
Kıskançlığın kökeninde ne yatıyor?
Doğduğumuzdan itibaren karmaşık iyi-kötü birçok duyguyu içimizde barındırıyoruz. Bu duyguların en kuvvetlisi ise kıskançlık. Her türlü sevgiye alet edilen, yer yer korkunç boyutlara varan bu kıskançlık duygusu neden var? Oldukça insanî olan kıskançlığın kökeninde ne yatıyor? Gelin, hep birlikte Molatik olalım...
Kıskançlığın kökeninde ne yatıyor?
Doğduğumuzdan itibaren karmaşık iyi-kötü birçok duyguyu içimizde barındırıyoruz. Bu duyguların en kuvvetlisi ise kıskançlık. Her türlü sevgiye alet edilen, yer yer korkunç boyutlara varan bu kıskançlık duygusu neden var? Oldukça insanî olan kıskançlığın kökeninde ne yatıyor? Gelin, hep birlikte Molatik olalım...
Birçok durumda
Kıskançlık tipik olarak, bir rakibin değerli bir ilişkiyi tehdit ettiğini düşündüğümüzde, örneğin kardeşimiz doğduğunda anne-babamızın ilgi ve sevgisini paylaşmak zorunda kaldığımızda, partnerimizin yeni bir sevgili ihtimali göz önünde olduğunda ya sayamacağım kadar birçok meselede ortaya çıkar. Oldukça kuvvetli olan ve insanın içine öküz oturtan bu duygu kendisiyle birlikte korku, güvensizlik ve öfke içerebilen diğer güçlü yandaş duyguları da uyandırır.
İyi ya da kötü sonuçlar
Aşırı kıskançlık, sağlık üzerinde de olumsuz etkilere sebep olabilir ve daha aşırı durumlarda şiddet eğilimine sebep olabilir. Diğer yandan ise, bir ilişkinin dikkate ihtiyacı olduğu sinyalini vererek sosyal bağlar üzerinde olumlu bir etki de oluşturabilir. Fakat kıskançlık ile ilgili bilinen birçok şey de bu saydığımız ihtimaller kadar az.
Çift bağının noröbiyolojisi
Çift bağının nörobiyolojisi, tek eşliliğin nasıl evrimleştiğini ve bir sosyal sistem olarak nasıl sürdürüldüğünü anlamak için kritik öneme sahip. Bu nörobiyolojinin daha iyi anlaşılması, otizmin yanı sıra bağımlılık ve partner şiddeti gibi sağlık ve refah sorunlarına nasıl yaklaşılacağına dair de önemli ipuçları sağlayabilir.
Çayır fareleri
Çift bağı üzerine yapılan araştırmalar, çoğunlukla sosyal ve tek eşli kemirgen olan çayır farelerini model alırlar. Burdan yapılan çıkarımlar anlamlı olsa bile insanlar ve diğer canlılar için büyük resmi görmemizi sağlayamaz.
Titi maymunları
Yeni yapılan bir araştırma bakırımsı titi maymunlarına yönelmiş. Bu maymunlarda bireyler partnerleriyle bir bağ kurar, eşlerini koruyan davranışlar sergiler ve ayrıldıklarında da stres yaşarlarmış. Tıpkı bizler gibi.
Kıskançlık gösteriyorlar
Erkek titi maymunları da insanlar gibi kıskançlık gösterirler ve hatta partnerlerinin yabancı bir erkekle etkileşime girmesini fiziksel olarak engellerler. Yapılan deneylerde ise, erkek maymunlarda 'kıskançlık durumu' oluşturmak için dişi partnerleri yabancı bir erkekle görebilecekleri bir tasarım geliştirmişler.
Beyinde bıraktığı etki
Kıskançlık içermeyen bir kontrol oluşturmak için de maymunlar farklı bir günde yabancı bir erkekle yabancı dişinin görüntüsünü gözlemleyebilecekleri şekilde yerleştirilmişler. Deneyde erkek davranışlarının görüntüsünü gözlemleyebilecekleri şekilde kıskançlık içeren ve kıskançlık içermeyen durumlarının da beyinde nasıl bir etki bıraktığını görmek için beyin taramaları yapılmış. Araştırmacılar ayrıca çift bağı oluşumunda, çiftleşmeyle ilişkili saldırganlıkta ve sosyal zorluklarda rol oynadığı düşünülen çeşitli hormonların seviyelerini de ölçmüşler.
Acı ile ilişkili
Yapılan beyin taramaları sonucunda, kıskançlık durumunda maymunların beyinlerinin, insanlarda sosyal acı ile ilişkili bir alan olan singulat kortekste aktivite artışı gösterdiği görülmüş. Singulat korteksteki aktivite artışı, kıskançlığın sosyal reddedilme olarak görülmesi fikriyle uygunluk gösteriyor. Bununla birlikte, kıskanç erkeklerde, yüksek testosteron ve kortizol seviyeleri ile hormonal değişiklikler de gözlemlenmiş.
Sosyal stres
Eşlerinin yabancı bir erkeğin yanında olduğu duruma daha uzun süre bakan erkeklerde, sosyal stresin bir göstergesi olarak çok yüksek seviyede kortizol salgısı görülmüş. Testosterondaki artış ise çiftleşmeyle ilgili saldırganlık ve rekabet ile olan ilişkisi nedeniyle bekleniyormuş.
Sosyal hafıza ve ödül
Titi maymunu çalışması, çift bağı oluşumunun, beynin sosyal hafıza ve ödülle ilgili alanlarını içerdiğini öne sürerken; bağın sürdürülmesinin olumsuz pekiştirmeye, yani ayrılık acısından kaçınmaya dayandığı görülüyor. Bu alanların beyindeki yerleşimleri, kemirgen ve primatlarda farklılık gösterse de temelde yatan nörokimya aynı hormonları içeriyor gibi görünüyor.
Fazilet.Senol@milliyet.com.tr
twitter.com/SenolFazilet
instagram.com/SenolFazilet



