Filipinler'deki 'uyuşturucu savaşı'nı anlatan 11 trajik fotoğraf

Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, görev başına gelir gelmez 'uyuşturucu bağımlılarını öldürme' çağrısında bulunmuştu. O günden sonra Filipinler’deki uyuşturucu bağımlılarının yaşadığı zorlukları, fotoğrafçılar böyle görüntüledi… 

Uyuşturucu kullanıyor diye insanları öldürüyorlar

Uyuşturucu kullanıyor diye insanları öldürüyorlar
Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, görev başına gelir gelmez 'uyuşturucu bağımlılarını öldürme' çağrısında bulunmuştu. O günden sonra Filipinler’deki uyuşturucu bağımlılarının yaşadığı zorlukları, fotoğrafçılar böyle görüntüledi… 

Bu uyuşturucu savaşının ön cephesinde yer alan fotoğrafçılar, onları en çok etkileyen görüntüleri TIME dergisiyle paylaştı.

Bu uyuşturucu savaşının ön cephesinde yer alan fotoğrafçılar, onları en çok etkileyen görüntüleri TIME dergisiyle paylaştı.
“Bunlar o… çocukları ve çocuklarımızı yok ediyorlar. Sizi uyarıyorum, bu yola girmeyin. Polis bile olsanız yapmayın çünkü gerçekten sizi öldürürüm” diyen devlet başkanı Duterte, halkına uyuşturucu bağımlılarını öldürme çağrısında bulunmuştu.  “Eğer bir bağımlı tanıyorsanız gidin ve onu öldürün; çünkü aileleri için bunu yapmak çok zor olacaktır” ifadelerini kullanan Duterte'nin sözlerine o gün bugündür tepki yağıyor.  

Bu sahneler ve daha fazlası, Başkan Rodrigo Duterte'nin söylemleri sonrası yaygınlaştı. Son 8 ayda Filipinler genelinde 7 bin kişi öldürüldü. 

Bu sahneler ve daha fazlası, Başkan Rodrigo Duterte'nin söylemleri sonrası yaygınlaştı. Son 8 ayda Filipinler genelinde 7 bin kişi öldürüldü. 
Kimliği belirsiz kişiler tarafından veya polisle çatışmalar sırasında öldürülen 7 binden fazla şüpheli uyuşturucu kullanıcısı, bayisi veya masum kişi öldü. 

Ceset sayısı arttıkça, sokakları kanlı gören fotoğrafçıların sayısı da arttı. Cinayetler, TIME dergisinden James Nachtwey ve Daniel Berehulak gibi tecrübeli fotoğrafçılar böyle görüntülendi. 

Ceset sayısı arttıkça, sokakları kanlı gören fotoğrafçıların sayısı da arttı. Cinayetler, TIME dergisinden James Nachtwey ve Daniel Berehulak gibi tecrübeli fotoğrafçılar böyle görüntülendi. 
New York Times gazetesinin Filipinler’deki cinayetleri konu alan araştırması kısa süre önce George Polk Ödülü kazandı. 

Bu fotoğraflar, sözde "uyuşturucu savaşı"nın ne kadar korkunç olduğunu ve bir ailenin geride bıraktıklarını gösteriyor.

Bu fotoğraflar, sözde "uyuşturucu savaşı"nın ne kadar korkunç olduğunu ve bir ailenin geride bıraktıklarını gösteriyor.

Yerde yatan insanların hikayesi...

Yerde yatan insanların hikayesi...
Yukarıdaki fotoğrafın sahibi Jes Aznar anlatıyor:

“Uyuşturucu kullandığından şüphe edilen yüzlerce kişi, geceyarısı polis kontrolü altındaki bir basketbol sahasının ortasına yatırılmıştı. Kadınlar, erkekler, gençler ve yaşlılar; ısınmak için iyice birbirlerine yanaşmışlardı. Bu manzarayı görüp de Hitler’in toplama kamplarını hatırlamamak imkansız. Bazılarının yanına gidip neden burada olduklarını bilip bilmediklerini sordum. Bilmiyorlardı. Geceyarısı polisler herkesi bir kamyonun arkasına bindirip buraya getirmiş. “Madem hiçbir şey yapmadınız, neden tutuklandınız?” diye sordum. Yaşlıca bir adam, “Senden daha güçlü ve silahlı bir adamla tartışabilir misin? Öyle istediler, geldik” dedi. O an durdum düşündüm. Bu insanlardan biri yakınım olabilirdi. Mesela bir arkadaşım, belki akrabam, hatta ben bile olabilirdim!”

7 yaşındaki kız çocuğu babasının hikayesi...

7 yaşındaki kız çocuğu babasının hikayesi...
Fotoğrafçı Eloisa Lopez anlatıyor:
 
“Bu fotoğrafı mezarlıkta çektim. Mezarlıktayken en fazla kanlı bir ceset görmeyi beklersiniz. Ama ben 7 yaşındaki bir kız çocuğunun harap edilmiş bedenini gördüm. Tecavüz edilmiş ve öldürülmüştü. Babası cesedinin yanına çökmüş büyük bir acıyla sessiz sessiz ağlıyordu. Polis, tecavüz edenin babanın bir arkadaşı olduğunu söyledi. Uyuşturucu bağımlısıymış… Bunu dile getirerek, binlerce masum insanın ölümüne sebep olan uyuşturucu savaşını haklı göstermeye çalıştı. O gece ben de hırslandım. Düşündüm ki; kurbanlara karşı sempati beslemek işe yaramıyor. Düşündüm ki; hep kötülük kazanıyor! Uyuşturucu savaşında öldüren tarafların da haklı sebepleri olabileceğini düşündüm! Birilerinin o tecavüzcüyü de öldürmesini diledim. Birdenbire nefret ettiğim o canavarlardan birine dönüştüm. Ama gerçek şu ki; binlerce masumun ölümüne yol açan bu savaşı, tek bir suçlunun cezasını çekmesi için haklı gösteremezsiniz…” 

İki kadının gözlerinde korkunun nedenini fotoğrafçı Dondi Tawatao anlatıyor:

İki kadının gözlerinde korkunun nedenini fotoğrafçı Dondi Tawatao anlatıyor:
 “Geçtiğimiz Eylül ayında bir gece, radyo muhabirleri aracılığıyla Manila'nın güney kesiminde bir cinayet yaşandığına dair bilgi aldık. Ben geldiğimde polis oradaydı. Etraf vatandaşlar ve gazetecilerle doluydu.
 
Bitişik bir sokakta olay yerine bakan iki kadın olduğunu fark ettim. Yanlarına gittim, kurbanın akrabaları olduklarını anladım: Daha sonra öğrendiğime göre, ölen bir adamın uyuşturucuyla hiçbir ilgisi yoktu, ancak maskeli adamlar evlerine kadar takip edip öldürmüş ve vurmuşlar.
 
Gözlerinden korku okunan bu iki kadın, her gün karşılaştığımız, her olay yerinin simgesidir. Uyuşturucu savaşı insanlarda kopukluk ve korku yarattı ve aslında birtakım şeyleri tersine çevirdi: İnsanlar artık küçük suç ve uyuşturucular nedeniyle değil, polis ve ölüm mangalarından dolayı gece dışarı çıkmaktan korkuyorlar.”
 
 

Cesetleri tramvay yolundan naklettiler...

Cesetleri tramvay yolundan naklettiler...
Reuters fotomuhabiri Ezra Acayan anlatıyor:

“Bu, cinayetlerden çıkan en çarpıcı veya trajik resim olmayabilir, ancak bu sahne, bana göre uyuşturucu savaşı hakkında ne hissedildiğini çok iyi anlatıyor. Ağustos ayı ortasında, Paul Lester Lorenzo ve Danny Laurente'in cesetleri, polis tarafından vurularak öldürülmüş ve demiryolu boyunca geçici olarak başka bir yere götürülmüştü.
 
Demiryolu taşıtını mahalle sakinleri kullandı, çünkü ambulans cesetlere ulaşamadı. Vücutlar arabaya yüklendikten sonra kendim ve diğer fotoğrafçılar başka bir arabaya atladık ve resim çekerken yan yana durduk.
 
Çok gerçeküstü bir andı. Normal olarak, banliyölerde trene veya otobüse binmeye ucuz bir alternatif olarak kullanılan bir tramvay, şu anda cansız ceset taşımak için kullanılıyordu.
 
Uyuşturucu savaşı başladığından beri yaklaşık 200 cinayet gördüm. Bugün memleketimdeki sahneler, trajik olaylara dönüşüyor. Kasabada arabaya atlayıp öylesine gezmeye çıksam bile, gittiğim her yer bana cinayetleri hatırlatıyor.”
Bu makaleye ifade bırak