
80 bin köpeğin öldüğü Hayırsızada köpek katliamı
Köpekler çok sevdiğimiz, sevimli, sadık dostlarımızdır. Ancak uzun yıllar önce yaşananlar tarihe dramatik bir şekilde geçti. 'Hayırsızada köpek katliamı' olarak bildiğimiz, Sivriada’da yaşanan olaylara Molatik olduk bu defa. 80 bin köpek nasıl oldu da orada buluştu? Hayısızada köpek katliamı nasıl yaşandı? Hadi bakalım…
80 bin köpeğin öldüğü Hayırsızada köpek katliamı
Köpekler çok sevdiğimiz, sevimli, sadık dostlarımızdır. Ancak uzun yıllar önce yaşananlar tarihe dramatik bir şekilde geçti. 'Hayırsızada köpek katliamı' olarak bildiğimiz, Sivriada’da yaşanan olaylara Molatik olduk bu defa. 80 bin köpek nasıl oldu da orada buluştu? Hayısızada köpek katliamı nasıl yaşandı? Hadi bakalım…
Hayvanlar canımız ciğerimiz
Türk kültürü olarak tarihin her dönemi hayvanlarla iç içe yaşadık. Bunda en önemli etken göçebe hayatımızın olmasıydı. Köpekler, atlar, koyunlar, sığırlar devam eden süreçte kediler hayatımızın vazgeçilmezleri oldular. Sokaklarımızı, evlerimizi onlarla paylaştık. Zaman zaman da sayıları oldukça fazla oldu.
Bizans'tan beri sokaklarda
Sadece bizler değil Bizans zamanında da kediler ve köpekler çok seviliyordu. Sokaklardaki kedi köpekler İstanbul’un fethinden sonra hayatlarına devam ettiler. Zaman içerisinde de sayıları artmaya başladı. İstanbul’da adeta insandan çok kedi köpek vardı. Buna önlem(!) almak istediler haliyle.
İki defa ‘sürgüne’ gönderildiler
Sayının çoğalması sonucu akla gelen ilk önlem köpeklerin ‘sürgüne’ gönderilmesi oldu. Sivriada’ya nam-ı diğer Hayırsızada’ya gönderildiler ilk olarak II. Mahmud döneminde. Padişah birkaç gün içinde İstanbul’da ne kadar köpek varsa Hayırsızada’ya gönderilmesini emretti. Ancak İstanbullular bu duruma itiraz ettiler. 'Hayvanlara eziyet etmek uğursuzluk getirir, başımıza iş açılır, köpekleri orada bırakmayalım' homurdanmaları duyulmaya başlandı. Kısa süre sonra Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlunun Osmanlı’yı mağlup etmesi, Kütahya’ya kadar ilerlemesi de bu duruma bağlandı.
80 bin köpek gönderildi
İkinci defa hayata sokulan ‘sürgün’ ise tam bir facia, katliam olmuştu. Takvimler 1910’u gösterirken İstanbul Şehremini (Belediye Başkanı) Suphi Bey, İstanbul’da sayıları çok fazla olan köpekleri yine Hayısızada’ya göndermeye başladı. 80 bin köpek birkaç gün içinde taşındı.
Tek bir ağaç bile yok
Hayırsızada günümüzde Sivriada olarak bildiğimiz bildiğiniz ıssız bir adaydı. O kadar ıssızdı ki canlıya dair tek bir ağaç bile yoktu. Ağacın yanında su bile bulunmamaktaydı. 80 bin hayvan birkaç gün içerisinde bu kötü yere götürülmüş, aç susuz bir şekilde kaderlerine terk edilmişlerdi.
İstanbul'a kadar sesleri geldi
Efsaneye göre Hayırsızada’ya terk edilen hayvanların sesleri taaaa İstanbul’a kadar ulaşıyordu. O kadar feci bir manzaraydı. Aç susuz kalan hayvanlar haliyle bir süre sonra birbirlerini yemeye başladılar hayatta kalmak için. Bu olay da tarihimize ‘Hayırsızada köpek katliamı’ olarak geçti.
Günümüzde bu olay sebebiyle adaya bir anıt dikildi.
'Hiç kimse bunu yapmak istemedi'
Türkiye aşığı olan Pierre Loti’nin kaleminden olayları şu şekilde öğreniyoruz:
" Hiçbir Türk, Hilâl'e uğursuzluk getireceği söylenen bu onur kırıcı görevi üstlenmek istemedi. Bu yüzden serseriler, işsiz güçsüzler ve haydutlar görevlendirildi. Bunlar işlerini demir kıskaçlarla yapıyorlar, zavallı kurbanlarını boyunlarından, ayaklarından ya da kuyruklarından yakalayorlar ve onları rastgele kan-revan içinde Hayırsızada'ya götürecek olan mavnalara atıyorlardı.
...İstanbul'un diğer bütün köpeklerinden yüzlercesinin yeraldığı Hayırsızada, Marmara'nın ortasında çöle benzeyen bir kayaydı. İçecek bir damla su yoktu, köpekler orada açlıktan ve susuzluktan öldüler ve bu arada bilinçlerini yitirdiklerinden birbirlerini yediler. Adanın yakınlarından bir kayık geçerken hepsi kıyıya geliyorlardı ve yürekleri parçalayan iniltileri duyuluyordu. Bu, iki ay sürdü. Kayıkları ve insanları ne kadar uzakta olursa olsun gördüklerinde, bütün saflıklarıyla yardıma çağırıyorlardı.
...Ve ben de bu köyün insanları gibiydim... Bütün bunların Türkiye'ye uğursuzluk getirmesinden korkuyorum."



