EGE’YE ALTERNATiF: ELIO SEDEF

Sıcak yaz günlerinde İstanbul’da yapılacak en keyifli işlerden biri de hafta sonu güzel bir plaja gidip güneşlendikten sonra denize girmek ve sonra da iyi bir yemek yemek. Ama denizle iyi yemeği bir araya getirmek zor. Bu açılardan Elio Sedef, az sayıdaki alternatiften biri

EGE’YE ALTERNATiF: ELIO SEDEF

Ege’de olduğu gibi pek beach- club yok İstanbul’da. Adalar’a gidip denize girseniz bile özel kulüplere üye değilseniz daha çok tost ve fast food’a talim edersiniz. Nedense sıcak havalarda benim canım zaten pek ağır yemek ve sucuklu-kaşarlı tost ya da pide çekmiyor. Daha çok hafif salatalar ve balık yemek istiyorum. Özellikle de deniz kıyısında. Bu açılardan Elio Sedef, az sayıdaki alternatiften biri. Sedef Adası’na gitmek pek kolay değil ama.

Önceden planlamadım. Eski arkadaşım Mehmet Cibara, Burgazada’ya sanırım Adnan Öztürk’ün teknesiyle çıkageldi ve o pek karşı konulamayan hoş emrivakilerinden birini yaptı. Eşimle beni apar topar Sedef’e götürdü.

Deniz tertemiz
Elio Sedef’in önündeki deniz tertemiz. Özellikle gittiğimiz gün akvaryum gibiydi. Aslında benim canım bu ortamlarda şezlonglardan birine çöküp salatamı ve roze şarabımı hiç rahatımı bozmadan şezlongta yiyip-içmeyi ve sonra kestirmeyi çekiyor. Birçok müşteri de aynen öyle yapıyordu! Ama sıcak bir havada, denize nazır bir masada, ağaçların gölgesinde güzel ve hafif bir yemeğe de itirazım yok.

Keçi peynirli salataları güzel
Bir başlangıç, iki salata istedik. Ben en çok keçi peynirli salatayı beğendim. Keçi peyniri, milföy hamuruna sarılıp fırınlanmış ve çeşitli taze yeşilliklerin üzerine yerleştirilmiş. Zeytinyağı, sirke yerine elma suyu ve portakal ve fındık yağı kullanmışlar sosunda. Lezzetli ve orijinal. 36 TL.
Rokalı enginar salatası da iyi ama İzmir’de Key Oteli’ndeki düzeyde değil. Çiğ enginar dilimleri, parmesan, maydanoz ve limon-zeytinyağlı klasik sos. Bu 30 TL. Harika malzemeler olmasına rağmen salata yapmayı bilmeyen bir ülke için çok başarılı salatalar. Belki tuzları eksik ama fiyat iyice tuzlu olduğu için gerek yok.

Ne yalan söyleyeyim 36 TL’lik ahtapot carpaccio lezzetli değil. Ülkemizde nedense çok fazla haşlıyorlar ahtapotu, yumuşak olsun diye. Yumuşak oluyor ama lezzet de ölüyor. Bence ahtapot biraz çiğnenmeli çünkü dokusu öyle.

Ama bileşim başarılı. Ahtapotu incecik dilimlemişler. Patates, kiraz domates, roka, maydanoz, zeytinyağı ve limon.

Kerevit sürprizi
Balık olarak ne seçeceğiz? Tezgahı getiriyorlar. Bir de ne göreyim? Tatlısu kereviti. Yetiştirme herhalde. Ama böylesi de çok lezzetli. Hem haşlama olarak istiyorum hem de makarnada. Deniz kerevitlerinin eti son derece tatlı. Ne yumuşak ne sert.

Ben çok seviyorum. Acılı domates sosuyla sunuyorlar makarnada. Bence sos seçimi yanlış çünkü kerevitin narin ve nüanslı lezzetini bastırıyor. Ama sos lezzetli ve makarna aldente.
Etrafa bakıyorum. Herkes roze içiyor. Benim içimden de roze ısmarlamak geliyor. Bir roze paneli düzenlemiştim ve sonuçları 8 Temmuz’da Milliyet’te yayımlandı. Çıkardığım genel sonuç, küçük istisnalar dışında roze şarap nasıl yapılır bilmiyoruz. Roze canlı, diri ve meyvemsi olmalı. Bizimkiler diri olmayan ve asiditesi çok düşük şaraplar. Listede Magnum Birithal Provence roze görüyorum. Bizim panelde 16 şarap arasında dördüncü gelen ADCO firmasının ithal ettiği Chateau d’Esclans Whispering Angel var. Şarabın meyve yoğunluğuna göre alkolü fazla yüksek ama en azından rozelerde aradığım asidite ve tazelik var bu şarapta (Chateau d’Esclans’in daha iyi rozeleri var ama ithal vergilerinden dolayı onlar daha da tuzlu). Kerevitle çok iyi gidiyor. 2 tane Magnum’u iyi ediyor bizim 8 kişilik masa.

Dönüşte Cibara, beni Burgaz’a bırakıyor. Cibara’yla sohbet zaten çok keyiflidir. Hepimiz zevkten dört köşe olduğumuz için cila niyetine bir de güzel viskileri dijestif olarak iyi ediyor ve ayılmak için kendimizi Adalar’ın soğuk sularına bırakıyoruz.