Geri Dön

Borsa İstanbul’daki büyük çıkmaz: Borsadaki tavuk yumurta problemi

Borsa İstanbul rekor üstüne rekor kırarken, yatırımcı sayısı da inanılmaz bir hızla artmaya devam ediyor. Sadece bir senede %45’in üstünde büyüme gösteren Borsa İstanbul yatırımcı sayısı, 2 milyon bireysel yerli yatırımcı sınırını aşmak üzere. Peki pandemi ile hız kazanan borsamızın temel problemi nedir? Borsamız bu şekilde büyümeye devam edecek mi yoksa zirveye mi geldik?

Borsa İstanbul’daki büyük çıkmaz: Borsadaki tavuk yumurta problemi

Bu soruya iki şekilde yaklaşılabilir:

Eğer gelişmiş ülkeleri baz alır ve borsa büyüklüğümüzün Gayri Safi Milli Hasılaya oranına bakarsak daha gidecek çok yolumuz olduğunu görürüz.

Eğer borsanın son seneki büyümesini olağandışı görür ve göz ardı edersek, geçtiğimiz beş senelik yerli yatırımcı büyümesi sadece %7,4. Bu şartlarda piyasanın doğal olmadığını ve er ya da geç büyümenin normale döneceğini var sayabiliriz.

Gerçek hiçbir zaman bu kadar net değil. Özellikle borsa gibi insan psikolojisinin temel etken olduğu bir piyasada bu ilginin ne kadar süre devam edeceğinden kimse emin olamaz. Ancak bu ilginin devam etmesi için yapılabileceklerden ve borsamızın kronik sorunlarının bu ilgi ile nasıl çözülebileceğinden bahsedebiliriz.

Borsamızı büyümekten ne alıkoymaktadır?

Endekslerin ya da mevduatın getirisinden bağımsız olarak piyasanın yaşadığı büyük bir problem var. Bu kronik problem bir tavuk yumurta ikilemine dönmüş durumdadır.

Bir tarafta “Yeni Nesile Ulaşım” problemi bulunmaktadır.

Ülkemiz 20 milyonu aşkın 18-34 yaş aralığında birey bulunmaktadır. Bu kişilerin sadece 400 bininin yatırım hesabı bulunmaktadır. Bizde yaklaşık %2 gibi bir rakama denk gelen bu oran Amerika’da ise %30’un üstündedir. Ülkemizde milenyallerin borsaya ilgisi çok sınırlıdır. Özellikle teknolojiye inanılmaz yakın olan bu kesim alternatif finansal araçlarla ilgilenmekte, birikimlerini riskli yollarda değerlendirmektedir. Borsa yatırımcısı olmanın zahmetli sürecine katlanmak ve bu sürecin sonunda elde edeceklerinin farkında olmamak kişileri geride tutmaktadır.

Diğer tarafta ise şirketlerin katılımı sınırlı kalmaktadır.

Amerika’daki en büyük şirketlerin neredeyse hepsi borsaya kotedir. Hatta ve hatta halk en büyük şirketleri S&P 500 borsa endeksinden takip etmekte, endekse katılan şirketlerde büyük fiyat hareketleri gözlenmektedir. En son Tesla’nın endekse kote edilmesi bir günde %10’dan fazla piyasa değerinin artmasını sağlamıştır. Halkın ilgisi ve birçok avantaj şirketlerin halka açılmasını mantıklı kılmaktadır. Son dönemde konuşulan halka açık şirketlere vergi indirimi de devletin de arzusunun bu yönde olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ülkemizde ise özellikle yeterli ilginin olmamasından dolayı büyük şirketler halka açılmakta çekinmektedir. 2019 yılında açıklanan İSO 500 şirketin sadece 65 şirket halka açık durumdadır. Halkın da bildiği, uygulamalarını kullandığı, her gün dükkanlarının yanından geçtiği şirketlere erişmek ve ortağı olabilmek daha fazla yatırımcıyı piyasaya katabilir.

Ancak bu tarz şirketlerin borsaya açılması için yeterli ilginin olacağından emin olması ve şirket sahipleri için bir fona satmaktan daha da karlı olması gerekmektedir.

Yeterli ilginin olmaması istenen sayıda şirketi borsaya çekememekte, borsada istenen hisse sayısının ve çeşitlendirmenin olmaması yatırımcı sayısını sınırlı tutmaktadır.

Son yılda oluşan halka arzlara yüksek talep ve yatırımcı sayısındaki artış bu problemi çözecek gibi durmakta. Yatırımcılara sunulan çözümlerin kolaylaşması, daha fazla şirketin borsaya katılması, sermaye piyasamızın hak ettiği seviyeye ulaşmasının önünü açacaktır. Özellikle yeni nesli borsa ile tanıştırmak, birikimlerini karlı şirketlere ortak olmak için kullanabileceklerini göstermek, gençlere finansal okuryazarlık kazandırmak için motivasyon sağlamak bu problemin ortadan kalkması için büyük bir adım olacaktır. (Kaynak: finfree.co)

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber