Tango aşkın değil, acının dansı

Tango, aşkın ve arzunun dansı olarak bilinse de işin aslı öyle değil. Tangonun ortaya çıkış öyküsü son derece acılı ve hüzünlü.
Tango aşkın değil, acının dansı

1800'lü yıllarda Arjantin'deki genelevlerden çıktığı bilinen tango, Latince dokunmak anlamına gelen ‘‘tangere’’ kelimesinden türüyor.

İzlemesi heyecan verici ve son derece estetik olan bu dansın nasıl ortaya çıktığını biraz araştırdım.

Bu yıllarda Buenos Aires’e yerleşen milyonlarca göçmen kendi müzik, örf ve adetlerini beraberlerinde getirdi.

İşte tangonun hüzünlü serüveni, büyük ümitlerle topraklarını terk etmesine rağmen kendini kentin karmaşası içinde bulan bu insanların duygularıyla ortaya çıktı.

Göçün olumsuz sonuçları ve hayal kırıklıkları, kadınları genelevlere sürüklemişti.

Erkekler ise teselliyi içki kadehlerinde ve kadın kokularında arıyordu.

 

 

‘’Tango hayat kokar ama ölümün lezzetini taşır’’

 

Aşkın ve tutkunun dansı olarak efsaneleşen tango, aslında o insanların yalnızlıklarını ve öfkelerini içinde saklıyor.

Uyumun en güzel resmini çizen bu dans yersiz -yurtsuz bir kadını, umutsuz bir aşkı, dışlanmayı, hasreti, acı çekmeyi, tutkuyla karışık kızgınlığı yansıtıyor. Belki bu yüzden siyah ve kırmızı renkler hakim...

Tango Arjantin’de zengin kesim tarafından alt kültür olarak görüldü. Belki de genelevlerden çıktığı için, ayıp, yasak, günah kalbul edildi.

Fakat Parislilerin bu dansa olan ilgisi Arjantin sosyetesininde önemsenmesine neden oldu.

 

 

 

Büşra Özbelli

Instagram: www.instagram.com/ozbellibusra

Bu makaleye ifade bırak