Geri Dön
Farklılığa neden tahammülümüz yok?

Farklılığa neden tahammülümüz yok?

Birkaç suistimal meselesidir hayat… Çoğu zaman duygular bu yolda ilerler. Bakmayız, görmeyiz; ayıplar, günahlar... "Dikkat çekme" deriz ve bunları yapmayı biz tercih ederiz. Bugün 'tercih'imizi fark etmekle, görmekle, bilmekle değiştirmeye ne dersiniz?

Gamzenur Aydın
Gamzenur Aydın

Geçenlerde izlediğim bir film aslında konunun özeti değerinde… Filmde şu an bizim yaşadığımız ve çoğunluk diye adlandırdığımız cinsel hayatın tersi yani homoseksüellik çoğunlukta ve doğru olan olarak kabul edilmekte. Fakat kader bu ya, aynı okulda okumakta olan kız çocuğu ile erkek çocuğu birbirine aşık oluyor. Başta arkadaşları, öğretmenleri, komşuları, aileleri bu duruma karşı geliyor ve yanlış olduğunu söylüyorlar... Sanırım tanıdık gelen bir durum, değil mi?

İlk çağda insanları ilkel olarak görmek büyük bir sorunsal bizim için ama dönüp bakınca ilk çağ dediğimiz o zaman mı yoksa bu zaman mı?

Farklılığa neden tahammülümüz yok

Şöyle ki ilk çağlarda eşcinselliğin gayet normal karşılanan, kimse için dert olmayan bir durum olduğunu çeşitli kaynaklarda bulmak mümkün. Unutmayalım ki hâlâ çözemediğimiz sırları vardır ilk çağların, mesela Piramitler gibi...

Orta Çağ ile birlikte aniden bir suça, günaha, yasağa dönen bir durum halini almaya başlıyor. Kilisenin etkisinin çokça gördüğümüz bu dönemde eşcinsellerle kilisenin yıldızı pek barışmamış olacak ki kilise emri ile asılan, yakılan insanlardan biri de eşcinseller olmuştu. Ama günah gözüyle baktıkları bu durum sanatın hep konusu olmuştu ve bunu belki de unutmuşlardı. Sanat dönemini yansıtırdı... Pek çok kültürde, pek çok eserde, pek çok önemli yetenekli insanların yaptığı heykelde, minyatürde, resimde, yazılan şiirlerde görmek mümkündü eşcinselliği. Japon kültüründe çizimler, Hint kültüründe taş oymaları...

Farklılığa neden tahammülümüz yok

Mercimek Ahmet'in 11. y.y’da yaşamış Kuhistan Sultan’ı Kabus’un oğluna nasihat kitabı 'Kabusname'de şöyle bahsedilir: "...ve yaz olunca avretlere meylet ve kışın oğlanlara, ta ki bedenen sağlam olasın. Zira ki oğlanın teni sıcaktır, yazın iki sıcak bir araya gelirse teni azıtır ve avret teni soğuktur, kışın iki soğuk bir yere gelse teni kurur vesselam…..’ Bu 'Kabusname' eserinin bu cümlesindeki nasihatten de anlaşılacağı gibi aşikar bir şekilde biseksüel olma durumundan bahsediliyor... Ve daha pek çok örnek varken halen yasak olan bir durum söz konusuydu Orta Çağ'da... İşkencenin her türlüsünü görmeye devam ettiler 1969 yılının Haziran ayına kadar...

New York'ta Stonewall Inn adlı bir bara polis baskını düzenlendi. Bu olaydan sonra bir dizi gösteri ve direniş eylemi gerçekleşti. Bu ayaklanmalar başta ABD olmak üzere tüm dünyadaki eşcinsel hakları hareketini tetikleyen olaylardan biri olarak kabul edilmeye başlandı. O günden itibaren savunan insan sayısı artmaya başlasa da pek çok yanlış bilgi ile artmaya başladı bu savunan duyarlı insanlarda önce hastalık olarak gördüler ve hastalık olarak savundular.

Farklılığa neden tahammülümüz yok

Üstelik Freud 'Bakirelik Tabusu' kitabında eşcinsellik üzerine şöyle değinmişken, "Eşcinsellik hastalığın ötesinde bir durumdur..." Fakat bu dönemde Freud bile hiçe sayılarak bu durumun hormonlardan kaynaklanan bir durum olduğunu ve bu yüzden birçok eşcinselin incelemeye ve ya tedaviye alınması gerektiği anlayışı da herkesin dilinde dolanmaya başlayan bir düşünce olmaya başladı, bununla birlikte’ cinsel tercih’ gibi söylemlerde artmaya başladı ….

Peki hangisi doğruydu? Hepsi mi? Hiçbiri mi? Belki de tek doğru insanlığın kendinden farklıya tahammülü olmayışıydı, farklıysa illa bir kalıp bulma ihtiyacıydı bazen hasta diyerek bazen dikkat çekmeye çalışıyor diyerek bir kere de normal olduğunu söylesek hayat daha güzel olur inanın...

Benzer İçerikler

Sıradaki Haber
Sıradaki Haber
Sıradaki Haber