerine kırmızı kınalar yaksın
Varsın bize vursun felek ne çeyiz düzdüm emek emek
Allah bildiği gibi yapsın
Böyle de nispet olmaz ki seni gidi zalim yar
Zorla da kısmet olmaz ki seni gidi hain yar
Bana ne bana ne beni al onu alma
Bende bu yetim kirazlar al al dururken
Tek başıma kara gecelerde zar zor uyurken
Yar eteğimde çakallar kurtlar ulurken
İçine sinerse senin de kıyametin gelsin
Neyse biz tekrar Uzay Heparı'ya dönelim
Uzay Heparı, 24 Temmuz 1969 yılında doğdu. Rivayete göre doğduğu gün insanoğlu Ay’a ayak bastığı ve astronot Neil Armstrong da ilk Ay yürüyüşünü gerçekleştirdiği için adı Uzay oldu. Ancak motosiklet tutkusu, onu 25 yaşında bizden ayırdı.
Uzay Heparı, kısacık hayatında o kadar çok başarıya imza attı ki; bugün hala dinlediğimiz birçok şarkıda onun imzasına rastlamak mümkün.
İzleri her yerde
- 1989 yılında çıkan Zuhal Olcay’ın 'Küçük Bir Öykü Bu' albümünde piyano çalarak müzisyenliğe başladı.
- 1990 yılında Eurovision Türkiye elemelerinde de orkestradaydı.
- 1990'da tekrar Zuhal Olcay ile çalışıp 'İki Çift Laf' albümünde yer aldı.
- 1991'de Akrep Nalan’ın 'Dağ Çiçeği' albümünde piyano çaldı.
- 1991'de Erol Evgin’in 'Erol Evgin İle Yeniden' albümündeki iki Sezen Aksu şarkısının aranjmanını yaptı.
- 1991'de Aşkın Nur Yengi’nin ikinci albümü 'Hesap Ver'deki 'Serserim Benim' ve 'Karanfil' şarkılarının bestelerini yaptı. Bu şarkıların sözlerini de Sezen Aksu yazmıştı.
- 1992’de Sertab Erener’in ilk albümü 'Sakin Ol’daki çoğu şarkının düzenlemesini Uzay Heparı yaptı; üç şarkıyı Sezen Aksu ile beraber yazdı.
- 1992’de Sertab Erener’in 'Sakin Ol' klibinde rol aldı.
- 1993’te Orhan Atasoy’un 'Gemiler' klibinde rol aldı.
- 1993 yılında Uzay Heparı’ya Atıf Yılmaz’ın yönettiği 'Gece Melek ve Bizim Çocuklar' filminin başrolü teklif edildi. Film, 1994 yılının Nisan ayında gösterime girdi.
- 1993’te Sezen Aksu ile bu sefer Levent Yüksel’in ilk albümü 'Med Cezir’e imzasını attı. Aksu ve Heparı, bu albümde 'Yeter ki Onursuz Olmasın Aşk' ve 'Kadınım' şarkılarını bestelediler.
- Eylül 1993’te Uzay Heparı, Sezen Aksu’nun 'Deli Kızın Türküsü' albümünde çalıştı. 12 şarkının 8'inin düzenlemesini yaptı. 'Masum Değiliz' ve 'Adem Olan Anlar' şarkılarının bestelerini yaptı.
- Aralık 1993’te modacı Zeynep Tunuslu ile evlendi.
- 1994’te Aksu’nun yurt dışında yayınlanan 'Sude' single’ında şarkıya yeni bir remix yaptı.
- 1994 yılında Nükhet Duru’nun kendi adını taşıyan albümüne düzenlemeler yaptı.
- Ölmeden önce Sertab Erener’in 'Lâ’l' albümü ve Demet Sağıroğlu’nun ilk albümü 'Kınalı Bebek’i düzenliyordu.
- Heparı, Demet Sağıroğlu’nun albümünde ilk kez Şehrazat ile çalıştı, son olarak Şehrazat’ın sözlerini yazdığı 'Kınalı Bebek' ve 'Biçare' şarkılarının müziklerini yaptı. İki albüm de Heparı’nın ölümünden sonra yayınlandı.
- Öldüğü sırada hamile olan eşi, 5 Ocak 1995’te oğulları Uzay Kanat Heparı’yı dünyaya getirdi.
Öldüğünde henüz 25 yaşındaydı...
Motosiklet ile gezip İstanbul’un tozunu attırdığı gecelerden birinde, sonradan eşi olacak Zeynep Tunuslu’yla tanıştı. Tunuslu o sırada sokak çocukları için para topluyordu. Uzay Heparı, cebindeki tüm parayı ona verdi. Yakınlıkları aşka dönüşünce hemen evlendiler.
5 ay sonra çocukları olacağını öğrendiler. Bu haberin ertesi günü Uzay Heparı, motoru ile Etiler Koç köprüsü üzerinde Demet Akbağ’ın park halindeki arabasına çarptı. International Hospital’de 11 gün süren bitkisel hayatın ardından, 31 Mayıs 1994 saat 10.50’de hayatını kaybetti.
1 Haziran’da Teşvikiye Camii’nden kaldırılan naaşı, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi. Öldüğünde henüz 25 yaşındaydı...
Oğlu Kanat Uzay Heparı, aynı babası!
Öldüğü sırada hamile olan eşi Zeynep Tunuslu, 5 Ocak 1995'te oğulları Uzay Kanat Heparı'yı dünyaya getirdi.
Zeynep Tunuslu eşinin ölümünden sonra eşiyle tanışmasını, evliliğini, hastanede geçirdiği günleri ve oğlu Uzay Kanat Heparı'nın doğumuna kadar geçen süreyi anlattığı 'Mavi..., Melekler ve Sen' isimli kitabı yayınladı.
Kanat: "Sezen Aksu beni aramadı"
Bugün 23 yaşında olan oğlu Kanat Uzay Heparı, bir röportajında şunları söylemişti:
"Sezen Aksu'nun beni aramasını bekliyorum. Babamla bu kadar sene çalışan birinin benim için de, 'Acaba o da aynı yeteneğe sahip midir' diye düşünmesi gerekir. Açıkçası Sezen Aksu’nun benimle daha çok ilgilenmesini beklerdim. Babasıyla o kadar çalışmışsa oğluna da bir bakması gerekir. Onun kadar özel birinin beni aramamasına şaşıyorum. Ama dedim belki, duygusal olarak hazır değildir belki de annemden dolayı aramıyordur. Ben babam gibi serseri ruhlu bir herif değilim. Ben daha klasik bir insanım. Hiç öyle ‘motora bineyim hız yapayım, yok bungee jumping yapayım’ gibi şeylere takılmam anlıyor musun… 90 yaşına kadar yaşayıp, yavaş yavaş ölmek istiyorum. Gömlekler giyerim… Takarım kravatları… Jön takılırım."
Uzay Heparı bir röportajında şunları söylemişti:
“Ukalalık ya da megalomani olarak algılanmasın ama bazı insanların yolculukları diğerlerinden uzun oluyor. Ben yaşıtlarımdan erken geliştim, farklı bir hayat yaşıyorum, kıstaslarım onlarınkinden farklı. Genellikle beraber olduğum kadınlar benden büyüktü, normal yaşamda ayakları yere basan bir adamken, bir yanım çok maceracı, her günü sürprizle bekliyorum yarın ne yaşayacağım acaba diye. Hiç program yapmam örneğin, bir de geceleri yaşamaktan hoşlanıyorum. Gece olduğu anda enerji topluyorum, bu çocukluğumdan beri böyle. Erken yatamıyorum, genel bir sorumsuzluğum var hayata karşı. Tek sorumluluğum piyano, müzik. Ne yapacağımı bilememek özgürlüğümü yaşatıyor ve bu durum çok hoşuma gidiyor. Yaşlılığı düşünüyorum ben, yaşlandığım zaman bu heyecanları yine taşıyacağım mı diyorum. Attila İlhan’ın bir lafı var ya, aslında idam mahkumlarıdır yaşlılar, diye. Bu yüzden her şeyi yaşamak istiyorum. Hızlı yaşamaktan zaman zaman korkuyorum ama ilerisini göremem. Yani hızlı yaşayıp bütün yaşanacakları tüketmekten korkuyorum. Bazı keyifleri belirli yerlere bölmeye çalışıyorum ama yaşanacak çok şey de var, hayata karşı büyük enerjim var…”
Uzay Heparı'nın ölümünden sonra Yıldız Tilbe bu şarkıyı yazdı:
gittin ne yazık bilinmez ellere
gelmez ne sesin soluğun nerdesin
yasta bu şehir gezdiğin yolları
kahrım sitemim faydasız sözlerim
düşler gücendi düşmüyor aklıma
çık gel bozulsun bu kötü kör rüya
son mu ilkbaharım, parçalandı ruhum
kuruldu can pazarım
umutlar tutuklu, sevincim vuruldu
girdi toprağa öbür yarım
Demet Sağıroğlu'dan...
Uzun yıllar birlikte çalıştığı Demet Sağıroğlu ise şu sözleri kaleme almıştı:
"Uzay’a,
Merak etme, her şey yine eskisi gibi.
Bıraktığın, bildiğin gibi…
Sadece nefesim titriyor şarkılarda, yoksa dinliyor musun?
Serin gecenin çerçevesinde duruyorsun.
Uzattım, tut ellerimi.
Üşüyorsun, değil mi Uzay?
Uzay, gel içeri…"



