Mimar Sinan Ayasofya'yı nasıl ayakta tuttu?

Dünya kültür mirasının en önemli eserlerinden birisi Ayasofya’dır. Binlerce yıldır ayakta kalan bir yapı olan Ayasofya’nın günümüze gelmesinde belki de en önemli kişi Mimar Sinan’dır. Peki, Mimar Sinan Ayasofya’yı nasıl ayakta tutmayı başardı? İşte cevabı.

Mimar Sinan Ayasofya'yı nasıl ayakta tuttu?

Üç defa inşa edildi
 

&Uuml;&ccedil; defa inşa edildi<br />
&nbsp;
Aslında Ayasofya dediğimiz yapı daha önce iki defa yapılmış, çeşitli sebeplerden dolayı üçüncü defa inşa edilmişti. İlk defa yapıldığında tarihler 360’ı gösteriyordu. Büyük Konstantin’in başlattığı çalışmaları oğlu II. Constantius bitirmiş, 404 yılına kadar ayakta kalmıştı. Ancak çıkan isyanlar sırasında yakılmıştı.
 

11 yıl sonra yeniden
 

11 yıl sonra yeniden<br />
&nbsp;
Yakıldıktan 11 yıl sonra yeniden inşa edildi Ayasofya. Bu sefer II. Theodosius döneminde açılmış ve 13-14 Ocak 532’de Nika ayaklanmasına kadar ayakta kalmıştı. Yıkılmasının ardından günümüz gelecek olan Ayasofya yapılmaya başlandı.
 

Halen ayakta
 

Halen ayakta<br />
&nbsp;
Üçüncü defa yapılması için 532’de, yıkılmasından birkaç gün sonra çalışmalar başladı. Miletli İsidoros ile matematikçi Trallesli Anthemius’u görevlendirildiler. 23 Aralık 532'de başlanan yapım çalışması 27 Aralık 537'de tamamlandı. Beş yılda muhteşem mabet tekrar açıldı.

Bakımsız kaldı
 

Bakımsız kaldı<br />
&nbsp;
Ardan yıllar geçmişti. İstanbul, Latin istilasına maruz kaldığında iyice bakımsız kalmış, zar zor ayakta duruyordu. Bunda devletin ekonomisinin kötü olması da etki etti. Taa ki İstanbul’un fethine kadar.
 

Fatih’i üzdü
 

Fatih&rsquo;i &uuml;zd&uuml;<br />
&nbsp;
İstanbul alındıktan sonra Fatih ilk Cuma namazını burada kıldı. Ancak bakımsız ve harap olması onu oldukça üzdü. Bakımı için çalışmalar yaptırdı ayrıca bir de tahta bir minare yaptırdı Ayasofya’ya. Bu ahşap minare II. Bayezid dönemine kadar kaldı.
 

Kanuni’den onarım
 

Kanuni&rsquo;den onarım<br />
&nbsp;
Aradan yıllar geçmiş, Ayasofya yeniden bakım ve onarıma ihtiyaç duymaya başlamıştı. Kanuni Sultan Süleyman da bu ihtiyacı görmüş ve mimarbaşı Mimar Sinan’a Ayasofya ile ilgili çalışmalar yapmasını söyler. Koca Sinan da hemen çalışmalara başlar.
 

Gecekondulara elveda
 

Gecekondulara elveda<br />
&nbsp;
Öncelikle binanın etrafını açmakla işe başlar Mimar Sinan. Caminin etrafındaki gecekondu, harabe binalar, çirkin yapılar kaldırılır, etrafı meydana çevrilir. Selaniki Mustafa Efendi’nin yazdıklarına göre bu yıkımlar sonrası ortaya çıkan fareler, gelincikler, sansarlar ve yarasalar İstanbul’a dağılmış ve yaşayanlara büyük sıkıntılar çıkarmıştı.
 

Güçlendirmek gerekti
 

G&uuml;&ccedil;lendirmek gerekti<br />
&nbsp;
Ancak sadece genişletmek yetmedi tabii ki. İstanbul deprem kuşağındaydı ve Ayasofya’nın yıkılma tehlikesi her daim vardı. Bunun için de Ayasofya’nın güçlendirilmesi gerekiyordu. Sinan da bu tehlikeyi gördü ve çalışmalara başladı.
 

Payandalar geldi
 

Payandalar geldi<br />
&nbsp;
Yıkılmasını engellemek için en önemli çalışması ise payandalar oldu. Etrafına koyduğu bu payandalar sayesinde Ayasofya’nın duvarlarının esneyip yıkılmasının önünde geçilmiştir. Sinan bu payandaları o kadar güzel yerleştirmiştir ki dışarıdan bakıldığında Ayasofya ile bir bütün haline gelmiştir bu payandalar.
 

“Ayasofya olmasaydı Sinan bu kadar büyük ve güzel binalar yapamazdı” diye çıkan sözlere “Sinan olmasaydı Ayasofya ayakta kalamazdı” sözüyle cevap verilmeye başlandı.
selcuk.bulut@milliyet.com.tr

 
Bu makaleye ifade bırak