Emel Aydoğan olayından neler öğrendik?

Gazeteci Ali Eyüboğlu, Milliyet'teki köşesinde Türk uzay mühendisi Prof. Emel Doğan, Twitter’dan "NASA’da göreve başladım" müjdesi vermesi üzerine, 55 bin takipçisi olan hesaptan atılan tweet’in sahte olduğu ortaya çıkmasıyla alakalı bir konuyu gündeme getirdi. Peki biz Emel Aydoğan olayından neler öğrendik?

Emel Aydoğan olayından neler öğrendik?

Yalanmış…

Yalanmış…

Türk uzay mühendisi Prof. Emel Aydoğan, ‘Twitter’dan "NASA’da göreve başladım" müjdesi verdi. 55 bin takipçisi olan hesaptan atılan ‘tweet’in sahte olduğu ortaya çıkmış “Bilmeyen tüm dostlarıma: Aylar önce başvurduğum Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nde (NASA) bir Türk olarak göreve başladım. Tebrik mesajlarınız için teşekkür ederim. Umarım bir ‘Survivor’ kadar değer görürüz, ne diyelim?' olarak yayınlanmış bir tweet….

Beş ayda 55 bin takipçi..

Beş ayda 55 bin takipçi..

Şubat 2020’de açılan hesaba Twitter’da beş ayda takipçi sayısı 55 bini aşan mühendisi tebrik edenler arasında, böyle başarılı bilim insanları varken, eğlence programları takip eden ve izleyenlere de laf söyleyen birçok tweet atılmadan olmaz tabii ki…

Bu kadın…

Bu kadın…

Hepimizin gözünde şu tarz tweetler canlanmıştır. Bilime başarılı olan bir kadın fotoğrafı, onun hemen yanına sanat camiasından, şarkıcı veya ünlü bir kadın fotoğrafı. Ve şu cümleler: “Bu kadın NASA’da göreve başladı ama şu kadın kadar değer görmedi” diye yazılmış ‘tweet’ler gözünüzün önünde canlanıyordur.

“Siz şunu konuşmaya devam edin”

“Siz şunu konuşmaya devam edin”

Ya da “Bakın insanlar NASA’da çalışıyor siz hala şunu izlemeye ve konuşmaya devam edin” minvalinde cümleler geçti gözümün önünden bir bir… Fakat bu cümleleri tweet’in altına yığan insanlar, dikkatli birkaç kişi sayesinde şu detayla karşılaşıyorlar: Fotoğraftaki kadın gerçekten de NASA’da çalışıyordu, ama adı Emel Aydoğan değil, Caroline Beghein…

Neden eğri gelmedi?

Neden eğri gelmedi?

Ali Eyüboğlu’nun dediği gibi NASA’da çalışan bir bilim insanı neden kendini Türkiye’de izlenen bir yarışma programıyla bir tutsun? Bu duruma çok alıştığımızdan dolayı belki de birçok insana eğri gelmedi.

“Ama şunun kadar konuşulmadım”

“Ama şunun kadar konuşulmadım”

Çünkü son dönemlerde sosyal medyada şununla karşı karşıya kalıyoruz. Örneğin biri bir alanda bir başar elde ediyor. Gerçek bir başarı Emel Aydoğan gibi sahte bir isimin başarısı değil. Başarılı olan kişiden “İşte ben şunu yaptım ama şunun kadar konuşulmadım” minvalinde ‘tweet’ler atılıyor.

Her şeyin ayrı bir değeri var

 Her şeyin ayrı bir değeri var

Hayatın her yerinde gereksiz bir rekabet içine giriyor insanlar. Her dalın ve her branşın kendi içinde ayrı bir yeri ve ayrı bir başarısı var. Bizler her şeyi illa aynı kefede tutmak zorunda gibi hissediyoruz. Şöyle ki; biri eğlence sektöründe başarılı oluyorsa, onun başarısı başarı değilmiş gibi bir algı oluşuyor. Sanki herkes; bilimde, sanatta, sinemada veya siyasette başarılı olmalıymış, herkes ciddi işlerle uğraşmak zorunda gibi bir hisse kapılıyoruz.

Orhan Pamuk ve Aziz Sancar…

Orhan Pamuk ve Aziz Sancar…

Bu durumun en güzel mizahı Orhan Pamuk ve Aziz Sancar üzerine yapılmıştı. “Orhan Pamuk’un aldığı Nobel sözelci Nobel’i, Aziz Sancar’ın ki sayısalcı. Aziz Sancar’ın aldığı Nobel daha önemli” diye bir mizah dönmüştü zamanında. Sanırım bu kıyaslamayı özetleyen en güzel örnekti. “Merhaba poğaçacı…”

Sosyal medyadaki dolandırıcılık ne zaman biter?

Sosyal medyadaki dolandırıcılık ne zaman biter?

Tabi bu kıyaslamaların yanında araştırmadan anında bir duruma inanıp kapılıp gitmekte var. Baktığınız zaman 55 bin takipçi hiç azımsanacak bir sayı değil. Sosyal medyadaki bu dolandırıcılık ne zaman biter? Ya da biz bu durumda dolandırılamayacak seviyeye nasıl geliriz? Bilemiyorum.

"Şöyle olmayan da…"

"Şöyle olmayan da…"

Uzun lafın kısası sosyal medyada dolandırıcılık ve rekabet gittikçe büyük bir hal alıyor. Başkasının veya kendi fotoğrafını kullanıp “Şöyle olmayan da kendine erkeğim-kadınım demesin”, “Ben bunu yaptım da şunun kadar konuşulmadı” gibi cümlelerin bir kenara bırakıldığı, insanların kurgusuz ve her şeyin ‘daha’sı olma çabasına girmediği bir sosyal medyaya nasıl kavuşuruz? Merakla bekliyorum.

Bu makaleye ifade bırak