Filistin'de şiddetin kronolojisi: Artık yetmez mi?

Son günlerde bütün dünyanın gözleri Gazze üzerinde. Gazze'de yine şiddet ve büyük bir acı var. Gazze'deki insanların hepsi yıllardır bu sorunlarla mücadele ediyor. Peki bu şiddet hangi yıllara kadar dayanıyor? Gazze'deki şiddetin bir sonu yok mu? Biz bu şiddetin neresindeyiz? Artık yetmez mi? Gelin hep birlikte Molatik olalım.

Filistin'de şiddetin kronolojisi: Artık yetmez mi?

Nisan ayının sonunda

Nisan ayının sonunda

Yıl 2021... Filistin'de Nisan ayının sonunda başlayan bu yeni gerilim daha yaşandı. Bu gerilimin temeli de yüzyıllar öncesine dayanıyor, sular durulmuyor, her seferinde iyi kötü birçok şey söyleniyor. Peki bu durumda bizim kaçırdığımız nokta ne? Filistin ve İsrail arasındaki gerilime çomak mı sokuyoruz? Yardım mı ediyoruz, ne yapıyoruz? Bütün bunlara değinmeden evvel Filistin ve İsrail arasındaki yaşanan gerilimlere de hep birlikte bir bakmak lazım.

'El Aksa intifadası'

'El Aksa intifadası'

Kökleri 1800'lü yıllara kadar dayanan bu meseleyi 2000'li yıllardan ele alalım. Yüz yıllık bir mesele bu. Yani çözmek anlamak, üzerine konuşmak için bayağı bir okuma yapmak araştırmak gerek. Sene 2000. Yıllarca süren ama son beş yıllık barış süreci sonunda pek bir şey elde edilememesi, Filistin halkında büyük bir bıkkınlık doğuruyor. İki hafta süren görüşmelerde Kudüs'ün statüsü ve Filistinli mültecilerin geri dönüş hakları konusunda bir uzlaşmaya varılamıyor olması, bütün bunların üzerine sağcı politikacı Ariel Şaron, Mescid-i Aksa'nın bulunduğu kompleksi ziyaret ediyor olması da son damla oluyor. Bunun çok tahrik edici bir hareket olduğu söylentileri üzerine Filistinliler bu ziyareti protesto için gösterilere başlıyor. Ve gösteriler şimdi 'El Aksa intifadası' diye anılan ayaklanmaya dönüşüyor. Bu ayaklanmalar askerî çatışmalara dönüyor. Gazze'de yine şiddet büyüyor. Yıl 2000. 

Batı Şeria işgal altında

Batı Şeria işgal altında

Sene 2002/2003 Batı Şeria işgal altında. Birkaç dalga halinde gelen intihar saldırılarıyla Filistin kentleri yine sık sık baskına uğradı, birbirleriyle bağlantısı kesildi, kuşatıldı ya da uzun süreler sokağa çıkma yasağı altında kaldı. Uluslararası Af Örgütü ise İsrail ordusunun Batı Şeria'da Cenin ve Nablus'a düzenlediği operasyonlarda savaş suçu işlediği hükmüne vardı. Hızı kesilmiş bir şekilde olsa da intihar saldırıları tüm hızıyla devam etti. Barış süreci durma noktasına geldi.   

İsrail Gazze'den çekildi

İsrail Gazze'den çekildi

2005-2006 senesine gelelim. İsrail Gazze'den çekildi. Ancak Gazze'yi denizden, karadan ve havadan abluka altında tutmaya başladı. Filistin'deki genel geçimlerde Hamas oyların çoğunu aldı. Eylül 2006'da Gazze Şeridi'nde tekrardan çatışmalar vardı. Gazze'de yine savaş ve şiddet görülüyordu. Gerçi bu Gazze'deki mesele neydi? Yıllardır bu iki millet neden birbiriyleriyle çatışma içindeydi? 

'Dökme Kurşun Operasyonu'

'Dökme Kurşun Operasyonu'

Bu çatışmalar iki sene duruldu. Geldi sene 2008-2009 yılına. 'Dökme Kurşun Operasyonu'... Gazze Şeridi'nde düzenlenen saldırılarda 22 günde 1.417 kişi hayatını kaybetti. 4.580 kişi de yaralandı. Bu saldırılara 'Dökme Kurşun Operasyonu' adı verilmişti. Gazze'de yine 'biri'leri ölüyordu. 

Saldırılar devam etti

Saldırılar devam etti

Yıl 2014 Gazze'ye yönelik 51 gün süren ve kara harekatını da içeren bir yeni saldırı daha başlatıldı. Saldırılarda 530'u çocuk 302'si kadın 2 bin 100 kişiden fazla Filistinli hayatını kaybetti. Bu saldırılar Filistin'deki terörü durdurmak için yapılmıştı. Peki diyelim ki yetişkin Filistinliler militandı peki 530 çocuk? Neden siviller ve çocuklar ölüyordu?

Büyükelçilik Kudüs'e alındı

Büyükelçilik Kudüs'e alındı

14 Mayıs 2018... ABD İsrail Büyükelçiliği'ni Kudüs'e taşıdı. İsrail Büyükelçiliği'nin açılışı öncesi İsrail güvenlik güçleri protestoculara ateş açtı ve onlarca Filistinli hayatını kaybetti.

Mescid-i Aksa'da...

Mescid-i Aksa'da...

Gelelim 2021'in Nisan ayına... Cuma günü namaz kılmak üzere Mescid-i Aksa'ya giden on binlerce Filistinli, 10 Mayıs'taki 'Kudüs Günü'nde bazı İsrailli grupların planladığı yürüyüşte Harem-üş Şerif'e girmemesi için üç günlük bir nöbete başladı. Ardından İsrail polisi müdahale etti. Müdahaleler de hâlâ devam ediyor. Yüz yıllar boyunca devam eden bu belirsizlik daha da devam edecek gibi duruyor. Yüz yıllık bir mesele... Peki biz bu meselenin neresindeyiz?

İnsan meselesi

İnsan meselesi
Dünyanın hiçbir yerinde şiddet ve yaşanılan bu insanlık draması asla kabul edilemez ve edilmemeli de. Onca sivilin ve çocuğun hayatını kaybettiği bir olayda şiddetin yanında ve yakınında olmak hiç doğru bir yaklaşım değil. Savunması yapılamaz bile. Peki biz şiddeti kınarken şiddetten ne kadar uzakta kalabiliyoruz? Mesele de burada. Bugün Gazze'de bir insanlık draması ve şiddet trajedisi yaşanıyor. Bu yüzyıllardır yaşanıyor ve biz bu olayın çok dışındayız. Uzaktan biliyor uzaktan dahil oluyoruz. Filistin'de her gün ailesinde ya da yakınında birileri ölen bir çocuğun içine doğduğu kini ve öfkeyi; İsrail'de her an bir ayrıştırmayla ve nefretle bütüyülen çocuğun algısını görmezden geliyoruz. Orada olanları, insanların ne yaşadığını ve ne düşündüğünü bilmekten çok uzağız. Peki biz meseleleri nasıl büyütüyoruz? İsrail ve Filistin arasındaki kavgayı neden kendi aramızda da çıkartıyoruz?

Ayrıştırıyoruz

Ayrıştırıyoruz
Twitter'da takip ederseniz şöyle olan biten meseleleri bu 'Filistin' olayı üzerinden oldukça ayrıştırıcı, saldırgan ve nefret dolu açıklamalar olduğunu görürsünüz. Biraz sakin olamaz mıyız? Uzaktan izleyip bu şiddetin karşısında insancıl çözümler aramak yerine, şiddeti kınarken bile kullandığımız o 'nefret dili' neden? Biliyor muyuz işin asıl meselesinde ne var? Neden bir kavgayı kavgayla körüklüyoruz? Ortada bir yangın var ve herkes "Yangın var", "Eyvah yangın var" deyip sadece bağırıyor. Tabir-i caizse ortalığı ateşe veriyor. Yangına su serpmek, kum ya da toprak dökmek neden aklımıza gelmiyor? Tepkimizi gösterirken; tepki göstermeyen; olayı sakinlikle karşılayan insanları neden ayrıştırıyoruz? Ya da mesele sadece Filistin değil dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir şiddet ve insanlık dramasında aynı tepkiyi mi gösteriyoruz? Yoksa Filistin'le aradaki bağ yüzünden mi bunca tepkiliyiz? Başka bir millet ya da dinden herhangi biri acı çektiğinde aynı şekilde üzülüp destek verecek miyiz?

Kendimize sormamız gereken soru

Kendimize sormamız gereken soru
Bugün gündem olan o videoda da... Mescid-i Aksa'da çıkan yangından sevinen o insanları gördüğümüzde neler hissettik? O görüntüler gözümüzün önünden gitmeyecek ve unutulmayacak da hatta unutulmamalı da... Ama bu görüntülere kızarken kendimize sormamız gereken bir soru olduğunu düşünüyorum. Eğer aynı durumda biz olsaydık; kendi sevmediğimiz, yanlış bulduğumuz, hatta diyelim ki nefret ettiğimiz bir ülke, din, insan hiç farketmeksizin böyle bir acı yaşasaydı aynısını yapar mıydık? Sevinir miydik sevinmez miydik? Mesele burada; isimler, kavramlar, ülkeler ve dinlerde değil. Mesele radikallik, nefret ve şiddette... 

Aksi yönde karşılık buluyor

Aksi yönde karşılık buluyor
Ayrıca kullanılan bu 'nefret dili'nin aksi bir yönde karşılığı olduğunu düşünüyorum. Örneğin Filistin'i savunurken öfke ve nefretle savunan, onunla konuşurken saldırgan ifadeler kullanan, balkonlarda ya da parklarda mitingler düzenleyip bağıran birini görünce ben orada olan şiddeti dile getirmek için geri adım atmakla kalmıyor, bu öfke ve nefret Filistin hakkında verilmek istenen düşüncenin tam aksi yönünde bir yansıma yaratıyor. Uzun lafın kısası şiddet ve nefret bir şeyi savunmuyor antipati oluşturuyor. 

Meselenin neresindeyiz?

Meselenin neresindeyiz?
Bence buradaki asıl mesele de bir türlü sakinliğimizi koruyamamakta, bir şeyi kınarken kınadığımız şeyin hatasına düşmekte, ayrıştırmakta, ve şiddete karşı bir sevgi dili oluşturamamakta bence. Filistin olaylarında da gözüme çarpan tek durum bu oldu. Herkes bir şey bağırıyor ama kim ne bağırdığının farkında değil. Filistin'de bir insanlık draması ve şiddet trajedisi yaşanıyor evet bunu hem görüyor hem de üzüntüsünü duyuyoruz. Bizim bu şiddete katkımız ya da yararımız ne oluyor? Biz bu meselenin neresindeyiz? Bunu bir düşünün derim.

Fazilet.Senol@milliyet.com.tr
twitter.com/SenolFazilet
instagram.com/SenolFazilet
 
Bu makaleye ifade bırak