Geri Dön

RÜYASI GERÇEKLEŞTi

Gazeteci-yazar Kürşat Başar, iki yıldır canlı performanslarıyla devam eden müzik serüvenini, ünlü sanatçılar ve klasik şarkılarla ‘Keşke Burada Olsaydın’ albümüne taşıdı.

Şarkıcıların eserleri farklı tarzda yorumladığını anlatan Başar, “Bizimle evde oturmuş gibi söylesinler istedim” diyor

* Müzik, hayatınıza ne zaman girdi?
Çocukluğumda piyanoyla başladım. Bir müddet davul çaldım. O zamanlar rock müziğe merakım vardı. Sonra 15-16 yaşında cazla tanıştım. Ardından mesleğe başladım ve müzikten koptum. Epey sonra ikinci el bir saksafon aldım. Yıllarca kendi kendime evde çalıyordum. Sonra başka bir saksafon daha aldım. Plakların üzerine çalıyordum.

* Profesyonel olarak müzik yapmaya nasıl başladınız?
İki senedir ciddiye almaya başladım. Televizyon programları, kitap, köşe yazıları derken olmuyor o iş. Televizyon programlarına ara verince zaman doğdu. Tesadüf eseri arkadaşlarımızla bir araya geldik, beraber çalışmaya başladık. Biraz da eğlencesine başladı.

* Bu süreçte hangi mekanlarda çaldınız?
Arkadaşlarımın çaldığı yerlerde çalmaya başladım. Sonra “Bir grup kuralım. Repertuarımız olsun, kendi istediğimiz şeyleri çalalım” dedik. Öyle çıkmaya başladık. Nardis, Hayal Kahvesi, Jazz Stop, Alt gibi caz kulüplerde başladık. Sonra piyanist Burçin Büke’yle bir grup kurduk ve konserler vermeye başladık. Çeşitli kulüplerde çaldık. Bu böyle bir yıl kadar gitti.

Dostları yanında

* Albüm nasıl doğdu? Daha evvel böyle bir hayaliniz var mıydı?
Hiç öyle bir hayalim yoktu. Hatta Burçin bunu ilk söylediği zaman itiraz ettim, “Ne alakası var? Ben niye albüm yapacağım?” dedim. Sonra yavaş yavaş böyle bir şey oldu. ‘Bizim Şarkımız’ müzikali için stüdyoya girdik. Benim bir bestemi doğaçlama çaldık. Sonra “Devamını getirelim, bir albüm yapalım” dedik. Sevdiğim şarkılar olsun, bizim düzenlemelerimizle yapalım istedim. Sonraki aşamada “Madem bu şarkıları çalıyoruz, neden sahipleri gelip
söylemesin? Soralım. ‘Hayır’ diyorlarsa zaten olmaz” dedik ve başladık.

* Konuyu ilk hangi sanatçıya açtınız?
Önce Sezen Hanım’la (Aksu) konuştum. İlgisini çekti. Ona bizim besteleri dinlettim. Çok heyecanlandı. “Ne istiyorsanız her türlü desteği sağlarım” dedi. “Ben de bir şarkı istiyoruz. Bir şarkı söyle” dedim. “Tamam” dedi. Sağ olsun. Sonra İlhan Ağabey’i (Şeşen) aradım. Hepsi benim dostlarım. Ama nasıl çaldığımı bilmiyorlardı. Biraz şaşırdılar ilk başta. İlhan Ağabey atladı, geldi. Bizi stüdyoda dinledi. Başından beri coşkuyla destek verdi. Onlara teşekkür borçluyum bu albüm için. Aradığımız hiç kimse “Hayır” demedi. Heyecanla koşup geldiler. Bu çok güzel bir şey, güzel bir sonuç aldık.

* Neden şarkıların ilk kayıtlarını kullanmayı tercih ettiniz?
Hepsi hücum kayıt oldu. O kaydı biz aslında kullanmak için yapmadık. Berkay mesela haber bekliyordu “Ne zaman aslını okuyacağım?” diye sordu. Dedik ki “Öyle bir şey yok bitti.” İlhan Ağabey “Ben bir daha söyleyeceğim” dedi. Ben de “Söyleme bir daha” dedim. Söyletmedim. Şarkıcılar iyi olunca, beraber havaya girince güzel bir sonuç çıktı. Çok iyiydi. Daha iyisi ne olacak zaten? Bir de akustik çalarken mesele mükemmel çalmak değil. O anki duygu çok önemli. Arada ufak tefek hatalar da olabilir. Bilgisayarda çok fazla uğraştırmadım onun için. Çünkü öylesi daha güzel.

* “Bütün yaptığım çalışmalar gibi bu albüm de beni anlatıyor” demişsiniz. Ama bu söz pek bir şey anlatmadı.
Şöyle bir şey, ister kitap yazayım ister televizyon programı yapayım kendime göre bir şeyler yapıyorum. “Bu tutar mı? Şuna göre şöyle olmalı” demiyorum. Nasıl istiyorsam öyle yapıyorum. Düzenlemeleri de, söyleniş biçimleri de ‘bana göre’ oldu. Büyük bir şımarıklık aslında. Bu şarkıları böyle dinlemek istiyorum ve öyle dinlemiş oldum. Onun için o sanatçılara teşekkür borçluyum. Benim öyle bir rüyamı gerçekleştirmiş oldular.

* Televizyon programındaki gibi samimi bir ortamı mı yansıtmak istediniz?
Evet, “Kendime göre yapıyorum” dediğim biraz o. Burçin’e “İlhan ağabey dümdüz sanki bizimle evde oturmuş söyler gibi söylesin istiyorum” dedim. Ama bunu İlhan Ağabey’e söylemedim. Kendi aramızda konuşuyorduk. Bizim ne yaptığımızı müzikal olarak hissetti. Ona artık söylenecek bir şey yok.

“En sevdiğim şarkıları seçtim”

* Şarkı seçimi nasıl oldu?
Benim en sevdiğim şarkılardan seçtik. Tabii sevdiğim başka şarkılar da var. Bir liste yaptım. ‘Başucumda Müzik’ kitabını yazarken bana ilham kaynağı olan ‘El Ciego’ isimli bir şarkı vardı. Bir Latin şarkısı. Charlie Haden caz yorumuyla çaldı. O şarkıyı yıllarca programın jenerik müziği olarak kullandım. Bu albümde ona Zeynep (Talu) söz yazdı. Levent Yüksel’in söylediği ‘Kayboldum’ isimli şarkı o işte. Benim için hepsinin bir özelliği var. ‘Sen Benim Şarkılarımsın’ Türk pop müziğinde en sevdiğim şarkıların biri. ‘El Gibi’ yine çok sevdiğim bir şarkıdır. ‘Üç Kalp’ Fikret Şeneş’in sözlerini yazdığı çok güzel bir şarkı. ‘Ben Varım’ Ayten Alpman’ın söylediği çok sevdiğim bir şarkıdır.

* Kürşat Başar Quartet’le artık sık sık karşılaşacak mıyız?
Bizim ekibimiz dörtlü, Şenay Lambaoğlu da solistimiz. Şu anda ayda iki veya üç kez Pera Palas’ta, ayda bir veya iki kere Moda Deniz Kulübü’nde çalıyoruz. Şimdi bu albümle ilgili konserler devam edecek. Bu albümdeki şarkılara başka şarkılar eklenecek. Repertuarımız genişledi. Berkay ve Şenay bize eşlik ediyor konserlerde.

NE DiNLiYOR? “Çok müzik dinlerim ben. Daha çok caz dinliyorum. Onun dışında da her şeyi dinlerim. Cazda favorilerim John Coltrane, Miles Davis, Keith Jarrett, Chick Corea, Charlie Haden ve Bill Evans.”

ALBÜMDE HANGi ÜNLÜLER VAR?

Sezen Aksu, Yaşar, Yeşim Salkım, İlhan Şeşen, Levent Yüksel, Erol Evgin, Zeynep Talu, Berkay Özideş, Şenay Lambaoğlu, Burçin Büke.

Fırat Çelik yeğeniyle bayram dansı yaptı!Fransa'ya yerleşen oyuncu Fırat Çelik, corona virüs salgını sebebiyle evde vakit geçirdiği anlarda yeğeni ile beraber yaptığı danslarla kendine hayran bırakıyor. Çelik, son olarak hesabından paylaştığı dans üzerinden takipçilerinin bayramını kutladı.
Cadde Yazarları

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber