Gülay Afşar

Gülay Afşar

gulay.afsar@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Bir gerçeği görmezden gelemiyorum; ana akım yerli sinemada giderek daralan bir alana sıkışıyoruz. İşte tam bu noktada bir cengaver çıkıyor, psikolojik gerilim filmi çekiyor. Üstelik bunu hakkıyla yapmaya çalışıyor. Özcan Deniz’in yönettiği, Aslı Enver ve Meryem Uzerli’yle başrolleri paylaştığı ‘Öteki Taraf’ bir anda şaşırtıyor. “Böyle tatlı bir kadroyla romantik komedi çekmek varken, niye gerilim filmi?” diye soruyorum ve Deniz anlattıkça, derdinin farklı bir iş yapmak olduğuna ikna oluyorum. Kendisinden beklenen komedi, romantik komedi ya da duygusal aşk filmiyse, hepsini yaptığını ve zaten televizyon ekranında o beklentiyi fazlasıyla karşıladığını söylüyor. “Seyirci komedi seviyor” diyerek kendini tekrar etmek yerine, risk alıp, zoru deniyor. Öyleyse şans vermek gerekiyor.

Haberin Devamı

‘Öteki Taraf’, bir İspanyol filminden uyarlama. Özcan Deniz daha önce de Güney Kore ve Hint sinemasından uyarlamalar yaptı. ‘Uyarlama senaryo’ deyince, ülkemizde biraz küçümsendiğinin farkında ama bundan yerinmiyor. Nitekim bu kez hikayenin anafikrini almak üzere anlaşma yaptığını, burada senaryolaştırırken, neredeyse yüzde 60’ının yerli olduğunu söylüyor. Ve hem yönetmeni olarak kendisi, hem oyuncuları hem de seyirciler için yepyeni bir deneyim sunuyor.

RİSK ALDI,  ZORU DENEDİ

Bu bakış açısıyla filme dair kendi notlarımı da paylaşmam gerekirse;

- Filmin dikkati ve heyecanı,insanı her an ayakta tutan bir kurgusu var. ‘Nefesini tutup izlemek’ derler ya, işte o tempoyu yakalıyor.

- Gerilim için sadece görsel ve ses efektleriyle kolaya kaçılmamış, oyunculuklarla seyirciye geçen psikolojik etki öne çıkmış.

- Özellikle ‘evimizin tatlı kızı’ olarak kabul görmüş Aslı Enver’in tam bir tersköşe yaparak, tek başına bir mekanda sergilediği performans, filmi uzunca bir süre taşımış.

- Sona doğru gerilimi köpürtme eğilimi de olmasaymış, bir psikolojik gerilim filmi anlamında çok sağlam bir başlangıç olurmuş.

Yine de, o kadarlık kusur kadı kızında da olur. Bakarsınız, ‘Öteki Taraf’, farklı türde filmler yapmak için başka sinemacılara da ilham verir.

Haberin Devamı

KOMEDİDE KALİTE STANDARDI

Bir galadan diğerine koşturduğum şu günlerde, haftada ortalama 2-3 yerli film izliyorum. Benim için tatlı bir koşturmaca, hatta biraz da yorgunluk sebebi... Varsın olsun, yeter ki sinemamız üretsin. Bu çokluk içinde komedinin hakimiyetini artık kabulleniyorum ama en azından eli yüzü düzgün işler görelim istiyorum. Neyse ki, Gülse Bürsel’in geçtiğimiz hafta vizyona giren, senaryosunu yazdığı ‘Aile Arasında’, ‘komedide kalite standardı’ tezimi haklı çıkarıyor. İlk üç gündeki açılış rakamlarıyla, seyirci tarafında da karşılık görüyor. Darısı, bu sezona hazırlanan diğer muhtemel 70 komedi filminin başına.

SİNEMA VE YILDIZLI LEZZETLER

RİSK ALDI,  ZORU DENEDİ

Sinema ve gastronomiyi bir araya getiren özel bir etkinlikten bahsetmeden geçmek istemiyorum. TÜRSAK ve Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle gerçekleşen 20’nci Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali bu sene, Gastronomi Randevusu bölümünde Michelin yıldızlı Danimarkalı Şef Wassim Hallal’ı ağırladı. Hallal, Michelin yıldızlı restoranının mutfağından bir menüyü bizler için hazırladı. Bu daveti özel kılan; yemek başlamadan önce şef Wassim’in de yer aldığı, ‘Michelin Yıldızları: Mutfaktan Hikayeler’ filmini izleyip, ardından yönetmen Rasmus Dinesen ve yapımcı Jesper Jarl Becker ile söyleşiye katılmalarıydı.

Haberin Devamı

Her biri ayrı bir başarı öyküsü olan Michelin yıldızlı restoranların ve şeflerinin hikayelerini izlediğimde aklımda kalan ve hayatın tüm alanlarına uyarlayabileceğim bir cümle vardı: Kendini ait hissettiğin yerde, sevdiğin ve sana özgü olanı sunacaksın. O zaman illa ki, yolunu yıldızlar aydınlatır.