Pepee ve toplumsal cinsiyet rolleri

Geçmişten günümüze, masallar aracılığıyla aktarılan kültürel değerler günümüzde yerini çizgi filmlere bıraktı. Bu konuda teknolojik gelişmelerin etkisi oldukça büyük. Fakat bu noktada değişmeyen tek bir şey var o da toplumsal cinsiyet rolleri. Çocukluktan inşa edilen bu sosyo-kültürel olgu, yetişkinliğe dek bireylere empoze edilmekte. Peki toplumsal cinsiyet rollerinin Pepee'deki yansımaları nasıl sizce? Haydi hep birlikte inceleyelim...

Pepee ve toplumsal cinsiyet rolleri

Erkek çocuğa mavi, kız çocuğa pembe

Çizgi filmler kadına ve erkeğe, toplumsal cinsiyet rollerinin oluşturduğu kalıba göre davranış biçimi atfederken giyiniş biçimi de oluşturuyor. Bu sınırlandırma renkleri cinsiyete göre ayrıştırıyor ve erkek çocuğa mavi, kız çocuğa pembe rengi düşüyor. Bu serüvende çocuğun ne istediği ıskalanıyor, çocuğun fikrinden ziyade toplumsal yapının ona dayattığı renkler doğrultusunda bireyin kimliği oluşuyor. Bunun dışında kalanlar da ötekileştiriliyor. Mesela Pepee çizgi filminde, Pepee başta olmak üzere tüm erkek karakterler mavi ve koyu renklerde giyiniyor. Bebe, Şila ve kadın karakterler de pembe ve açık renk tonlarında. Sizce bu bir tesadüf mü? Değil elbette. Yalnızca renklerle kalmayıp giyilecek kıyafetin türü de cinsiyete yükleniyor. Kadınlar etek ya da elbise giyerken erkekler pantolon, gömlek giyiyor. Pepee'de de durum bu şekliyle karşımıza çıkıyor. 
 
 

Kamusal alan ve özel alan

Toplumsal cinsiyet, yalnızca renklerle kalmayıp oynanacak oyuncakların da belirleyiciğinde rol oynar. Çizgi filmde görüldüğü üzere Pepee, araba ile ''kamusal alan'da oynuyor buna karşın Şila 'özel alan' içinde yer alarak ev işleriyle ilgileniyor ya da bebeklerle oynuyor. Aynı zamanda Pepee'nin annesi de evin içinde ya da en fazla evin bahçesinde yer alıyor. Durum bize cinsiyetçi bakış açısına dair bazı mesajlar veriyor. Çünkü toplumsal cinsiyet olarak adlandırılan bu roller, kadının kamusal alandaki varlığını sınırlandırıyor. Cinsiyete dayalı kamusal alan/özel alan ayrımını oluşturuyor. Kapitalizm ve patriyarkal sistem kadını ikincil konumlandırıyor. Çizgi filmdeki yansımalarıyla, Pepee ana karakter ve erkek kahraman olarak gözümüze çarpıyor. Herhangi bir aktivitede de ikinci bir kişiye ihtiyaç duyarak Şila ile oynuyor. O sırada oynanacak oyunu da belirleyen yine erkek karakter Pepee. Tüm bunlar ataerkil yapıdaki erkek egemenliğinin yansımaları olarak karşımıza çıkıyor. 
 
 
 
 

'Annelik' ve 'babalık'...

 
Pepee, Şila, Şuşu ve Bebe gibi karakterler bir isme sahipken, Pepee'nin annesi, babası, dedesi ve ninesinin isimleri verilmiyor. Bu durum da aslında Pepee'nin annesinin varlığını 'annelik' rolü, babasının da 'babalık' rolü üzerinden devam ettirmesine işaret ediyor. Çocuklar, medyanın yeniden ürettiği değer yargılarıyla anlam dünyasını inşa ediyor ve geleceğe yönelik rollerini buradan öğreniyor. Oluşturulan temsiller de 'ideallik' ölçütünü beraberinde getiriyor. Şila, evcilik oynarken bebek bakımından ve ev işlerinden sorumlu oluyor. Bu da ona gelecekte toplumun atfedeceği "annelik" rolüne ilk adımını oluşturuyor. Ataerkil ideolojide şekillenen çizgi filmler, erkek karakteri ön planda tutuyor, kadın karakteri ikinci plana atıyor. Erkeği etken, kadını edilgen konumlandırıyor. Daha Külkedisi masalından bu yana durum böyle değil mi? Geçmişten günümüze kadın itaatkar rolüyle temsil edilmedi mi? Pepee'nin annesi yemeği hazırlıyor, sofrayı topluyor. Babası da yemeğin hazır olup olmadığını soruyor, her şey hazır olduktan sonra sofraya gelip oturuyor ve yeyip kalkıyor. Baba işe gidiyor ve eve para getiriyor. Toplum tarafından cinsiyetlere atfedilen görevler Pepee çizgi filminde bu şekilde normalleştiriliyor. 
 
 

Atfedilen roller

Kadına ve erkeğe atfedilen roller onları belirli kalıpların içine sokuyor. Ataerkil yapıda medya, toplumsal cinsiyet rollerini güçlendiriyor. Medya aktarımıyla bu yapı destekleniyor ve toplumun değer yargıları çocuğa empoze ediliyor. Bu anlamda çocuğun eğitiminde medyanın işlevi oldukça büyük. Çocuğun gelişiminde etkin bir rolü olan medya günümüzde birçok oyuncağın yerini alıyor. Çocuk izlediği karakter ile zamanla bütünleşiyor. Onunla özdeşleşme yaşayarak onun gibi olmak istiyor. Bu şekilde cinsiyetine yüklenen anlamları özümsüyor. Atfedilen rolleri içselleştiriyor ve empoze edilen algıyla büyümeye başlıyor. Yani bu durumda çocuğun 'özgürce' seçtiği karakter de, sadece ona verilmiş seçeneklerden biri oluyor. Bu noktada kişisel bilinci ve yeteneklerinden ziyade etkilenme üzerine bir özdeşim söz konusu oluyor. Belki Pepee mor giyse her şey daha farklı olabilir öyle değil mi?
Bu makaleye ifade bırak