Geri Dön
DekorasyonÇağdaş Sanat Müzesine Yeni Bir Yaklaşım: Marta Herford Müzesi

Çağdaş Sanat Müzesine Yeni Bir Yaklaşım: Marta Herford Müzesi

Çağdaş Sanat Müzesine Yeni Bir Yaklaşım: Marta Herford Müzesi

Almanya’nın Herford kentinde bulunan Marta Herford Müzesi, çoğunlukla çağdaş sanatlara ev sahipliği yapan bir müze. Mimarı ise kendine has üslubunu her zaman tasarımlarına yansıtan başarılı mimar Frank Gehry.Müzenin yapımına 2001 yılında başlanmış. 4 yıl süren inşaatın ardından da 7 Mayıs 2005 yılında sanatseverlerle buluşmuş. Müzenin ismi ise hem tesisin hem de bulunduğu kentin amacını yansıtıyor: M (Möbel), yani mobilyayı temsil ediyor, ART ise hem sanat (art) hem de mimariyi (architecture) içinde barındırıyor. En sonda yer alan “a” harfi ise ambiyansı (ambiance) simgeliyor. Müzenin isminde mobilyanın yer almasının sebebi ise Herford’un, Almanya'da üretilen mobilyaların yüzde 20'sini temsil eden gelişen bir mobilya endüstrisi ile ünlü olması. Ayrıca kentte her yıl, iki büyük sanayi fuarı düzenleniyor.

Çağdaş Sanatların Deneysel Bir Temsilcisi

2009'un başından itibaren sergi ve müze direktörü Roland Nachtigäller ve ekibi, çağdaş sanat, mimari araştırma ve tasarımın temel sorunlarını içeren çok çeşitli programlar sunuyor. Marta Herford, mimarlığa ve iç tasarıma özel bir odaklanma ile çağdaş sanat odaklı uluslararası bir müze.

Çağdaş Sanat Müzesine Yeni Bir Yaklaşım: Marta Herford Müzesi

Sergi ve eğitim de sanatla olan ilişkilerinin merkezinde. Aynı zamanda müzenin klasik işlevlerine bağlı kalıyorlar: toplama, koruma ve araştırma. Güncel trendler üzerinde duran müze deneysel gelişmelere karşı da her zaman açık ve fikirleri de uluslararası bir ağa dayanıyor.

Doğayla İç İçe Bir Müze

Müzenin toplam alanı 7.000 metrekare. Toplamda 2.000 metrekarelik 5 galeriden oluşan müze, burada alternatif sergilere yer veriyor. Zemin katta bulunan başka bir galeri ise kısmi olarak MARTa Herford Koleksiyonu için kullanılıyor.Dalgalı bir görünüme sahip olan çelik çatılı kompleksin cepheleri, bölgeye has kızılımsı kahverengi tuğlalarla inşa edilmiş. Kavisli ve dalgalı paslanmaz çelik çatı ise yapıya hafiflik katıyor.Dar, cam giriş binası; dönüştürülmüş ama özgün hali korunmuş eski bir fabrika binasına açılıyor. 1930'larda mimar Martin Lippold tarafından tasarlanan binanın arka kısmı doğrudan Aa Nehri üzerindedir. Müze aynı zamanda nehir kıyısında yan yana bir kafe / restoran, iki katlı bir bar ve nehrin üzerinde bir terasa sahiptir.

Sokak seviyesinde penceresi bulunmayan, müzenin iç kısmı, 21 metre yüksekliğindeki kubbeli çatısından oyulmuş bir dizi tavan penceresi boyunca doğal ışıkla doludur. Aynı zamanda mimar Gehry, galerilerin her birini tek katlı birimler olarak tasarlamış, böylece ziyaretçiler hem gökyüzünün hem de sanatın tadını engelsiz bir şekilde çıkarabiliyorlar.Hem içeriden hem de dışarıdan bakıldığında MARTa Herford Müzesi gerçekten sanatın ta kendisi diyebiliriz: sanat eserlerini içinde barındıran bir sanat eseri.