Ece Dağıstan ve Güvenç Dağüstün ile Güz Şarkıları

Güzün mevsimlerin en güzeli olduğu konusunda itirazı olan yoktur herhalde. Varsa da bir daha düşünmeye davet ediyorum. En güzel şarkılar, en güzel şiirler ve tabii en güzel filmlerde mutlaka güze dokunan bir an var. İki gündür bu güzellikte bir albüm dinliyorum. Ece Dağıstan ve Güvenç Dağüstün’ün Fazıl Say bestelerinden oluşan 'Güz Şarkıları'…

Ece Dağıstan ve Güvenç Dağüstün ile Güz Şarkıları

Ece Dağıstan ve Güvenç Dağüstün ile Güz Şarkıları

Güzün mevsimlerin en güzeli olduğu konusunda itirazı olan yoktur herhalde. Varsa da bir daha düşünmeye davet ediyorum. En güzel şarkılar, en güzel şiirler ve tabii en güzel filmlerde mutlaka güze dokunan bir an var. İki gündür bu güzellikte bir albüm dinliyorum. Ece Dağıstan ve Güvenç Dağüstün’ün Fazıl Say bestelerinden oluşan Güz Şarkıları…

Bir süre önce gelişi sosyal medyadan müjdelenen 'Güz Şarkıları', sonunda kulaklarımda yankılanmaya başladı. Elime bir CD alıp içindeki yazıları okumanın yaşattığı heyecanı özlediğimi fark ettim her şeyden önce.

Ece Dağıstan ve Güvenç Dağüstün’ün albüm kapağındaki fotoğrafları, dinleyicileri bekleyen güzellikler konusunda ipucu verir nitelikte. Güzün hüznüne ve hatta Caspar David Friedrich tablosuna yakıştırdığım müzikler, ruhuma dokundu.

Ada Müzik etiketiyle çıkan ve 8 bestenin yer aldığı Güz Şarkıları’ndaki tüm eserlerde Fazıl Say imzası var. Say, aynı zamanda albümün yapımcılığını da üstlenmiş. Piyanist Ece Dağıstan ve opera sanatçısı Güvenç Dağüstün, şiirimize damga vurmuş şairlerin dizeleriyle karşımıza çıkıyor. Nazım Hikmet, Attila İlhan, Can Yücel, Cemal Süreya, Behçet Aysan, Ece Ayhan ve Ahmed Arif’in şiirlerinin yer aldığı albüm, seçilen şiirler kadar düzenlemeleri ve müzisyen kadrosuyla da beni heyecanlandırdı.
Sokaklarda herhangi bir varış gayesi gütmeden dolaşmayı hayat felsefesi edinmiş biri olarak Güz Şarkıları albümünün açılış parçası Güz’ü hayatımın özel şarkıları listesine dahil ettim bile. Nazım Hikmet’in şiirinden bestelenen eser, sadece sonbahar değil, kış boyunca da bana yol arkadaşlığı yapacak. Bir şarkı içinde klasik, caz ve geleneksel müziğin bu denli uyumlu yer alması benim için harika bir olay. Şarkıyı İstanbul’un hangi sokaklarında dinleyeceğimi bile belirledim.
 

Albümün tamamına hakim olan doğu batı sentezi asla zorlama değil, her şey olması gerektiği gibi ve olması gerektiği yerde. Beni en çok mutlu eden noktalardan biri de Derya Türkan’ın klasik kemençesi, Hakan Güngör’ün de kanunuyla albümde yer alması oldu. Böyle bir sentez yapılacaksa bu işi en mükemmel ve en mütevazı şekilde yapacak müzisyenler her ikisi de. Öte yandan albümün kadrosu, her biri enstrümanında önemli işlere imza atmış isimlerden oluşuyor.

Ece Dağıstan’ın albüm boyunca klasik müzikten caza, oradan da geleneksel müziğe uzanan performansına daha önce Nazım Oratoryosu’nda da Fazıl Say ile birlikte çalışan Güvenç Dağüstün yorumu derinlik katıyor.

Velhasıl, güzle aranız iyiyse yürürken, düşünürken ya da sevdiğiniz bir insanın gözlerine bakarken tüm bunlara eşlik edebilecek bir albüm çıkmış ortaya. Bir müzik tutkunu olarak albümde emeği geçen tüm müzisyenlere teşekkürü borç bilirim.

ihsan.dindar@milliyet.com.tr
http://www.instagram.com/ihsandinovski
 

Bu makaleye ifade bırak