Geri Dön

MODERN BiR AŞK HiKAYESi ANLATIYOR

Tori Amos tamamıyla akustik kaydettiği yeni albümü ‘Night of Hunters’ ile klasik müzik ustalarına selamlarını gönderiyor.

“400 yıllık klasik müzik temalarından ilham alınarak oluşturulmuş 21’inci yüzyıl şarkıları bunlar” diye tanımladığı albümde Amos’a yaylı kuartet Apollon Musagete ile Berlin Filarmoni Orkestrası’nın klarnetçisinin de olduğu bir ekip eşlik ediyor

Tori Amos’un yeni albüm kapağına baktığım anda aklıma, kendisiyle 2005 yılında yaptığım telefon röportajı geldi. Amos’un söylediği bir şey vardı ki, aklıma kazındı kaldı. “Ben sadece gençliğe hayran olan bir müzik endüstrisiyle savaştım” diyordu Amos insanın kulaklarını mest eden o tatlı sesiyle, “Özellikle bir kadın olarak. 40 yaşına geldiğimde bir baktım ki Johnny Depp, Brad Pitt, hepsi benim yaşımdalar! Ama toplumun gözünde hepsi birer lider konumunda. Bense bir kadın olarak kendi hikayemi kendim yaratmak zorundaydım. 30’larınızda her şeyin ne kadar tuhaf bir hale geleceğini fark etmiyorsunuz. Ama 40’larınızda, hâlâ müzik dünyasındaysanız, hayatta kalmayı başardığınızı düşünüyorsunuz.”

Yeni ekip yeni müzik
Amos’un bu 12’nci stüdyo albümü, aslında sadece hayranları değil onu uzaktan tanıyan dinleyicileri tarafından bile ilgiyle karşılanabilir. Nedeniyse Amos’un tamamıyla akustik bir kayıt yapmış olması. İşin içinde sadece piyano, yaylılar ve nefesli çalgılar var. Amos yıllardır bir arada olduğu grubundan izin isteyip aralarında ödüllü yaylı kuartet Apollon Musagete ile Berlin Filarmoni Orkestrası’nın klarnetçisinin de olduğu yeni bir ekiple yola çıkmış.
Albümünde Bach, Chopin, Granados, Satie ve Schubert gibi isimlere saygı duruşunda bulunan Amos, plak şirketinde de yeniliğe giderek klasik müzik kayıtlarıyla tanınan Deutsche Grammophon’la el sıkışmış.
Sanatçının Facebook sayfasında yayınlanan ‘Carry’ ve ‘Shattering Sea’yi dinlediğinizde ‘Night of Hunters’ın daha önceki hiçbir Tori Amos albümüne benzemediğini fark ediyorsunuz. ‘Carry’nin videosunda da çok net görülebileceği gibi Amos’un üzerinde inanılmaz bir sükunet var. Bu durum bazı hayranlarının, “Artık yeterince tutkulu, duygulu değil” diye yorum yapmasına neden oldu. Bana sorarsanız şarkıları üst üste dinledikçe çok özel ve incelikli bir albümle karşı karşıya olduğunuzu düşünüyorsunuz. Adeta çok yoğun bir filmin müzikleri bunlar. Mutlaka aklınıza bazı resimlerle birlikte yerleşiyorlar. Modern bir aşk hikayesi anlattığını söyleyen Amos, 14 şarkılık albümünü hem CD hem de plak olarak yayınlıyor.
Şu aralar müzikal uyarlaması hazırlanan ‘The Light Princess’ için şarkılar yazan Amos, 28 Eylül’de üç aylık bir turneye çıkacak. Helsinki’den başlayacak olan konser serisine sadece yaylı grubunu götürüyor. Avrupa’da dolaşırken bir bakarsınız yolu İstanbul’a da düşer kim bilir. O zaman onun o tatlı sesini dinleyip yine başka dünyaların kapısını aralama imkanı buluruz.

Kendi sözleriyle Tori Amos

Tori Amos’un gazeteci Ann Powers’a hayatını anlattığı ‘Piece by Piece’ adlı kitaptan...
* Dindar bir ailede büyüyen Amos’un ‘ayrık otu’ olduğu daha çok küçük yaşlarda belliymiş. “Beş yaşındaydım. Büyükannem, ‘İsa’yı gerçekten sevmeyi öğrenene kadar Noel hediyelerini sana yasaklıyorum’ diye bir mektup yazdı bana. Beni cezalandırıyordu çünkü bir seferinde İsa’yı ‘şeker’ bulduğumu söylemiştim. Küçük bir kız için bundan daha doğal ne olabilirdi ki? Duvarda genç bir adamın resmini görüyordum ve evet, şekerdi!”
* 17 yaşında ismini değiştirmeye karar veren Amos, Myra Ellen isminden hiçbir zaman hoşlanmamış. “15 yaşında kendi ismime sahip olmam gerektiğine karar verdim. Fakat bir türlü seçim yapamıyordum. 17 yaşında bir barda çalarken Linda McBride adlı arkadaşım erkek arkadaşıyla beni dinlemeye geldi. Çocuk bana baktı ve, ‘Sen Tori’sin!’ dedi. İsmimi bulmuştum.”
* Amos, 2000 yılında doğan kızı sayesinde hayata başka bir pencereden bakmaya başladığını anlatıyor: “Anne olmak beni daha sakin biri haline getirdi. Eskiye göre daha merhametli ve sevgi doluyum.”
* Bir söyleşisinde duştayken bile aklına melodilerin geldiğini, unutmamak için camın üstündeki buğuya notaları yazdığını, sonra bornozunu üstüne geçirdiği gibi kağıt kalem almaya koştuğunu anlatan Amos, kitapta da benzer şeylerden bahsediyor: “Melodiler her an aklıma gelebiliyor. Mesela araba kullanırken aklıma bir melodi gelirse ve defterim yanımda yoksa kitapların, faturaların, peçetelerin arkasına notlar alırım.”


Tacize uğrayanların sesi oldu
Tori Amos’un hayatını ve müziğini etkileyen olaylardan biri de cinsel saldırıya uğramış olması. İlk albümü ‘Little Earthquakes’te yer alan ‘Me and a Gun’ı da bu olay üzerine yazan Amos, 1994 yılında RAINN’i (The Rape, Abuse and Incest National Network) kurdu. Tecavüze ya da tacize uğrayanlara yardım etmeyi amaçlayan bu kuruluş Amos’un önderliğinde çok ses getirdi.

Kimlik Kartı
* Asıl adı Myra Ellen Amos.
* 22 Ağustos 1963, North Carolina doğumlu.
* İki yaşında piyano çalmaya başladı. Beş yaşında tam burslu olarak konservatuara kabul edildi ama 11 yaşında okuldan atıldı. Nedeni notalarla arasının iyi olmaması, rock ve pop müzikle daha çok ilgilenmesiydi.
* 14 yaşında babasının gözetiminde piyano barlarda çalmaya başladı.
* Birkaç yıl sonra ismini Tori olarak değiştirdi.
* 21 yaşında Los Angeles’a taşındı ve kariyerini burada sürdürmeye karar verdi.
* 1986’da Y Kant Tori Read adlı grubunu kurdu. Çıkardıkları albüm çok fazla ses getirmedi.
* 1992’de çıkardığı ilk solo albümü ‘Little Earthquakes’ tüm zamanların en iyi albümlerinden biri olarak kabul ediliyor.
* ‘Night of Hunters’la beraber 12 stüdyo albümü bulunuyor.
* Ses teknisyeni Mark Hawley ile evli. Çiftin Natashya ‘Tash’ Lorien Hawley adında 11 yaşında bir kızları var.

Kıvanç Tatlıtuğ mızıka performansıyla beğeni topladıYeni projesinin çekimleri için Ege'de bulunan oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ, set arasında karavanında mızıka çaldı. Enstrümanı çaldığı anları sosyal medya hesabından paylaşan Tatlıtuğ, performansıyla büyük beğeni topladı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet