Anlı şanlı Keşanlı Ali kendi destanını yazıyor!

Türk tiyatrosunun kült eseri ‘Keşanlı Ali Destanı’, ilk sahnelenişinin üzerinden yarım asırdan fazla bir zaman geçtikten sonra yeniden seyirci karşısına çıktı. Başrollerini İlker Ayrık, Birce Akalay ve Meral Çetinkaya’nın paylaştığı Haldun Taner imzalı her yönüyle yerli ve bir o kadar da modern olan oyun, bize kabadayılığı, aşkı, asayişi, doğruyu, yalanı, kısaca hayatı ve insan sarrafı olmanın yollarını anlatıyor...

Anlı şanlı Keşanlı Ali kendi destanını yazıyor!

İlk günkü ihtişamla…

İlk günkü ihtişamla…

Türk Tiyatrosu’nun efsanesi anlı şanlı ‘Keşanlı Ali Destanı’ dev kadrosuyla 20 Şubat akşamı TİM Show Center’da prömiyer yaptı. Haldun Taner’in ölümsüz eseri, ilk sahnelenişinden 56 yıl sonra başrollerinde İlker Ayrık, Birce Akalay ve Meral Çetinkaya’nın yer aldığı duayen isimlerle, canlı orkestrası, dansları, şarkıları ve Sineklidağ’da geçen destanıyla unutulmaz anlara imza attı.

Pervasız Tiyatro’nun iki perdelik müzikli oyununda gecekondu efesi Ali’nin (İlker Ayrık) bir yanda kabadayılığına toz kondurmamak için her şeyi yaparken diğer yanda delibozuk Zilha’ya (Birce Akalay) olan aşkından girdiği çıkmazı ve dönemin şartlarını hicivli bir dille anlatıyor.

Sineklidağ’ın kader yoldaşları

Sineklidağ’ın kader yoldaşları

Cumhuriyetin ilk yıllarında geçen Keşanlı Ali Destanı, karakterlerin tanıtımıyla başlıyor. Büyük usta Meral Çetinkaya, hakkını vererek canlandırdığı ‘Şerif Abla’ rolüyle ‘Sineklidağ’ın kader yoldaşları’nı anlatarak ilk dakikadan itibaren sizi eserin içine sokuyor. Büyük bir kentin eteklerinde yer alan, gecekondulardan oluşmuş Sineklidağ’ın her birinin kendine özgü şivesi bulunan 50 kişilik oyuncu kadrosuna, 10 kişiden oluşan bir orkestra eşlik ediyor. Yalçın Tura’nın müzikleri de oyuna ayrı bir ruh veriyor.

Gecekondu efesinin kahramanlık destanı

Gecekondu efesinin kahramanlık destanı

Halkın yaşantısını, meselelerini, arzularını yansıtan ‘Keşanlı Ali Destanı’, Ali adında bir gecekondu efesinin kahramanlık destanının iç yüzünü anlatıyor. Sineklidağ’da oturan genç Ali, Zilha isminde, aynı semtte oturdukları bir kadını çok sever. Bir gün Zilha’nın dayısı Çamur İhsan öldürülür ve suç Ali’nin üzerine atılır. İşlemediği bir cinayetten ötürü mahkum edilen Ali, aftan yararlanarak hapisten bir kahraman olarak çıkar. Olaylar da böyle gelişir…

Savaşın ortasında bir aslan parçası

Savaşın ortasında bir aslan parçası

İlker Ayrık, Keşanlı Ali rolüyle sahneye omuzlar üzerinde giriyor, oynadığı zeybekle de hem gözlere hem kulaklara hem de ruhlara hitap ediyor. Ne var ki topluma caka satıp muhtarlığa adaylığını koyduğu sıra sevdalı olduğu delibozuk Zilha feryat figan gelip onu katil olmakla suçluyor. Karizması yerle bir olan Ali de büyük bir açmaza düşüyor: Bir yanda aşk, bir yanda vazife…

Aslında suçsuz olan Keşanlı Ali, masumiyetini sevdiği kadına kanıtlamak için elinden geleni yapıyor. Bu sırada kalbiyle beyni arasındaki savaş da gittikçe büyüyor.

Kırılgan ve masum

Kırılgan ve masum

Oyunda, hakkında yazılan destanı kullanarak kabadayılık taslayan Ali’nin aslında kırılgan ve masum tarafı izleyene ayna tutuyor. Hapiste öğrendiği, “Bu toplumda sessiz, sakin, efendi olursan her zaman dayak yer, ezilirsin. Ama terbiyesiz, güçlü, zalim, ne dediğini bilmeyen biri olursan, o zaman saygı görürsün" şeklindeki düşünce yapısıyla Ali, en başta kendisi ve sevdiği kadın olmak üzere herkesi bir yalana sürüklüyor.

Sahneyi dolduran güzellik

Sahneyi dolduran güzellik

Daha önce ‘Yedi Kocalı Hürmüz’ oyununda başrolde izlediğim Birce Akalay, aynı oyundaki rol arkadaşı İlker Ayrık ile bu eserde de tam bir uyum yakalıyor. Tüm koreografinin yanı sıra kadınları anlatan şarkısı, tavırları ve sesiyle sahneyi doldurmayı başarıyor. Tiyatro sahnesine ışık saçan Akalay, aşka karşı koymayan ve ‘statü’ atladıkça da varoşluğundan bir şey yitirmeyen Zilha rolündeki samimiyeti ve haklı duruşuyla büyük bir alkışı hak ediyor.

Tempo hiç düşmüyor

Tempo hiç düşmüyor

Daha önce farklı tiyatro toplulukları tarafından dünya çapında sahnelenen oyunda müzikler ve danslarla tempo asla düşmüyor. Sizi duygular okyanusunda sürükleyen oyunun yönetmen koltuğunda Yücel Erten otururken, koreografisini ise aynı zamanda zabıt rolündeki Hamit Erentürk’ün üstleniyor. Minik oyuncu Vera Bacak ise gelecek vadeden performansıyla, hikâyeye son dokunuşu yapıyor.

Üç karakterli bir dev: Cem Cücenoğlu

Üç karakterli bir dev: Cem Cücenoğlu

İzlerken kâh güleceğiniz kâh düşüneceğiniz oyunda en güldüğüm sahne ise ilk bölümde üç kabadayının, ikinci bölümde mahalle dedikoducusuna dönen kılıkları oldu. Gülmekten çatlayacaksınız! Poyraz Karayel dizisindeki Taşkafa karakteriyle tanıdığım Cem Cücenoğlu, ustalıkla canlandırdığı kabadayı, mahalle kadını ve iş insanı olmak üzere üç karakterle, övgü dolu sözleri hak ediyor. Hafize’nin matematik hesabıysa, beni benden alıyor!

Ayakta alkışlıyoruz!

Ayakta alkışlıyoruz!

Bir büyük alkış da ‘Keşanlı Ali Destanı’nın yanı sıra ‘Uçurtmanın Kuyruğu’ ve ‘Tüy’ oyunlarını sahnelemeye devam eden Pervasız Tiyatro'ya geliyor. Kendilerine teşekkür ediyor ve edebiyat dergisi Notos’un ‘Yüzyılın 40 Oyunu’ adlı araştırmasında, birinci seçilen oyunla ilgili izlenimimi Şerif Abla’nın sözleriyle tamamlamak istiyorum: “Destan işin afyonu, kaldırdın mı altından çıkar Ali Cengiz oyunu…”

Ne yapalım? Ayakta alkışlıyoruz...


edaunsun@gmail.com
https://www.instagram.com/unsun_eda/" rel="nofollow

Bu makaleye ifade bırak