Geri Dön

Film çekeceğim dedim, bana deli dediler

Balıklama daldığı sinema dünyasından "Beyaz Melek" gibi 2007'ye damgasını vuran bir filmle çıkmayı başaran Mahsun Kırmızıgül "İnsanları dinleseydim bu filmi çekemezdim" diyor

Mahsun Kırmızıgül, 2007'de müziğe ara verip sinemaya daldı. Kırmızıgül'ün tutkunu olduğu iki şey var:Biri kayak, diğeri de dalış.Kırmızıgül şimdiye kadar dünyanın birçok denizinde yaptığı dalışlardan vurgun yemeden çıktı, ama asıl vurgunu hiç bilmediği bir alan olan sinemadan yiyebilirdi. Ancak Kırmızıgül balıklama daldığı sinemadan da "Beyaz Melek" gibi 2007'ye damgasını vuran bir filmle çıkmayı başardı. Filmi dün itibarıyla gişede iki milyonu aşan seyirciye ulaştı. Kırmızıgül, Kurban Bayramı'nı dalış yapmak için gittiği Mauritius'ta geçirdi. Oradan geldi kayak için Bolu Kartalkaya'ya geçti. Biz de bu haftaki "Cafe Sohbeti"ni "Beyaz Melek"in yaratıcısı Kırmızıgül'le beyaz örtüyle kaplı bir zeminde yapmak için Kartalkaya'ya gittik. 2007'nin son aylarına kadar Türkiye onu şarkıcı olarak tanıyordu. "Alem Buysa Kral Benim"le başladığı şarkıcılık yolculuğunda "Yıkılmadım Ayaktayım", "Kardeşlik Türküsü", "Belalım" gibi onlarca hit parçaya imza attı. İlk yola çıktığım sinema projesi "New York'ta Beş Minare"ydi... Biz dört yıl o senaryo için emek verdik. Galip Tekin bir bölümünü yazdı ama konunun çoğunluğu bana aitti. Sinan Abi'nin de biraz katkısı vardı. Sonra ben senaryoyu beğenmediğim için üzerinde çalışıp yeniden yazdım. Mahsun Kırmızıgül aslında sinemaya "New York'ta Beş Minare" adlı projede oynayarak başlayacaktı. Bu "Beyaz Melek" nereden çıktı birden bire? Komedi unsurları da var ama çok farklı bir film. Bizim şimdiye kadar yerli sinemada alışık olmadığımız bir film diyeyim... İlk baştaki gibi bir komedi projesi mi? Dediğim gibi kader kısmet işte... O film olsaydı belki de "Beyaz Melek" olmayacaktı. Çünkü o film olmayınca bu oldu... Benim içimde yanan bir aşktı sinema... Yıllardır hep sinema yapmak istiyordum. Yıllardır biriktirdiğim küçük küçük öykülerim vardı benim. "Beyaz Melek"in aslında çıkış noktası olan huzur evi benim İstanbul'la tanıştığım yıllarda benim de bilmediğim bir dünyaydı. O dünya ile tanışmam 1993-94 yıllarında "Alem Buysa Kral Sensin" dizisi sayesinde oldu. Huzurevlerinin var olabileceğini, yaşlı insanların çocukları, muhtarlar ya belediye tarafından oraya bırakıldığını öğrendim. O tabloyu görünce hakikaten büyük bir tokat yemiştim o gün... Filmdeki birçok diyalog da aslında huzurevinde o zaman oradaki görevli ile benim aramda geçen konuşmalardı. O diyalogları Hıdır'la filme taşıdım. Niye olmadı? Projenin sahipliği konusunda mı sorun çıktı? 'Filmi daha çekmeden bitirdim' Bundan bir yıl önce ekim ayında başladım. Yazım aşaması 3-4 ay sürdü. Arkasından ekibi toparladık. Ekiple oyunculara karar verdik. Arkasından ekiple birlikte 15 gün mekan tespiti yaptık. İstanbul'dan yola çıktık. Aslında ben filmi çekmeye başlamadan önce kafamda bitirmiştim. Bütün resimler, kareler kafamda oluşmuştu. Hatta müzik bile... Filmi çekmeden yaşamaya başlamıştım. Sonra yıllarca yazdığınız o küçük öyküleri bir araya getirip "Beyaz Melek"i oluşturmaya ne zaman başladınız? Yaşamadığım hiçbir şeyi gerçekleştiremem. Bu müzikte de böyle, sinemada da... "Beyaz Melek" ortaya çıktığı zaman hayallerimin çok ötesinde bir film çektiğimi gördüm. Hayal ediyordum ama bu kadar güzel olacağını tahmin etmiyordum. Senaryoyu anlatırken önlerinde o karakterleri canlandırdınız mı? Bu filme başlarken açıkçası kimin ne söyleyeceği umurumda değildi. Biz insanları dinleseydik bu filmi çekemezdik. Mümkün değil biz bu kadroyla yola çıkamazdık. Çok sevdiğim arkadaşlarıma filmin konusunu ve kadrosunu anlattığımda hep şunu söylediler:"Deli misin? Böyle bir işe girişme... Bu iş kolay bir iş değil. Biz 3-4 oyuncuyu idare edemezken sen tiyatro dünyasının mihenk taşlarıyla nasıl film çekeceksin... Sonra bu film iş yapmaz. Biz senin arkadaşınız, gel sen bu işe girme..." Niye diye sorduğumda da hep daha öncesinde yaş ortalaması 50'nin üstünde olan insanların öyküsünün anlatıldığı "Unutulmayanlar" filmini örnek gösterdiler. Onun gişesi 20 binin altında olunca beni dost olarak uyardılar aslında. Ben filmi çekmeye başlayınca da "Bu deli. Yapımcının da herhalde çok parası var" dediler... Korkunuz yok muydu? Çünkü sinemayla ilişkisi izleyicilikten öteye gitmemiş bir yıldızdı Mahsun Kırmızıgül... O kadar değerli oyuncu vardı ki onların mesuliyetini taşımak en büyük korkumdu. Sıcakla boğuşuyoruz. Siz alıyorsunuz Nejat Uygur'u, Yıldız Kenter'i, Arif Erkin'i, Tomris Oğuzalp'i çıkıyorsunuz yollara... Allah korusun ne olur ne olmaz diye 24 saat sette ambulans beklettik. Hiçbir korkunuz yoktu yani? 'Daha seçici olmam gerekiyor' Müzik benim için çok önemli. Sinemayla müziği ayıramam. Albüm de yapacağım, sahneye de çıkacağım. Ama sahneye biraz daha az çıkacağım. Benim zamanım çok değerli Ali Abi şu anda... Çünkü bir film yaptım ben ve hiç kimsenin beklemediği bir başarı elde etti. Enerjimi daha iyi şeylere aktarmak için biraz daha seçici olmam gerekiyor bundan sonra... Mahsun Kırmızıgül'ün bundan sonraki yol haritası ne? Artık albümle bu kadar ilgilenmeyeceğim. Albüme başladığınızda da yine en ince ayrıntısına kadar uğraşıp ona konsantre olacaksınız. Onun en iyi olması için hayli zaman ve enerji harcayacaksınız? Çünkü niye? Albüm yapan birçok arkadaşım var. Bir sürü emek veriyorlar. Ama müzik sektörü artık emeğe saygının olmadığı bir noktaya geldi. Bütün yapımcılar zarar ediyor. Bu ortamda aylarca gece gündüz emek versen ne olacak? Görürsem söylerim... Hiç düşünmedim ne olacak diye... Belki bir senarist bana çok iyi bir senaryo yollar... Belki çok önemli bir yönetmen benimle oyuncu olarak çalışmak ister... Peki ufuktaki sinema projeniz ne? Hepsinin farklı lezzetleri var. Müzik yapmanın da farklı bir lezzeti var. "Beyaz Melek"in müzikleri de çok başarılı. Bu filmin müziği her yerden ödülle döner... Bir filmin senaryosunu yazmak mı, onu yönetmek mi, başrolünde oynamak mı, yoksa onu pazarlamak mı daha keyifli bir iş? Oyuncular da çok iyi... İnsanlar önyargılarını bir yana bırakırsa bizim filmimiz çok ödül alır bence... Sadece müzik ödülü mü bekliyorsunuz? Akşam grup halinde oturuyorduk, telefonum çaldı, arayan Sayın Başbakanımızdı. Filmle ilgili övgü dolu sözler söyledi. Yılmaz Erdoğan, Nuri Bilge Ceylan, Abdullah Oğuz, Ömer Faruk Sorak, Osman Sınav, Çağan Irmak, Sinan Çetin aradı. Hıncal Uluç, Tufan Türenç, Haşmet Babaoğlu ve daha birçok köşe yazarı çok güzel şeyler yazdılar. Atilla Dorsay başta olmak üzere film eleştirmenlerinin hepsi çok iyi şeyler yazdılar... Filmle ilgili tek olumsuz eleştiriyi de sevgili hemşehrim Alin Taşçıyan yazdı. Şöyle de bir başlık atmıştı: Vefalı Doğu, kahpe Batı... "Beyaz Melek" nedeniyle birçok insandan tebrik aldığınızı biliyorum. Sizi en çok etkileyen kimin telefonu oldu? Filmin sonunda biz Diyarbakır demiyoruz ki, Anadolu diyoruz. Trabzon, Kars, Erzurum, Diyarbakır Anadolu değil mi? Benim filmimdeki baba ve iki çocuğu hariç hepsi Batılı... Filmi nasıl seyrettiğine bağlı bu... Ama filme yönelik tek eleştiri de o konuda? Sadece Doğu'da değil Anadolu'nun her yerinde insanlar yaşlılarına sahip çıkarlar... Belki aramıştır, ulaşamamıştır. Çünkü 20-25 gün telefonumu kapalı tuttum. Günde 200-300 telefon geliyordu. Biraz dinlenmem lazımdı. Her sinemadan çıkan arıyor. Sadece politikacılar değil, sanatçı dostlarım da arıyor. Tansu Çiller'in de sizi tebrik etmek için aradığını biliyorum. Ama siz Mesut Yılmaz'la daha samimiydiniz. O aradı mı sizi? Psikologdan yardım alacağım Gala gecesi edindiğim izlenim şuydu. Orhan Gencebay benim çok önemli bir kıstas. Çok dik duran, bir müziği yaratıcısı olan, kitleleri peşinden koşturan bir insanın sinemadan çıkarken ağlaması önemli. Çünkü Orhan Abi kolay kolay ağlamaz. Haa ağlatan film başarılı mı? Tabii ki tek başına bu değil başarı ölçüsü. Benim film yapmamın bir nedeni vardı. Yapılacak ağır eleştirilerden sonra yeni bir film çekmek için moral bile kalmayabilirdi sizde... Dalmaya genelde sıcak denizlerin olduğu yerlere gidiyorum. Antalya'daki 5 yıldızlı otelle aynı fiyata geliyor. Denizin altında insan her şeyi unutuyor. Geçen gün aradığımda MR çektiriyordunuz, başınızdaki ağrıların sebebini öğrenebilmek için... Sonuçta doktor size kati istirahat verdi. Mahsun Kırmızıgül, dalış ve kayak yaparak mı stres atıp, enerji toplar? Alkol ve sigarayı ağzına sürmeyen biriyim. Bu filmle 11 ayda şunları kazandım. Boyun fıtığı, karaciğer yağlanması ve panik atak başlangıcı... Her şeyin mükemmel olmasını istediğim için geceleri uyurken bile devamlı iş düşünmekten bu hale geldim. Gelmişiz Kartalkaya'ya tatile... Ama benim yine kafamda bir sürü şey var. Hikâyeler, müzik, daha birçok şey... Bundan kurtulmam lazım... Herhalde bir psikologdan yardım alacağım. Artık dengesiz olmaya başladım. Film işi beni o kadar yordu ki... Yaşadığınız sağlık sorunları... Keşke yapmasaydım dediğim çok şey var... Keşke yapsaydım dediğim hiçbir şey yok. Müzikal anlamda bugüne kadar Türkiye'de yapılmayan bir projeyi gerçekleştirmek istiyorum. 10 konser yapacağız ve Türkiye'nin batıdaki yüzü olacak o proje... Projenin adı "Bir Anadolu Senfonisi". Belki biraz müziklerine katkı yapacağım ve ses sanatçısı olarak içinde yer alacağım. 300'ü sahnede olmak üzere 450 kişinin yer alacağı bir proje bu. Keşke yapmasaydım, keşke yapsaydım ve mutlaka yapmalıyım dediğiniz şeyler nelerdir? Özcan Deniz: İyi bir sanatçıAlişan: Prestij Müzik'in eski sanatçısıYavuz Bingöl: Çok iyi bir dostBade İşçil: Özel hayatıma girme abiYılmaz Erdoğan: Çok iyi bir abiRecep Tayip Erdoğan: Çok sevdiğim bir büyüğümMesut Yılmaz: Çok sevdiğim bir büyüğümMurat Tokat: Can arkadaşım, can yoldaşımSeda Sayan: Özel hayat, geçelim abiİbrahim Tatlıses: Bence onu da geçelim 10 ismin çağrıştırdıkları

Magazin Haberleri Bülteni (22 Eylül 2020)İşte magazin gündeminin öne çıkan başlıkları...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber