Geri Dön

AZGIN 20'LİKTEN İKİ ÇOCUK BABASINA

Dublin’den çıkıp kısa sürede Hollywood’u fethetmişti Colin Farrell. Seks, uyuşturucu, kadınlar ve bol para pek çoklarının olduğu gibi onun da başını döndürdü. Önlenemez yükselişi, zirveye çıktığı hızla tepe taklak düşmesiyle son buldu bir süre sonra. Bugünlerde yeniden çıkışa geçen aktör, o günleri ve sonrasında yaşadıklarını samimiyetle Esquire dergisine anlattı

Film yıldızlarının, film gibi hayatlar yaşaması az rastlanan bir şey değil. Farrell da aynısını yaptı, ama biraz abartarak. Sıradan bir hayattan şimşek hızıyla zirveye yükseliş, servet derken, alemler, kadınlar ve tıpkı İkarus gibi bir düşüş... İş yapmayan filmler, türlü bağımlılıklar...
Şimdi yeniden yükselişte.
36 yaşında ve ölçeği biraz daha büyütmüş durumda. ‘Horrible Bosses/Patrondan Kurtulma Sanatı’nda abartılı bir kokainmanı oynuyor. İlk komedi deneyimi. “Koca bir bira göbeğim ve kel bir kafam var” diye anlatıyor oradaki halini. Ve birkaç yeniden çevrim... Geçen ay vizyona giren ‘Korku Gecesi/Fright Night’ ve yazın oynayacak ‘Total Recall/Gerçeğe Çağrı’.

Ya futbolcu olsaydı?80’lerin Dublin’ine dönelim. Sonradan görme semti Castleknock yakınları... Genç Colin’i futbol antremanından tüyerken görüyoruz. Babası bir zamanlar Shamrock Rovers takımında oynamış. Colin kaytarmasaydı belki parlak bir futbol kariyeri olacaktı. Sonra oyunculuk okulu Gaiety School Of Drama. Kaytarmaya devam... Orayı da yarım bırakıyor.
Ama dış görünüşü, cazibesi ve işlenmemiş yeteneği ona zaten çok kapı açacaktı. Önce BBC’deki ‘Ballykissangel’in bir bölümünde rol aldı. Sonra Kevin Spacey onu Donmar Warehouse’taki bir oyunda gördü ve 2000 yapımı ‘Ordinary Decent Criminals/Sevimli Haydut’ filminin kadrosuna aldı. Joel Schumacher Londra’ya yetenek keşfine geldiğinde Farrell listedeki 41’inci ve son isimdi. Schumacher tanışma anını “Aşık olmak” diye tanımlıyor. Bir ay sonra Farrell Teksas’taydı ve ‘Tigerland/Cehennemin Ortasında’yı çeviriyordu. Sonra ‘Hart’s War/Şeref ve Cesaret’, ‘Minority Report/Azınlık Raporu’ ve ‘Phone Booth/Telefon Kulübesi’. İrlandalı Colin, bir Hollywood yıldızıydı artık.

“Pizza ısmarlamak gibi...” Çoğu aktör elleri para gördüğünde kendini gizler. Çünkü izleyici, dedikodu sayfalarında adı çıkan ya da seks kasetleri ortalığa saçılmış bir oyuncuyu inandırıcı bulmayabilir. Ama Farrell içmekle ve partilerde pantolonunu indirmekle o kadar meşguldü ki bunlar için endişelenmedi bile. Demi, Britney ve Angelina’nın da dahil olduğu listede Playboy kızları, striptizciler ve fahişeler de vardı. Kendi de itiraf ediyordu zaten, “Pizza ısmarlamaktan farkı yok” diye. Sunday Times’a favori siparişini söylemişti zaten “Ama yanık olmalı... Ben siyah severim.”
Pierce Brosnan onun ‘bir sonraki Bond’ olmasını önerdi. Amerika ona doymuyordu. Sanki onun içip küfrettiğini, önüne gelenle yattığını unutmuş gibiydiler. Çapkınlık ona mübahtı. Ağzından çıkan her kelime büyük gürültü koparıyordu.
Playboy’a kokain kullandığını ve fahişelerle seks yaptığı anlattı. W dergisine “Seks muhteşem bir şey. Bu şehre (Los Angeles) kelimenin tam anlamıyla önüme gelene çakmaya geldim” diye demeçler veriyordu.
Sanki erkek dergisinden fırlamış bir süper kahraman gibiydi. Herkesin özendiği hayatı yaşıyordu. Ona tezahürat yapıyorlardı: “Devam Colin, devam!” Hem memnundu hem de şaşkın.

Ve balon patlarAma elbet şansın olduğu yerde çekemeyenler de olacaktı. “Sanırım birçok insanın canını sıktım, çünkü o kadar eğleniyordum ki.. Çalışmıyordum bile. Her şey nasıl bu hale geldi? Beni bu şehre getiren her neyse çok saçmaydı. Ve ilelebet süremezdi.”
2004’teki ‘Alexander/İskender’ için ondan daha uygun biri olamazdı. Korkusuz, herkes tarafından yüceltilen genç bir adam yeni ülkeler fethediyor ve bir süre sonra kandırılarak kendini evinden uzakta boşluğun ortasında buluyordu. Tıpkı kendisi gibi.
“Mükemmel bir zirveydi” diyor Farrell, “İdeolojik olarak, yaratıcılık anlamında ve parasal yönden. İskender’de az olan hiçbir şey yoktu, ne çaba, ne eleştiri ne de ekonomik yıkım.”
Dürüst olmak gerekirse,
Oliver Stone’un buğulu bakışlı homoseksüellerin dünyayı fethini anlattığı efsanesi, film yerine müzikal olmalıydı. Ama Farrell’ı seçmesi yine de akıllıcaydı.
İskender’in başarısızlığı Farrell’i otobüs çarpmışa çevirdi. “Biri bana harika olduğumu söylerse ‘Hayır, değilim’ diyebilirim. Ama gazetede ‘Berbatsın’ dediklerinde gerçekten berbat hissediyorsun. Ve o zaman da başın dertte demektir.”
Böylece çöküş başladı. 2005’te Nicole Narain adlı Playboy kızıyla çekilmiş seks kasedi ortaya çıktı. Ardından hastalıklı bir hayranı ‘Colin Farrel: A Dark and Twisted Puppy/Buruk ve Karanık Bir Yavru Köpek’ adlı bir biyografi yayımladı. O dönem Michael Mann’le ‘Miami Vice’ı çekiyordu. Ama kendinde değildi, işaretleri kaçırıyor, sete geç geliyordu. Çalkantılı bir çekim oldu. Film bittikten sonra Farrell rehabilitasyona girdi.
“Ben sıradan bir uyuşturucu müptelasıydım. Ne bulursam bitene kadar çekiyordum. Bütün o
Hollywood olayını, partileri vs. unutun. Kendimi yavaş yavaş öldürüyordum. Annem her an ölüm haberimi bekliyordu.”

Azgın 20’likten iki çocuk babasına Şanslıydı ki bütün köprüleri yakmamıştı. Zamanı geldiğinde ailesi dışında menajeri, basın danışmanı ve avukatı da yanında olacaktı. Ve Joel Schumacher... “Üç yıldır konuşmamıştık. Ama onu aradığımda yanımda oldu.”
Aradan altı yıl geçti. Bu zaman içinde sadece bir kez raydan çıktı. Artık hayatında hamamlar, yoga ve yeşil çay var. “Sağlıklı olmayı seviyorum” diyor, dişlerini gıcırdatarak, “Biliyorum dönek herifin tekiyim ama dalga geçmiyorum. Arada sırada felekten bir gece çalıp kendimden geçmeyi özlüyorum, evet. Ama dediğim gibi hep bir şeyleri özlemiyor muyuz zaten?”

17 Ocak 2021 Magazin Haberleri Bülteni17 Ocak 2021 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet