8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlasak mı, ansak mı?

Gözünde yaş yerine mutluluk ışıltıları olacak kadının. 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlasak mı, ansak mı?

8 Mart Dünya Kadınlar Günü bugün. Kutlamalı mı? Anmalı mı? Ya da yas mı tutmalı? 1857 yılında New York'ta greve giden kadın işçilerin polis tarafından bir fabrikaya kapatılması ve çıkan yangın sonucu 129 kadın emekçinin yanarak can vermesi aslında bugünün sebebi.

Şimdi yıl 2018… Ne değişti? O yıllarda da ölüm ve kadın yine yan yanaymış. Bugün de öyle. Gene şiddet, gene ölüm! Dünya kadınlarına ithaf edilen günün sebebi bile ölüm. Televizyon kanallarında  bugüne ait kutlamalar, anmalar; kadına şiddet, çocuk gelin, çocuk anne gibi haberlerle yapılıyor. Kadın ile ilgili yok mu bir başarı, bir mutluluk hikayesi ? Şüphesiz vardır. Ama üzücü olaylar o kadar baskın ki, geride bırakıyor  mutlulukları.

Demek ki 1800'lü yıllara dayanıyor kadının varolma mücadelesi.  O yıllarda da sesini duyurmak istemiş. Hakkını aramış. Ama ölümle sonuçlanmış hikayesi. Günümüzde ise artık minibüs ve otobüslerde bile şiddet görüyor kadın. Greve filan gerek yok yani. Şiddete uğramak için etek giymesi yeterli sebep gibi oldu neredeyse. Günlük hayatımıza girmiş yaşam mücadelesi. Günü sağlıklı biterebiliyorsak ne mutlu bize!

Ama kadın mücadelesi sona ermeyecek. Mutlu olmak ve mutlu etmek için çalışacağız. İş hayatındaki başarılarımızla adımızdan söz ettirecek, yetiştirdiğimiz çocuklarla geleceğe umut olacağız. Gözümüzde yaş yerine mutluluk ışıltıları olacak. Kocaman yüreğimizle hayatı kucaklayacağız. 

8 Mart‘ı ister analım, ister kutlayalım. Ama geleceğe umutla bakalım. Anne olmak gibi bir mucize verilmiş bize. Yetmez mi hayata sarılmaya?

Bu makaleye ifade bırak