BERKELEY HATIRALARI

Berkeley tam bir aydın kenti. İnsanlar daha bilgili oldukça yasamları da daha doğal oluyor. Tabii daha doğal yiyecek ve içeceklere merak duyuyorlar. Yeme-içme konusunda gerçekten bir devrim yaşanıyor burada

Bazen merak ederim. Milliyet’in ve diğer gazetelerin değerli kalemleri acaba yazılarını nasıl mekânlarda kaleme alır?
Benim favorim kahvelerde takılıp yazı yazmak.
Özellikle de Kaliforniya Berkeley’e geldiğim zaman buradaki sınırsız sayıda açık hava kahvesinden birini seçip bir yandan Macchiato’mu yudumlarken diğer yandan haftalık yazılarımı kaleme almak.
Bugün şanslıyım. Hopkins üzerindeki Cafe Roma’da Kastamonulu mantı kraliçesi Müzcet’e rastladım ve kahveler ondan.
Müzcet’in aklı bugünlerde Türkiye’de. Kızı Ayşe uluslararası moda pazarlaması konusunda ihtisas yapıyor ve tecrübe kazanmak için Amerika’daki okulunun da desteğiyle Bağdat Caddesi’nde moda dünyasını gözlemliyor.
Allah için Berkeley’e göre İstanbul’un lüks semtleri moda cenneti. Burada herkes rahatına düşkün. Giyimlerine bakarak insanların maddi durumu hakkında fikir yürütürseniz çok yanılırsınız. Hemen herkes spor ayakkabı giyiyor, hanımlar saçlarını boyatmıyorlar ve doğal olmaya özen gösteriyorlar. Brand name denen designer giysileri giymek, ne bileyim, bizde küçük bir kasabada mini etekle sokağa çıkmak gibi. Bakışlar pek dostça olmuyor. Mahalle baskısı burada ülkemizde olduğundan çok farklı ortaya çıkıyor.
Uzun süredir burada yaşayan Müzcet’in gözlemleri ilginç. Berkeley’de yaşayan çok varlıklı insanlar da var, maddi olanakları çok kısıtlı olanlar da. Hepsinin ortak paydası buradaki demokratik ve eşitlikçi yaşam biçimini cazip bulmaları. Müzcet buradaki dilencilerin bile oldukça kültürlü olduğunu ve ciddi kitaplar okuduklarını söylüyor.
Kıta Avrupası’nın aksine pek de entelektüel bir kültür olmayan Amerika için bu çok ilginç. Evvelsi gün buraya gelirken uçakta HBO’nun bir belgeselini izledim. Cumhuriyetçi Parti’nin eski başkan adayı John McCain’in seçtiği başkan yardımcısı adayı Sarah Palin’le ilgili bir belgesel. Palin, Alaska Valisi olmasına rağmen başkan yardımcısı adayı olduğu sırada İngiltere’nin hâlâ Kraliçe tarafından yönetildiğini sanıyor, iki farklı Kore olduğunu bilmiyor, Federal Reserve denen Amerikan Merkez Bankası’nın ne gibi işlevleri olduğu hakkında da fikri yok.
Berkeley tam bir aydın kenti. İnsanlar daha bilgili oldukça yaşamları da daha doğal oluyor.
Tabii daha doğal yiyecek ve içeceklere merak duyuyorlar.

Çeşitlilik ve kalite inanılmaz
Yeme-içme konusunda gerçekten bir devrim yaşanıyor burada.Yazıyı yazdığım kahvenin karşısında Monterey Farmers Market bulunuyor. Etraftaki çiftçiler ürünlerini günlük buraya getiriyor. Çeşitlilik ve kalite inanılmaz. Örneğin en az 15 taze yabani mantar çeşidi saydım. Satılan ürünlerin hemen hepsi organiğin de ötesinde geleneksel tarım ürünü. Haşere ilaçları ve suni gübre kullanılmadan yetiştirilmiş sebze ve meyveler.
Ben bir gün sonra kayınpederimin Sacramento’daki evine gideceğim için bol bol domates satın aldım Monterey Market’tan. Şu an tam domates zamanı. Aldığım üç farklı domatesten biri Gökçeada’da gördüğüm kabuğu ince pembe domatesi andırıyor (Heirloom). Bir diğerinin adı Odoriko ve daha küçük ve rayihalı. Üçüncüsüyse Early Girl Dry Farmed tomato. ‘Early Girl’ cinsi ama önemli olan bu domateslerin hiç sulanmaması. Toprağın içinde uzun süre kalan bu domatesler, bütün lezzeti içlerine topluyor. İnanılmaz yoğun ve harika bir lezzetleri var. Çiftçiler bu ürüne ağustos sonuna kadar dokunmuyor. Eylülden kasım başına kadar bulunuyor. Oldukça ufak ve koyu kırmızı renkte.
Öğle yemeğim son derece basit. Bu domateslerden yapılan sadece zeytinyağlı ve deniz tuzlu salata ve yanında ‘Cow Girl Creamery’ çiftliğinden aldığım ve tam yağlı manda sütünden yapılan ‘Burrata’ peyniri.

Tasasız insanlar, doğal gıdalar
Bugün günlerden 28 Ekim ve ben kısa kollu tişörtle oturuyorum.
Monterey Farmers Market’ın 100 metre ilerisinde bir de Monterey Fish yani balıkçı var. Burada satılan balıkların sadece deniz balığı olmaları dışında bir özellikleri daha bulunuyor. Dükkanın sahibi Paul Johnson çevre konusunda o kadar duyarlı ki sadece eski usül ve doğal şartlarda avlanan balıkları satıyor. Buradaki tasasız insanları, sınırsız özgürlük ortamını, doğal gıdaları gördükten sonra düşünüyorum. Biz bir yerlerde yanlış yaptık ama nerede?