Türk mutfağına ne kadar sahip çıkıyoruz?

Mutfağımıza, ürünlerimize, değerlerimize ne kadar hakimiz ne kadar sahip çıkıyoruz? Ülkemiz endemik ürün çeşitliliği açısından dünyanın en zengin coğrafyalarının başında geliyor fakat biz bunun kıymetini ne kadar biliyoruz?

Umursamazlığımızdan dolayı geçmişte lokum, baklava ve kahveyi az kalsın kaybediyorduk fakat sonradan yapmış olduğumuz mücadelelerle coğrafi işaretlerimizi kazandık; Türk lokumu, Türk kahvesi ve Antep baklavası.

Dünyada ticari savaşlar artık patentle yapılıyor ve bu durum yerli üreticilerimizi ciddi anlamda zorluyor. Ben son zamanlarda mesleğimin de bir parçası olması dolayısı ile bu konu üzerine çok düşünmeye ve araştırmaya başladım.

2015 senesinde ABD’ye gitmiştim ve kaldığım otelde kahvaltı büfesinden bir paket yoğurt aldım üzerinde yazan şey çok garip geldi bana. Üzerinde ‘’Greek yoghurt’’ yazıyordu. 6 bin yıl önce Türkler tarafından bulunan, Avrupa’ya 16. Yüzyılda Fransa kralı için tedavi amaçlı bu coğrafyadan gönderilen ve bundan 60 yıl kadar önce de bir Türk aile tarafında ABD’ye götürülen yoğurt patent savaşları sayesinde ABD’de 'Yunan yoğurdu' adı altında satılıyor.

Türk mutfağına ne kadar sahip çıkıyoruz

Aslında işin daha da ironik olan kısmı ABD’nin en büyük yoğurt üreticisi, 'Yoğurt Kralı' lakabı ile bilinen Erzincanlı bir Türk ve ayrıca İngilizce’ye tam anlamıyla Türkçeden geçen bir kelime olan yoğurt her yönüyle bize ait olmasına rağmen ama gelin görün ki patentten dolayı onunda elimiz kolu bağlı kalıyor.

Bunlar sadece birkaç belirgin örnek aslında. UNESCO tarafından koruma altına alınan Gaziantep mutfağında bile sadece 252 çeşit yemek bulunuyorken 7 bölge 81 ilden oluşan ülkemizin zenginliğini ve değerlerini korumak hepimizin görevidir.