Beynimiz dedikoduya nasıl tepki gösteriyor?

Hiçbirimizin sevmediği ama hemen hemen hepimizin yaptığı, bolca yaptıktan sonra "Aman neyse ya" diyerek son tepkiyi verdiğimiz dedikoduya beynimiz nasıl bir tepki veriyor hiç düşündünüz mü? Hiçbirimizin sevmediği (!) dedikoduya beynimiz nasıl bir tepki gösteriyor? Gelin, hep birlikte öğrenelim. 

Beynimiz dedikoduya nasıl tepki gösteriyor?

En büyük bilgi alışverişi

En büyük bilgi alışverişi
Dedikodu esasında bir bilgi alışverişidir ve gözlemsel öğrenme için harika bir araçtır. Sosyal bilimler açısından ele aldığımızda, negatif dedikodunun, toplumun ahlâki ihlâl eylemlerini nasıl algıladığını fark etmeyi sağladığını ve dolaylı olarak da bir topluluk içinde nasıl yaşanılacağı ve onun kurallarına nasıl uyulacağı konusunda bir ders niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Bu durumda, olumsuz dedikodu, dolaylı öğrenme için bir araç görevi görür. Böylelikle olumsuz bir eylemin maliyetlerine ve sonuçlarına katlanmak zorunda kalmadan nasıl doğru davranacağınızı o eylemi gerçekleştirmeden öğrenirsiniz.

Beynimiz zevk alıyor mu?

Beynimiz zevk alıyor mu?

Dedikodu günlük hayatımızın içine oturmuş, hemen hemen herkesin yaptığı bir eylem. Hatta çok zevk alarak yaptığı bir eylem olabilir. Sosyal olarak zeki, başarılı, iyi birer insan olarak nitelendirilen insanları bile dedikodu yapmaya ne itiyor? Nedir başkalarının hayatına duyduğumuz merak ve bu merakı konuşma isteğimiz? Bizler dedikodudan zevk alıyoruz peki beynimiz bu eylemden zevk alıyor mu?

Beyin haz duyuyor

Beyin haz duyuyor

İşte tam bu noktada da sinirbilim bizlere gerekli şeyleri söylüyor. Yapılan araştırmalara göre dedikodunun sürdürülen bir davranış olması, beynimizin belli bölgelerinin dedikodudan haz duyduğuna dair ipuçları sağlıyormuş. Fakat harikalar diyarı beynimiz dedikodu konusunda da oldukça seçici. Öyle her dedikoduyu da beğenmiyor. Farklı dedikodu türleri farklı bir beyin örgüsü ortaya çıkıyor. 

Olumlu dedikodular daha keyifli

Olumlu dedikodular daha keyifli

2015 yılında yapılan bir araştırmada erkek ve kadın katılımcıların olumlu haber içeren dedikoduları olumsuz dedikodulara kıyasla dinlerken daha fazla keyif aldıkları ortaya koyulmuş. Ancak, insanların, arkadaşları, tanıdıkları ve ünlüler gibi diğer insanlardan çok kendileriyle ilgili olumsuz dedikodulardan daha fazla rahatsız oldukları görülmüş.
 

Latince tıbbî bazı terimler

 Latince tıbbî bazı terimler

Aynı zamanda bu araştırmada katılımcılara; kendileri, en iyi arkadaşları ve ünlü insanlar hakkındaki olumlu ve olumsuz dedikodular dinletilirken fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) ile de beyin taramaları gerçekleştirilmiş. Elde edilen tarama görüntüleri, kişinin kendi hakkındaki dedikoduları dinlerken beyninin üst medial prefrontal korteksinde yüksek bir aktivite gözlendiğini ortaya koymuş. Bu bölge, aynı zamanda diğer insanlarla ilgili olumsuz dedikoduları dinlerken de aktifleşme göstermiş. Öte yandan kişi kendisi hakkında olumlu dedikodular dinlediğinde ise orbitoprefrontal kortekste aktivite artışı gösterecek şekilde tepki oluşturduğu görülmüş.

Ne anlama geliyor?

Ne anlama geliyor?

Bu paragrafi doktorlardaki baş hekimi dinler gibi okuduğunuzu biliyorum. "Tamam da bütün bunlar ne anlama geliyor?" derseniz şu anlama geliyor: Prefrontal korteks, beynimizin sosyal biliş ve yönetsel kontrolden sorumlu beyin bölgelerinden birisidir. Sosyal biliş, düşüncelerimizi, davranışlarımızı ve eylemlerimizi diğer insanların gerçek, hayali veya varsayılan varlığına dayalı olarak düzenleme yeteneğidir. 

Ödül sistemi devreye giriyor

 Ödül sistemi devreye giriyor

Bir diğer ifadeyle, sosyal biliş, toplumun kabul edilmiş normlarına ve kurallarına uymak istememizi sağlayan bir özelliktir. Yönetsel kontrol, düşünce kalıplarımızı, davranışlarımızı ve eylemlerimizi iç hedeflere göre kanalize etme yeteneğidir. Bu bölgenin işlevselliğinin düzenlenmesinde ve ödül sisteminin harekete geçirilmesinde ise rol alan nörotransmitter ise dopamindir. 

Toplumca kabul görmek

Toplumca kabul görmek

Kendisiyle ilgili olumlu dedikodulara yanıt olarak beynin prefrontal korteks bölgesinin aktivasyonu, çoğu insanın sosyal ahlâk ve başarı standartlarına uygun olarak görülmek istediğini gösterir. Bireyler, iç ahlâki pusulalarına sadık kalmaktan çok, çevre tarafından olumlu bir ışık altında görüldüklerinde daha fazla ödül almış hissederler.

Hobbes haklı dağılın beyler

Hobbes haklı dağılın beyler

Bunun yanı sıra, fMRI taramaları, başkaları hakkındaki olumsuz dedikodulara karşı beynimizin üst medial prefrontal korteksinde aktivite artışı olarak tepki oluşması, diğer insanların gözden düşme hikâyelerinden mutlu olmasak da eğlendiğimize işaret ediyor. Bu da Hobbes'in mizahta 'Üstünlük Teorisi'ni destekler nitelikte. Kısacası "Hobbes haklı çıktı dağılın beyler" oldu durum. Çünkü Hobbes 'insanın kahkahaların alay edilen kişiye karşı edinilmiş ani zaferler olduğunu' ve "İnsanlar, içinde nükte veya şaka bile olmayan şansızlıklara ve ahlaksızlıklara gülerler. Ayrıca insanlar başkalarının zayıflıklarına da gülerler" diyerek de zayıflıklardan haz ettiğimize dair ifadelerde bulunmuş zamanında. 

Kabul etmek istemiyoruz ama gerçek

Kabul etmek istemiyoruz ama gerçek

Kimsenin kabul etmek istemediği bu gerçek aslında birçok insan açısından genellikle reddediliyor. Ne de olsa kendimizi başkalarının acı ve talihsizlikleriyle övünen canavarlar olarak düşünmekten hoşlanmayız değil mi?

Dedikodu faydalı

Dedikodu faydalı

Her ne kadar ahlâki katılara göre bir bozukluk gibi görünse de, bilim, dedikodunun kendini koruma amaçlarına hizmet ettiğini gösteriyor. Araştırmalar, dedikodunun mutlak sosyal faydaları olduğunu da ortaya koyuyor.

Olumlu alışkanlıkları sürdürme

Olumlu alışkanlıkları sürdürme

Başka bir açıdan da dedikodu bireye kendini geliştirme aracı sunar. Kendimizle ilgili olumlu dedikodular bize iyi davranışlarımızı veya olumlu alışkanlıklarımızı sürdürme motivasyonunu verir. Ayrıca bize belirli bir toplum bağlamında kabul edilebilir davranış özellikleri hakkında ipuçları sağlar. 

Sosyal bağları güçlendiriyor

Sosyal bağları güçlendiriyor

Aynı zamanda olumsuz dedikodular sosyal bağları da güçlendiriyor. Yapılan araştırmalara göre aşka bir kişiyle olumsuz dedikodu yapmak, genellikle aşağı doğru sosyal karşılaştırmalar içeren konuşmaları tetikler. Bu sohbetler önemli ego güçlendiricilerdir. Dahası, başka bir kişi hakkında olumsuz bilgi paylaşarak, farkında olmadan farklı sosyal kimlikler yaratırız. Kişi, dedikodu yaptığı kişiyi kendi ortamına getirir ve dedikodu yapılan kişi dışarıda bırakılırken bir grup içi bir de grup dışı ortam yaratır.
 

Göründüğü kadar korkunç değil

Göründüğü kadar korkunç değil

Uzun lafın kısası dedikodu göründüğü kadar da korkunç bir şey değil. Fıtratımızda var ve anlaşılan o ki bu fıtrata da oldukça çok fazla şey katıyor. Bütün bu bilgiler nihayetinde hâlâ dedikodunun boşa zaman kaybı olduğunu düşünüyorsanız orası da size kalmış...

 

Fazilet.Senol@milliyet.com.tr
twitter.com/SenolFazilet
instagram.com/SenolFazilet
 

Bu makaleye ifade bırak