Geri Dön

Ana Tanrıça tüm ihtişamıyla ortaya çıkıyor

Metropolis Antik Kenti, konumu, bağları ve zeytinyağlarıyla ünlü... Tarihin gün yüzüne çıkarıldığı kazıların 30’uncu yılında Ana Tanrıça’yı kazı başkanıyla gezdik

Ana Tanrıça tüm ihtişamıyla ortaya çıkıyor
Seyhan Akıncı

Metropolis Antik Kenti ardındaki binlerce yıllık yaşamın gün yüzüne çıkarılması için bekliyor tüm ihtişamıyla. Küçük Menderes Nehri havzasının verimli toprakları üzerinde kurulu olan Metropolis adını tabiatın ana tanrıçası olan Meter Gallessia’dan aldığı için Ana Tanrıça Kenti olarak da anılır. İzmir Torbalı’daki antik kenti ortaya çıkarmak için yürütülen kazılarsa otuzuncu yılında. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin ve katkılarıyla sürdürülen kazılar 1993’ten bu yana Sabancı Vakfı tarafından destekleniyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Aybek başkanlığında yürütülen kazılar temmuzda başladı. Kesintisiz sürmesi beklenen çalışmalarda bu yıl kentin dokusuyla su ve su kaynakları araştırılacak. Aynı zamanda 30’uncu yıla özel bir kitabın da çalışmaları sürüyor. İki bin yıllık geleneksel yöntemlerle sıkılacak zeytinyağından Metropolis’e özgü cam bardak üretimine kadar pek çok şey de hayata geçirilecek. Ege’nin bu şirin ilçesinde yer alan görkemli antik kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Serdar Aybek ile dolaştık.

Ana Tanrıça tüm ihtişamıyla ortaya çıkıyor

Metropolis Antik Kenti neden önemli?

Metropolis’i önemli kılan en baştaki unsur konumu. Metropolis, bu bölgedeki en verimli topraklara sahip. Hem kuzeyindeki Smyrna’nın hem de güneydeki Ephesus’un iki büyük liman kentinin tam ortasında yer alan bir durak bir yandan da. Bu iki büyük limana ürünlerini gönderen bir tarım merkezi. Bir diğer önemi stratejik konumundan kaynaklanıyor. Tarım potansiyeli ve konumu sebebiyle Geç Neolotik Çağ’dan itibaren günümüze kadar kesintisiz yerleşim görmüş. Tarih öncesinden günümüze bir kültür katmanı var Metropolis’te.

Tarımdan bahsettiniz, hangi ürünler öne çıkıyor?

Para kazandığı, endüstriyel olarak üretim yaptığı alanın başında bağcılık geliyor. Buna antik yazarlardan Strabon da değiniyor. Ve hatta o dönem Metropolis ve yakın çevresinde üretilen şarapların İskenderiye’ye kadar gittiğini, orada meşhur olduğunu yazıyor. Bu kadar verimli bir ova ve yükseltilerle düzlüklerin birleştiği alan bağcılık için çok uygun. Dolayısıyla da bağcılık Metropolis’in zenginliğinin baş kaynağını oluşturuyor.

Ana Tanrıça kenti Metropolis’te kazılar 30’uncu yılında. Bu 30 yılda neler öğrendik?

30 yıldır sürdürdüğümüz çalışmalarda başta kentin resmi yapıları olmak üzere; meclisi, hamamı, stoa’sı, tiyatrosu gibi yapıların neredeyse tamamı ortaya çıkarıldı. Bizim yaptığımız çalışmalar bu yapıların tanıtılmasına, korunmasına yönelik. Gelecekte de halkın yaşadığı sivil alanları, kentin yayılım ve mezarlık alanları, kent surları gibi bilinmeyen yönleri de aydınlatılmaya çalışılacak.

Ana Tanrıça tüm ihtişamıyla ortaya çıkıyor

Pandemi döneminde çalışmalar hangi koşullarda, kaç kişilik bir ekiple yürütülüyor?

Uzmanlardan oluşan kısıtlı bir kadroyla çalışıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da pandemiye özgü yönlendirmelerine uygun şekilde hem kazı evinde hem de arazide gerekli önlemler alınarak maske, sosyal mesafe ve hijyen şartları altında kazılar devam ediyor. Öğrenciler için bu yıl sahadan uzak geçecek ne yazık ki... Diğer yandan Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Genç Gönüllüler adlı yeni bir programı var, bu kapsamda isteyen öğrenciler kazıya başvurarak gönüllü olarak çalışmalara katılabiliyor.

Bu yılki kazıların nasıl bir izleği olacak?

Metropolis’teki çalışmalarımızı üç ana başlıkta yürütüyoruz; arkeolojik kazılar, kazılarda ortaya çıkan eserlerin korunmasına yönelik projeler ve yayın çalışmaları. Kazıların 30’uncu yılı olması sebebiyle Metropolis’in 30. Yılı kitabı üzerinde çalışıyoruz. Bugüne kadar yapılan kazılarda ortaya çıkan verilerin birleştirilmesine yönelik bir çalışma yapıyoruz ki 30 yılın sonunda Metropolis’teki tüm yapıları o dönemde Metropolis’te yaşayanların hikayeleriyle birleştiren bir yayın olacak. Restorasyon ve konservasyon çalışmaları kapsamında Metropolis’teki anıtların korunmasına yönelik modern çatı projelerimiz var. Son aşama su... Metropolis tepe bir yerleşim olduğu için burada yaşayanların en temel gereksinimi su. Bu su hangi kaynaktan, nasıl getiriliyor, kent içinde nasıl depolanıyor ve ihtiyaç sahiplerine nasıl dağıtılıyor konusunda çalışıyoruz. Helenistik dönemden itibaren yerleşim alanları, sosyal konutlar, villalar, hamam yapıları, eğitime yönelik faaliyetlerle ilgili arkeolojik kazılarda çıkan sonuçları değerlendiriyoruz.

Ana Tanrıça tüm ihtişamıyla ortaya çıkıyor

“Günümüz insanını geçmişin yaşamıyla buluşturuyoruz”

Metropolis Antik Kenti’ndeki kazılara 17 yıldır desteğini sürdüren Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, antik kentte üretimi dönemin teknolojisiyle yapılacak ürünlerin heyecanını ve verdikleri desteğin kendileri için önemini şu sözlerle anlatıyor:

“Ana Tanrıça Kenti Metropolis’in kazı çalışmalarına verdiğimiz destek, tarihe ışık tutmak, günümüz insanını geçmişin yaşamıyla buluşturmak misyonuyla bizim için çok değerli. Bunun yanı sıra kazılarda elde edilen tarihi eserlerin korunarak sergilenmesi, böylece daha fazla kişiyle buluşturulması bu değeri daha da artırıyor. 17 yıldır olduğu gibi bu yıl da Metropolis’in antik geçmişini günümüze taşımaktan ve geleceğe giden yolun bir parçası olmaktan, büyük mutluluk duyuyoruz.”

 

 

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber