Black Mirror neden artık beklentileri karşılayamıyor?

Kabul edelim, yeni sezonuna 'o kadar da' heyecanlanmadığımız Black Mirror, kimseyi ters köşe yapmadı ve düpedüz önceki sezonlarda kırdığı kalbimizin üstünde tepindi. Üç bölümden oluşan beşinci sezonu, dizinin acilen bitmesi gerektiği uyarısını veriyor.
 

Black Mirror neden artık beklentileri karşılayamıyor?

Ne hayallerimiz vardı... Ne güzel başlamıştı ve ne güzel gideceğini düşünüyorduk. Sonra bir şeyler oldu ve Black Mirror, İngiltere'den Amerika'ya taşındı. Gittiği yere uyum sağlayamadı, yabancılık çekti, evine de geri dönemedi. Arada bir memlekete ziyarete gitse de araya soğukluk girdi bir kere. Black Mirror, hepimizi içten içe üzdü. Söyleyemesek ve dile getiremesek bile hisler ortak. 

"Geleceği şekillendireyim" derken

Black Mirror, 'ibret verici' hikaye anlatıcılığını ve distopikliğini "Sakın böyle yapmayın, olur mu evladım?" düzlemine taşıyıp o düzlemde yeniden var etmeye çalıştı çalışalı, girmeyi denediği kutuya sığamıyor. Bir yanda dev prodüksiyon, ses ve görüntü işçiliğiyle ince ince dokunmuş bir deneyim ama diğer yanda basitleştikçe hüzne boğan öyküler...

Beşinci sezon, yeni hayal kırıklığı

Black Mirror'un beşinci sezonunun yayınlanacağı duyurulduğunda, işin açıkçası diziye dair heyecanım yitip gideli ve beklentilerim sıfırlanalı epey uzun zaman olmuştu. Bandersnatch isimli zincirleme kaza meydana geldi geleli, Black Mirror benim için sadece bir semt adıydı. 

Dizinin beşinci sezonu, üç bölümden oluşuyor. Bu bile ilk bakışta 'şüphelenmek' için bir neden sanki. Zira, daha önce bu kadar az bölümlü bir sezona tanık olmamıştık. Bilindik Black Mirror hikayelerinin 'az değişiği' formatında hazırlanmış bu bölümler, beklentilerimi zemine kadar çektiğim zamanlara denk geldiği için beni çok da üzmedi.

Üçte sıfır çünkü...

Bu üç bölümün de temel anlatısı 'etkileyici' olmayı deneyen bir metne sahip olsa da içinde boğulduğu 'klişe' sularından dolayı eli yüzü çamur içinde... 

İlk bölümde "Oyun sektörü gelişiyor ama gelecekte çok daha gerçekçi olup delirtecek bizi" diyor. Bilgisayarın başından kalkmanızı isteyen babanızın kuracağı türden bir cümle bu. 

İkinci bölüm, düpedüz bir "Araç kullanırken telefonunuzla oynamayın" uyarılı kamu spotu... İnsanı tüketiyor klişeliğiyle.

Miley Cyrus'u baş rolde izlediğimiz üçüncü bölüm ise 'genç müzisyenlerin' ebeveynleri tarafından nasıl 'kullanıldığına' şahit oluyoruz. Bir saatlik bölümü, sıkıntıdan iki buçuk saatte bitirebildim.

Kendini tekrar ediyor

Black Mirror, epey bir süredir kendini tekrar ediyor ve "Bırakın evladım şu telefonları elinizden" diye sinirlenen büyükanne öfkesiyle yapıyor bunu. Tamam, kaldıralım kafamızı, gökyüzü mavi evet... Peki gözümü açıp kulaklarımı senin anlattıklarını dinlemeye odakladığımda, yeni ne duyacağım? Neden eskisi gibi cesur, eskisi gibi yenilikçi ve eskisi gibi sıradışı değil artık bu dizi?

andac.uzel@demirorenmedya.com
 

Bu makaleye ifade bırak