'Kırmızı Oda'da Zafer Bey, Mitra'ya mı âşık oluyor?

'Kırmızı Oda'nın 37. bölümünü geride bıraktık. Bu bölümde sırasıyla Vahit Bey'i, Nihal Hanım'ı ve Delikanlı Sadi'yi dinledik. Vahit Bey, Mitra'yla olan ilişkisini, Nihal Hanım iyileşme evresini ve yaptığı yardımları, Delikanlı Sadi ise gençlik döneminde olanları anlattı. Zafer Bey'i dinlemesek de bu bölüm Mitra'yla olan tanışmasına tanıklık ettik. Peki Zafer Bey, Mitra'ya âşık olur mu? Gelin hep birlikte Molatik olalım...

'Kırmızı Oda'da Zafer Bey, Mitra'ya mı âşık oluyor?

Mitra ile ilişkisi nasıl bitti?


'Kırmızı Oda'nın 37. bölümünde biz ilk olarak Vahit Bey'i dinledik. Vahit Bey bu bölüm epey iyi gözüküyordu. Hatta o kadar iyi ki bir daha 'Kırmızı Oda'ya gelmeyeceğini ama Şehrazat (Sahne adı) dediği Mitra'yı anlatmak istediği için gelmiş Doktor Hanım'a. Açıkçası Vahit Bey'in bu hızlı iyileşme sürecine şaşırıyor, hatta yer yer abartı buluyor ve Mitra ile olan hikâyesine geçiyorum. Vahit Bey, Mitra'ya ilk olarak çaldığı kanunun sesini duyunca âşık olmuş. Henüz sıfatını görmeden müziği âşık etmiş Vahit Bey'i, Mitra'ya. Daha sonrasında ise olaylar çok farklı şekilde ilerlemiş. Mitra'yı babasının müsaade edip evlendirmediği, yarı yolda bıraktığı sevgilisine benzetmiş Vahit Bey. Daha sonra da Mitra ve annesiyle birlikte tanışıp içindeki o mutluluğu orada bırakmayı hedefliyormuş ama pek de öyle olmamış. Tam vedalaşacakken Mitra'nın annesi beyin kanaması geçirmiş. Hastalığıyla da Vahit Bey pek yakından ilgilenmiş. Durum böyle olunca da Vahit Bey ve Mitra yakınlaşmışlar ve ilişkileri başlamış böylece. Ama çok garip bir şekilde ve acımasızca bitirmiş Vahit Bey ilişkilerini. Hastalığından sebep muhtemelen ama otel odasını aniden boşaltmasını istemiş. Mitra kimsesiz tek başına ne yaptı bilinmez ama Vahit Bey bu durumdan oldukça vicdan azabı çekiyor. Doktor Hanım hastalığından kaynaklandığını söylese de bir türlü söz geçiremiyor kendine Vahit Bey. 

 


Mitra ile olan ilişkileri nasıl devam eder bilemiyoruz ama Mitra ile Zafer Bey'in tanışıp buluştukları anlara da bir yandan tanık oluyoruz. Sanki Zafer Bey, Mitra'ya gönlünü kaptırıyormuşçasına bir imaj yaratılıyor gibi geldi bana. Yapılabilir de. Baba oğul arasındaki çekişme neden artmasın değil mi? Ama bu akla gelen ilk senaryo tabii ki. Bu sebeple bu gerçek olabilir mi bilemiyoruz ama neden olmasın?

 

 

İyileşiyor


Vahit Bey dedik, Zafer Bey dedik gelelim Nihal Hanım'a. İyileşme süreci tek bir seansta olan Nihal Hanım'a kulak verdik bu bölümde. Birkaç bölümdür "Nihal Hanım şu an ne yapıyor?" demekten kendimizi alamıyorduk. Uzun lafın kısası Nihal Hanım hayat amacını bulmuş. Kardeşinin öğretmenlik yaptığı köy okuluna yardım etmek için harekete geçmiş. Sadece kardeşinin değil genel anlamda eğitim alanında bir yardım projesi başlatmış Nihal Hanım. Öyle kendinde ve mutlu bir görüntüsü vardı ki. Hatta adıyla bir ilkokul açmayı bile düşünüyor. Kendini açma süreci biraz sıkıntılı olsa da tedavisi çok hızlı oldu Nihal Hanım'ın. Diğer bölümlerde Nihal Hanım'ı pek sık göreceğimizi düşünmüyorum ama bakalım. Özellikle Zafer Bey'le olan ilişkilerinin nereye doğru gideceğini merak etmiyor değilim.

Güzelleme mi yapılıyor?


Bizler 'Kırmızı Oda'da son olarak Delikanlı Sadi'yi dinledik. Sonunda Delikanlı Sadi'nin çocukluktan kurtulup büyüme evresine geçiş yapabildik. Ama anlaşılan o ki Delikanlı Sadi çocukluğundaki gibi çok efendi bir gençlik geçirmemiş. Gençliği hep kavgalı gürültülü olmuş. Başından bir türlü bela eksik olmamış Delikanlı Sadi'nin. Birçok kere de hapse girip çıkmış. Bu bölüm Delikanlı Sadi'den bol bol maceralarının hikâyesini dinledik. Ama bir yandan da Miço'nun geldiğini hissediyor Delikanlı Sadi. Miço'nun adını biz bölümün sonunda duymakla kalmayıp neden Sadi'ye düşman bir tavır sergilediğini de anlayamıyoruz. Miço gerçekten Sadi'ye düşman mı olacak? Yoksa daha farklı işler mi var işin içinde bilmiyoruz. Ama merakla bekliyoruz. 

 


Sadi'nin hikâyesinden bahsederken dizide dikkatimi çeken bence dikkat edilmesi gereken bir yer olduğunu düşünüyorum. Dizinin ilk bölümünden itibaren her türlü psikolojik ve fiziksel şiddetin karşısında olan bir dizide sanki mafyaya karşı bir sempati oluşturuluyormuş gibi hissettiriliyor. Bunu yapmak istiyorlar demiyorum lakin Sadi'nin her defasında pamuk gibi bir insan olması, herkese rağmen sevgi dolu olması ama hayatın onu şiddet dolu bir yola itmesi hikâyesini anlayabiliyorum. Amma velakin özellikle Doktor Hanım'ın "Aslında mayası hiç bu işlere müsait bir insan değil, bu hayatın içinde de Sadi gibi birçok insan" var ifadesi akıllarda soru işareti bırakıyor. "Nasıl yani mafyanın içinde Sadi gibi iyi insanlar da var her mafya kötü değil mi?" diye sormuyor değiliz. Ama bunu net olarak yaptıklarını söyleyemem. Belki de yolu bu şiddet tarafına düşecek Sadi gibi yumuşak kalpli insanları uyarmak için, "İleride bakın böyle pişman olup utanırsınız" demek, bir yol göstermek sebebiyle de yapılıyor olabilir. Ama bence dizide acil olarak yapmak istedikleri şeye net bir çizgi çizmeleri gerek. Öteki türlü kafada hep soru işareti kalıyor ve şiddetin bu kadar karşısında olan bir diziye de böyle soru işaretleri yakışmıyor. 


Fazilet.Senol@milliyet.com.tr
twitter.com/SenolFazilet
instagram.com/SenolFazilet

 

Bu makaleye ifade bırak