Geri Dön
MimarlıkBabil’in Asma Bahçeleri’nden çağdaş çatı bahçelerine...

Babil’in Asma Bahçeleri’nden çağdaş çatı bahçelerine...

İnsanoğlu yüzyıllardır gerek ekolojik, gerekse estetik amaçlarla çatı ve teras bahçelerini kullanıyor. Bunun en eski ve en ünlü örneklerinden biri de Babil’in Asma Bahçeleri

Babil’in Asma Bahçeleri’nden çağdaş çatı bahçelerine...

Yasemin Şener yaseminsener@prchitect.com

İnsan doğada varlık bulan ve yaşamını sürdürebilmesi için de, zorunlu olarak doğayla ilişki içinde olmak durumunda olan bir canlı. Bu ilişki, parçası olduğu doğa içinde kendi gereksinimlerini karşılamaya yönelik bir çabadan oluşuyor. Her şeyden önce, o, ekosistemin bir parçası ve diğer canlılarla birlikte aynı besin zincirinin bir halkasını oluşturuyor. Bu nedenle doğa onun için, o da doğa için vazgeçilmez…

Öte yandan insanın, doğanın yasalarına bağlı olan fizyolojisinin yanı sıra, özgür seçmelerinin kaynağı olan aklı da var ve o, aklıyla sürekli değişen bir kültür dünyası yarattı. Bu özelliğiyle, kendisini doğanın sınırlandırmalarından kurtardı ve onun bir parçası olmaktan sıyrıldı. Bir yandan fizyolojik, öte yandan tinsel gereksinimlerini karşılama arzusu, kendi estetik beğenisiyle bütünleştirerek çevresini şekillendirmesinde önemli rol oynadı.

İşte günümüzde karşı karşıya kaldığımız çevre sorunlarını göz önünde tutarak sıklıkla sorduğumuz sorulardan biri tam da bu konuyla ilişkili: İnsanoğlu doğa ile olan ilişkisinde başarısızlığa mı uğradı? Bu soru her ne kadar insanı kendi uygarlık serüvenini izlemek bakımından ağır bir yükün altına soksa da, doğayla olan ilişkisini yeniden gözden geçirmesini, ona eklemlendirdiği her tasarımda doğal yapının korunmasının nasıl olanaklı olacağı ve insanın çevreye karşı sorumluluklarının neler olması gerektiğine ilişkin bir çevre etiği geliştirmesini zorunlu kılıyor.

Çağdaş kentler artık endüstri, teknoloji, çevre, yapı ve mimarlık sektörlerinin bu etiğe uygun stratejileriyle hayat buluyor. Kaliteli bir kent yaşamının yapılar, yollar ve yeşil alanlar arasındaki dengeli bir dağılımla mümkün olacağı kabul edilmiş bir gerçek. Kent içindeki yeşil alanların farklı kullanım türleri, işlevleri, büyüklükleri ve hizmet alanları kentsel yaşam içindeki etkisini fazlasıyla ortaya koyuyor.

Bir yandan büyük şehirlerde hızla artan nüfusun konut ihtiyacının karşılanması, özellikle şehir merkezleri ve yakın çevrelerindeki yeşil alanların azalmasına yol açarken, öte yandan nüfusla aynı hızda artan yeşil alan ihtiyacı için farklı yöntemler geliştiriliyor. Bu yöntemler içinde fikir olarak yeni olmasa da, uygulanış biçimiyle hayli güncel ve popüler olan biri var ki, o da “Çatı Bahçeleri”…

İnsanoğlu yüzyıllardır gerek ekolojik, gerekse estetik amaçlarla çatı ve teras bahçelerini kullanıyor. Bunun en eski ve en ünlü örneklerinden biri de Babil’in Asma Bahçeleri

Babil’in Asma Bahçeleri’nin günümüze gelen kesin izleri bulunmuyor. Klasik dönem yazarları tarafından ayrıntılı bir şekilde tasvir edilen Babil’in Asma Bahçeleri’nin bu tasvirlere göre çizilen bazı resimleri bulunuyor. Bölgede araştırma yapan arkeologlar, Babil’deki sarayın kuzeydoğusunda görünüşü garip olan temel ve tonozlar buldular. Bunların Babil’in Asma Bahçeleri’ne ait olabileceği düşünülüyor. Tüm bunlar Babil’in Asma Bahçeleri’nin gerçek bir kanıt teşkil etmese de en azından doğaya duyulan özlemin tarihten bu yana insanoğlunun ortak belleğinde yer etmiş olduğunu kanıtlıyor.

Babil’in Asma Bahçeleri’nin MÖ 605 648 yılları arasında hüküm süren Babil Kralı II.Nebukadnezar tarafından eşi Amyitis’in memleket özlemini gidermek için yapıldığı sanılıyor. Medes Kralı’nın kızı olan ve iki ülkenin müttefik olması için Kral II. Nebukadnezar ile evlendirilen Amyitis, gelin geldiği Mezopotamya çöllerinde memleketinin yeşil dağlarının özlemiyle bunalıma girmişti. Kral, eşinin hasretini gidermenin çaresini, o yeşil dağları Babil’de yeniden inşa etmekte buldu.

Yunan coğrafyacı Strabon’un tanımlamasına göre Babil’in bahçeleri birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bu direklerin içleri büyük bitkiler in ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat Nehri’nden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Bu şekilde üst kotlara çıkarılan su bahçeleri sulayarak teraslardan aşağı doğru akıyordu. Yunan tarihçi Diodorus’a göre ise bahçeler yaklaşık 120 metre genişlikte, 120 metre uzunluğunda ve 25 metre yüksekliğindeydi. Perslerin istilasından sonra sönmeye başlayan Babil, 5. ve 6. yüzyıllarda tamamen kumlara gömülür ve bir kum dağı haline gelir.

Çatı bahçelerinin çağdaş mimarlık dünyasındaki örnekleri ise gelecek haftaki yazımda...

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler