Geri Dön

“STiLiME YATIRIM YAPIYORUM”

Eda Taşpınar, Türkiye’nin en çok konuşulan ve merak edilen Kadınlarından biri. Zarif, hoş ve güzel. Özgür ve sanatçı bir ruha sahip. Hafta Sonu’na moda ve spor hayatıyla ilgili sırlarını anlatırken, yaşamının da hiç bilinmeyen bir perdesini araladı. Annesi ve babasının boşandığı yıllardan, 74 kilo olduğu günlere kadar her şeyi anlattı

“STiLiME YATIRIM YAPIYORUM”

Deniz Berdan ve Gülşah Saraçoğlu ile birlikte sunduğunuz ‘Bu Benim Tarzım’ programı çok iyi gidiyor.
Çok teşekkürler, çok mersi. Hep birlikte tasarım programında jürilik yapıyoruz. Şu anda çok iyi gidiyor, keyifli, inşallah uzun süre devam edecek.

Televizyonda yapmak istediğiniz başka projeler var mı?
Var ama yavaş yavaş. Çok çabuk bir şeye tırmanıp, çok kolay aşağı düşebilirsin. Ama yavaş adımlarla ilerlediğin sürece aşağı düşmek çok daha zorlaşır. Hiç acelem yok benim. Hayırlısı. Her şeyin doğru bir zamanı olduğuna inanırım. Allah bilir her şeyi. Olacaksa olacaktır, oraya varmak için de çok çalışıyorum.

Türkiye’nin en güzel giyinen kadınlarından birisiniz, birçok genç kız sizin stilinizi örnek alıyor. Bu da büyük bir sorumluluk, değil mi?
Eskiden çok kasılıyordum. Her gün, “Bugün ne giyeceğim?” diyordum. Ama artık 32 yaşındayım. Yaşadıkların ve gördüklerinle kendine dönüyorsun ve kendi istediğini yapmaya başlıyorsun. Aslında en güzel evreler şimdi. Her zaman kendim için giyinirim ama gençken, “İnsanlar ne der?” diye önemsiyorsun, şimdi o önemseme geçti. Takip edilmek güzel bir şey.

İçinizden geldiği gibi mi giyiniyorsunuz?
Evet, moda kişisel değildir. Ben stilimle kişiselleştiriyorum. İçimden gelen sesi çok iyi dinlediğime inanıyorum. O ses, çok doğru bir frekansta. Keyif aldığım şeyleri giyiyorum, üzerinde uzun süre düşünmüyorum.

“Dedem Atatürk’ün heykeltıraşı” Dolabınızdaki en vazgeçilmez kıyafetleriniz hangileri?
Dolabımda en önemli şeyler, anneannemden kalan ve üzerinde anı olan kıyafetler. Anneannemin kıyafetlerini eski fotoğraflardan görünce çok hoşuma gidiyor. O giyiyordu, şimdi torunu olarak ben giyiyorum. Bunlar benim için çok değerli. Dedem, Atatürk’ün heykeltıraşı, onun yaptığı yüzükler de benim için çok kıymetli. Bir de her kadın gibi ayakkabılar. Tam bir ayakkabı canavarıyım (kahkahalar).

O zaman sizin bu sanatçı ruhunuz, ailenizden geliyor...
Evet, bizim aile öyledir. Dedemin babası da heykeltıraş. Atatürk’ün Anıtkabir’deki bütün heykellerini o yapmış. Aile olarak özgür ve sanatçı ruhluyuz.

Sizin güzel sanatlara ilginiz var mıydı?
Ben de heykel yapıyorum. Çocukluğum dedemin heykel atölyesinde geçti. Annemle babam ben küçükken boşandılar. O yüzden ben anneannem ve dedemin yanında büyüdüm. Heykele çok vakit ayırmak lazım. Şu anda da ben çalışıyorum ve hayat başka bir yerde ama 55-60 yaşınıza geldiğinizde elinizde böyle bir hobinizin olması çok güzel bir şey. 50 yaşından sonra önemli bir hale getireceğim.

Belki ileride bir sergi de açarsınız...
Önce dedeme sergi açmak istiyorum, şu an 85 yaşında. Benden önce onun hakkı.

Anne ve babanızın boşanması sizi nasıl etkiledi?
Çok bir şey etkilemedi. Her şey bizim için. Görüyorsunuz, yaşıyorsunuz ve olgunlukla karşılıyorsunuz. Sadece çocukken anlamıyorsunuz. Şimdi herkesin annesi ve babası boşanıyor. Çocuk, tabii annesiyle babasını evde birlikte istiyor, egoistçe bir şey ama ben kendimi çok iyi dinleyebilen ve anlayabilen bir insanım. O yüzden Allah’a çok şükür her şeyi kendim rahatlıkla çözebildim.

Kaç yaşındaydınız?
Altı yaşındaydım.

“Pilotluk eğitimi alıyorum”Sizin bir de dalgıçlık serüvenleriniz var. O nasıl gidiyor?
Gayet keyifli. Uzun yıllardır devam ediyor. Annemin Alanya’da dalgıçlık okulu vardı. Ben o zamanlar 15 yaşındaydım. Şu anda kurtarıcı dalgıcım, çok yakında dalgıç hocası olacağım. Dünyada dalmadığım yer kalmadı, köpekbalıklarının olduğu yerler de dahil. Bir de şimdi pilotluk eğitimi almaya başladım.


Hayatınızda kilolu olduğunuz bir dönem oldu mu?
Olmaz mı? Londra’da yaşarken 74 kilo oldum; suşiden. Çünkü suşide hem karbonhidrat hem protein var, felaketti! Babam bana “Ailemizin bodyguard’ı, önden yürü” diyordu. 1.80 boy olunca, irileşiyorsun çünkü. O zamanlar 19 yaşındaydım ve kiloları üç ayda verdim.

Oyunculuğa bakış açınız nedir? Mutlaka teklifler geliyordur.
Her şeyin bir zamanı var. İyi olacaksa olsun. İyi olması için de elimden geleni yapabileceğim bir döneme denk gelmesi lazım. Tabii ki olabilir, çok iyi bir proje olması ve üzerinde çalışmam lazım.

“STiLiME YATIRIM YAPIYORUM”

“50’Lİ YAŞLARDA PİŞMAN OLACIĞIM
Bir dönem yazları güneşin altında saatlerce güneşlenmeniz çok konuşulmuştu. Şimdi, “Keşke o kadar güneşlenmeseydim” diyor musunuz?
Hayır, hiç pişman değilim. Alkol kullanmıyorum. Sadece hayatımda güneş var. O da çocuklukta nasıl görürseniz öyle gidiyor. Şu an pişman olacak evrede değilim, sonra pişman olacağım sanırım; 50’li yaşlara gelince. Ama dediğim gibi kendime bakıyorum. Sporumu yapıyorum, bol bol su içiyorum ve cildime doğal şeyler sürüyorum.

Neler sürüyorsunuz?
Anneannem “Cildine bir şey sürme” derdi, sadece salatalık kabuklarıyla yüzü-mü temizliyorum. Bir de herkes beni dış görünüşe endeksli yaşıyor zannediyor ama aslında hiç öyle biri değilim. Sporu bile önce sağlık, sonra görüntü için yapanlardanım. 32 yaşındayım yaşımın iyisiyim, inşallah 40 yaşımda da yaşımın iyisi olurum. Ama öyle “En iyi, en güzel ben olayım” gibi büyük iddialarım yok. Her yaşın bir güzelliği var. O dönemde de çocuk olur, torun olur her yaşı yaşamak gerekir.

Anne olmayı istiyorsunuz o zaman.
İsterim, kim istemez ama zamanı gelince... Henüz gelmedi (gülüyor).


Röportajın tamamını Hafta Sonu dergisinde okuyabilirsiniz.

Derya Tuna ve komşusunu davalık eden tekme tokat kavga güvenlik kamerasında!Sarıyer'de İbrahim Tatlıses'in eski eşi Derya Tuna'nın oturduğu sitenin bahçesinde çıkan kavga, Tuna ve komşusunu karşı karşıya getirdi. İki taraf birbirini suçlarken, kavga güvenlik kamerasına yansıdı. Derya Tuna'nın, komşusuna "Kapıda adamlarım kocanı ve oğlunu öldürmek için bekliyor. Dua edin olayı İbrahim Tatlıses duymadı. Çok kötü adamlara çattınız" dediği iddia edildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber