Sabahattin Ali: Ruhumuzun derinliklerinde keşfe çıkan yazar

Kısa olan ömrüne birçok kitap, şiir sığdırmış sadece edebiyatta değil Türk müziğine de oldukça şey kazandırmış, 41 yıllık ömre koskoca bir dünya sığdıran, ruhumuzun derinliklerinde bizleri keşfe çıkaran yazar Sabahattin Ali’nin, hayatına ve edebiyatına Molatik oluyoruz...

Sabahattin Ali: Ruhumuzun derinliklerinde keşfe çıkan yazar

Öğretmen Okulu’nda yazmaya başladı

Sabahattin Ali, 5 Şubat 1907’de Gümülcine’de dünyaya geldi. Babasının piyade yüzbaşısı olması sebebiyle öğrenim hayatını İstanbul, Çanakkale ve Edremit’in çeşitli okullarında tamamladı. O dönemlerde bölgenin Yunan işgali altında olması sebebiyle zor zamanlar geçirdi. Bütün bu zorluklara rağmen Balıkesir Öğretmen Okulu’nda 5 yıl eğitimini tamamladı ve daha sonra öğretmen olarak Yozgat’a gitti ama burayı pek sevemedi. Yazı yazmaya da Öğretmen Okulu’na girdiği zamanlar başladı ve ilk öykü ve şiirlerini bu zamanlarda kaleme aldı.

 

 

Konya’da okuduğu bir şiirle…

Bir yıl sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazandı, Almanya’ya gitti ve orada okudu. Almanya’da Nazım Hikmet ve sosyalist düşünceyle tanıştı. Burada da iki yıl kaldıktan sonra yurda döndü ve Konya ve Aydın’daki okullarda Almanca öğretmenliğine başladı. Öğretmen olmasının getirdiği Anadolu’yu gezme fırsatı ona Anadolu’yu iyice tanıma şansı verdi. Hatta Anadolu’ya farklı bir gözden bakan, onun sorunlarını anlamaya çalışan yazarların öncüsü oldu Sabahattin Ali. Hayatı bu şekilde öğretmenlik yaparak devam ederken, Konya’da okuduğu bir şiirin Atatürk’e hakaret ettiği iddiasıyla tutuklandı. Bu tutukluluk esnasında Sinop Cezaevi’nde, hepimizin bildiği, söylediği şiirler kaleme aldı. ‘Aldırma Gönül’, ‘Leylim Ley’, ‘Göklerde Kartal Gibiydim’ şiirleri bestelendi ve duymayan söylemeyen kimse kalmadı.

 

 

‘Marko Paşa’yı çıkardı

Hapisten çıktıktan sonra af için ‘Benim Aşkım’ şiirini yazsa da Sabahattin Ali’nin mahkemelerle bir türlü arası iyi olmadı. Yazdığı çeşitli yazılarla, anarşist olduğu iddiasıyla, bir şekilde hep dava edilmiş ve hapishanede yatmıştı Sabahattin Ali. Fakat ne olursa olsun fikirlerini ifade etmekten ve yazmaktan vazgeçmedi. Sabahattin Ali 1935’te, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz ile birlikte ‘Marko Paşa’ dergisini çıkarmaya başladı. ‘Marko Paşa’ çok ilgi görse de daha sonra kapatıldı. Fakat Sabahattin Ali yine yılmadı, ‘Malum Paşa’ ve ‘Merhum Paşa’ gibi isimler alarak yazmaya devam etti. Toplatılmadığı ya da yazarları hapiste olmadığı zaman çıkarılan dergide mücadelesine devam etti Sabahattin Ali.

 

 

Istranca Ormanları’nda öldürüldü

Romanların insanın ruhunu en iyi şekilde anlamaya çalışmış ve ifade etmiş, tarifi zor olan birçok duyguyu ve hissi başarıyla dile getirmiş, insanın karanlık yönlerini ve zayıflıklarını yansıtmaktan çekinmeden sorulması zor sorular sormuş Sabahattin Ali; verdiği mücadelelerden sonra, tonla şikâyet, dava, yeniden tutuklanmalarla geçen bir ömürden sonra, daha fazla dayanamadı ve yurt dışına kaçmak istedi. Fakat kaçma girişiminde bulunurken 1948 yılında Istranca Ormanları’nda öldürüldü.

Talihsizlikle geçen bir ömür ve insan ruhunun derin dehlizlerine yaptığı incelemeleriyle günümüze hâlâ ışık tutan, hâlâ incelenmeye ve anlamaya değer olan, hayatın bir tek manasının sevmek olduğunu söyleyen yazar Sabahattin Ali’ye, büyük bir sevgi ve saygıyla…

 

senolfazilet@hotmail.com

twitter.com/SenolFazilet

 

Bu makaleye ifade bırak