Geri Dön

“Artık komedi oynamak istiyorum”

Dizilerin kötü kalpli adamı Mehmet Özgür bu yıl 72’nci Venedik Film Festivali’nde “Abluka” filmiyle En İyi Erkek Oyuncu dalında yarışacak. Özgür: “Tiyatroda 25 yıldır komedi oynuyorum. Eşim tanıştığımız bir yıl boyunca bana güldü. Müsaade etseler komedide ne kadar etkin olduğumu televizyonda da göstereceğim”

“Artık komedi oynamak istiyorum”

Biz onu “Suskunlar” dizisinin kötü kalpli adamı Takoz İrfan olarak tanıdık, “Muhteşem Yüzyıl”ın Lütfü Paşa’sı olarak hafızaya aldık, şimdi ise “Filinta” dizisinin iyi karakteri Kadı Gıyasettin Hatemi olarak izliyoruz. 2014-2015 sezonunda televizyon dizisinde oynamanın yanı sıra yedi tane sinema filmi çekti Mehmet Özgür, Antalya’daki tiyatrosunu hiç bırakmadan. Bu yoğunluk o dönemde kendisini sağlığından etse de artık tamamen iyileşmiş. Emin Alper’in yönettiği “Abluka” filminde oynadığı başrolle 2 Eylül’de başlayacak 72’nci Venedik Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu dalında Coppa Volpi (Volpi Kupası) için yarışacak. Kazanırsa ödül 8 yaşında oğlu Başar Arhan’ın ama onun gönlü aynı zamanda En İyi Film dalında yarışan filminin kazanmasında. Çünkü ona göre ekip başarısı bireysel başarıdan daha önemli.

“Gidiyorum herhalde dedim”

-Bu yıl birden çok sinema filminde oynadınız, sırayla hepsi vizyona girmeye başladı. Bir yandan da dizi ve tiyatro devam ediyordu. Nasıl yetiştiniz hepsine, işkolik olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Evet, yedi tane sinema filmi çektim ama sonra yaşadığım hastalıkla aslında kendime ne yaptığımı anladım. Bir yandan da Antalya’da tiyatroya devam ediyordum. Eşim ve oğlum orada tabii. Hayatım İstanbul’la Antalya arasında uçakta geçti bir süre. O tempoya vücut dayanamadı ve rahatsızlık geçirdim. Zatürre oldum kışın. Üstüne bir de lenf benzlerinin büyümesiyle ilgili bir hastalık çıktı, derken bağışıklık sistemim çöktü. Bitik haldeydim, nefes alma oranım yüzde 45’e indi. “Gidiyorum herhalde artık” dedim. Neyse ki toparladım. Bu tamamen yoğunluktan kaynaklı bir şeydi. Artık o yoğunluğu azalttım. Oğlumu çok özlüyordum. Ona ve eşime vakit ayırıyorum şimdi.

“Küçükken gece mezarlığa gidip otururdum”

-Adrenalin bağımlısı olduğunuz söyleniyor...

Kimseye zarar vermeyecek şekilde bir adrenalin bağımlılığım var. Daha çok motosiklete binmeyi seviyorum. Hız yapmaya bayılıyorum, başka bir insana dönüşüyorum. İçimden resmen başka biri çıkıyor motora bindiğimde. Ayakta gideyim, 250 kilometre hızı göreyim, bunlarla çok mutlu oluyorum. Sonra düşünüyorum, “Oğlum manyak mısın, ne yapıyorsun, biri görecek” diyorum. Gençler motor kullanırken mobiletin üstüne yatarlar ya, öyle şeyler yapıyorum.

-Korkmuyor musunuz?

Yok, hiç korkmuyorum. Bir insan nasıl saunadan çıktığında terlemiş, rahatlamış olursa aynı öyle oluyorum ben de motordan indiğim zaman. 15-16 yaşlarımda filan gece mezarlığa gidip otururdum. İnsanlar yanından geçmeye korkardı. Benimse kendimi en rahat hissetiğim yerdi. Küçük bir motorum vardı, gündüzleri mezarlıkta yıkardım. Dünyada zarar göremeyeceğiniz sessiz, huzur dolu tek yerdir mezarlıklar.

-Daha önce rol aldığınız Emin Alper’in filmi “Tepenin Ardı”, 62. Berlin Film Festivali’nde Caligari Ödülü’nü almıştı. Aynı ikili bu defa “Abluka”yla Venedik Film Festivali’nde hem En İyi Film hem En İyi Erkek Oyuncu ödüllerine adaysınız.

Evet, tüm yorgunluğumuzu alan müthiş bir haber bu. Filmi henüz izlemedik ama gerek senaryosundan gerek çekimlerinden ve tabii ki Venedik gibi önemli bir festivalde yarışacak olmasından dolayı, müthiş bir film geliyor diyebilirim. “Tepenin Ardı”nı beğenenler “Abluka”dan daha fazla keyif alacaklar diyebilirim. Emin (Alper) müthiş bir oyuncu kadrosu oluşturdu. Adam Jandrup gibi Hollywood tecrübesi olan bir görüntü yönetmeni ile çalıştı ve senaristliği gibi her bir kareyi ustaca işledi filmi yönetirken. Ben de bu kadar güzel olanın içinde elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım.

-“Abluka” filmindeki Kadir karakterinden bahseder misiniz?

Kadir bir suçtan dolayı cezaevine girmiş, 20 yıl sonra ise emniyetin bir uygulamasıyla dışarı çıkıp kağıt toplayıcısı görevinde muhbirlik yapan, devlete çalışan bir adam. Çöplerde bomba yapım malzemeleri olup olmadığını araştırıp buna göre istihbarat bilgisi üretiyor.

“Oğlum yine bir ödül alacak diye mutlu”

-Çöpler içinde çekilen bir film kolay olmamıştır.

Evet, filmin neredeyse yüzde 30’unu çöplüklerde çektik. İnanın ilk girdiğinizde kokudan nefes alamıyorsunuz, dışarı çıkmak istiyorsunuz. İlk birkaç gün midemiz filan bozuldu ama sonra alıştık, bambaşka bir dünyaya daldık.

-Ödül törenine kiminle birlikte gideceksiniz?

Eşimle gitmek isterim ama o da oyuncu olduğu için çok yoğun ve bu mümkün olmayacak. Okullar da açılıyor, birimizin oğlumuzun yanında kalması gerekiyor. Dolayısıyla ben filmden arkadaşlar ve yönetmenimizle birlikte katılacağım.

-Çocukların bakış açısı farklı olur. Oğlunuz Başar Arhan’ın yorumu nasıldı?

Oğlum hangi ödül törenine gidersek gidelim, “Bana da ödül ver baba, ben de alacağım” deyip durur. Sahneye çıkıp ödüllerden birini kapma peşinde. Ben de en son ona çarşıda satılan hediyelik ödüllerden aldım. Şimdi yine bir ödül alacak diye çok mutlu.

“Nuri Bilge Ceylan’la samimi değiliz ki”

-Ödülü kazanacağınıza inanıyor musunuz?

Aslında ben filmin ödül kazanmasını istiyorum. Gönlümden geçen o. Bireysel başarıdan çok, ekip olarak başarı beni daha çok mutlu ediyor. Film ödül alınca biz de almış oluyoruz zaten.

-Jüride bu sene Nuri Bilge Ceylan da var, torpil yapar mı dersiniz?

Nuri abiyle tanışıyoruz da torpil yapacağı kadar samimi değiliz. Ben Nuri abiyle ilginç bir durumumuzun olduğuna inanıyorum. “Kış Uykusu” filminde oynayacaktım ama “Muhteşem Yüzyıl” dizisi devam ediyordu, o dönemde bir türlü buluşamadık. Demek buluşmamız böyle bir güne kısmetmiş.

-Sinema ve televizyonda çoğunlukla kötü adam olmaktan sıkılmadınız mı?

Ben sert mizaçlı bir adam olarak görünsem de aslında komik ve eğlenceli biriyim. Asıl mevzu bu! Ben artık komedi oynamak istiyorum. Eşim (Safinaz Özgür) ilk tanıştığımızda bir sene boyunca güldü bana. Oturuyor gülüyor, kalkıyor gülüyor. İster istemez şüpheye düşüyorsunuz, “Beni ciddiye almıyor mu acaba” diye. Karşınızda âşık olduğunuz bir kadın var ama size sürekli gülüyor. “Niye gülüyorsun ya?” diye sordum en sonunda.
25 yıl boyunca tiyatroda komedi oynadım zaten. Oyuncuların bir ihtisası varsa benimki komedi üzerine. Bana bir müsaade etseler komedide ne kadar etkin olduğumu televizyonda da görecekler.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber