Geri Dön
PazarAtalarımın izinden

Atalarımın izinden

Atalarımın izinden

Dedemin doğduğu evi, çocukken koşuşturduğu bahçeyi gördükten sonra yine yollara düştüm. Şavşat’tan sora virajlı yollarda yukarı tırman, aşağıya in... Manzara mı? Tahmin etmeye bile çalışmak heyecanlanmaya yeter!

Dinlenmeyle geçen bir günün ardından 32. günden merhaba dostlar! Şavşat Ciritdüzü köyünde, kuzenim sevgili Eribe ve eşi Halit Oral’ın misafiri olarak kalmaya devam ediyorum. Halit ağabeyin kız kardeşi Hamide Atabek ve eşi Cengiz ağabey de burada. Evlerinde tadilat olduğu için hep birlikteyiz. Aman Allah’ım ne şımartıyorlar beni anlatamam. “Bir elim yağda, bir elim balda” sözünün tam tarifini yaşıyorum. Dünü tamamen dinlenmeye ayırmıştım, bugünü ise ata izlerini sürmeye ayırdım. Rotamı Ahıska’ya (Gürcistan) gitmeye göre hazırladım ve sabah erkenden marşa bastım. Önce Şavşat üzerinden Ardahan düzlüğüne yine muhteşem bir yoldan tırmandım. Bu kısa tırmanışta hava 25 dereceyle başladı ve 16 dereceye düştü.

Atalarımın izinden

Ormanlar içinden Posof’a

Ardahan’dan sonra Türkgözü Sınır Kapısı’na giden yol yine dağlık, ormanlık bol virajlı bir hale evrilmeye başladı. 2550 metrede, Ilgar Dağı geçidinin yakınında gürül gürül suyu akan bir çeşme var. Tüm sularımı tazeledim. Lezzeti harika. Oradan döne döne ormanlar içinden Posof’a indim. Görülmesi gereken, yamaçta kurulu hoş bir kasaba olan Posof’tan birkaç kilometre sonra Türkgözü Sınır Kapısı’na vardım. Hedefim Ahıska’dan 19 kilometre uzaktayım. Gümrük memuru arkadaşla sohbete koyuldum. Ne dese beğenirsiniz? “Abi, Gürcistan pandemiden dolayı Sarp hariç, diğer kapılarından araç ve yolcu girişini yasakladı. Sadece tırlara serbest!” Hayda! 19 kilometre kala, bana yine gerisin geriye dönmek kaldı. Dedemin annesi Asiye Nine’nin memleketi olan toprakları görmek başka bir bahara kaldı. Sınırın hemen yanında İstanbul’dan memleketi Posof’a dönerek “Kızıl Elma” adında küçük, hoş bir mekân açan Volkan Bozkır’la sohbet ettik ve bir şeyler atıştırdım. Volkan kardeş sağ olsun teselli için, “Buraları da Ahıska sayılır abi” diyerek gönlümü rahatlattı.

Atalarımın izinden

 

Şavşat’a doğru yola aldığım 32. günümde yol istatistiğim 299 kilometreyi gösteriyor.

Dedemin doğduğu evde

Aynı güzellikteki yolu geri dönerek Ardahan’ı 5 kilometre geçince annem, babam ve dedemin doğduğu köye, bugünkü adı Sulakyurt olan Sarzeb’e gittim. Annemin amca çocukları Cengiz ve Erdal Arayan, Hürriyet Kocaman’la tanıştım. Anılar, hikâyelerle dolu bir sohbet sanırım hepimize iyi geldi. Cengiz’in oğlu Zafer’in eşi ve tatlı çocuklarını gördüm. Kardeşi Doğan çalıştığı için maalesef tanışamadım.

Ardından dedemin doğduğu eve gittim. 1982 yılında kaybettiğim dedemin çocukken koşuşturduğu bahçeyi ve yaşadığı evi görmek benim için çok duygusal bir deneyimdi. Yine orada evleri olan, ancak İstanbul ve Aydın’da yaşayan Zakir, Cevdet ve Cemil Arayan’la da tanıştım. Ve geceye kalmamak için Cengiz’in tüm ısrarına rağmen yine geleceğime söz vererek Ciritdüzü’ne doğru yola koyuldum. Güneş batımı ile indim tepelerden Şavşat’a doğru.

Şavşat girişinde navigasyonu kontrol için durduğumda 3 motosikletli arkadaş durdu yanımda. Yine karma iş başındaydı: Artvin Motosiklet Spor Kulübü Başkanı Hüseyin İnce, Anıl ve Aykan Yenigün ile kısa ama hoş bir sohbet, ardından karşılıklı telefonları aldık ve nihayetinde sonraki gün Ardahan’da buluşmak üzere sözleştik ve yollarımıza devam ettik.

Yol istatistiği: Mesafe 299 kilometre. 5 saat 10 dakika. Aktif sürüş 10 saat 32 dakika yol süresi. En yüksek rakım 2679 metre. En düşük rakım 1048 metre. Hava sıcaklığı 25-26 derece arasında değişken.

Atalarımın izinden

Şavşat’ta geniş aile formatında kahvaltı ettik.

Şavşat’ta gizli hazineler

33. günün sabahı kuzenim Eribe Oral’ın özenle hazırladığı kahvaltıyı, geniş aile formatında kakara kikiri arasında ettik. Kahve faslından sonra diğer kuzenim Hamide ve eşi Cengiz Atabek’in restore etmeye çalıştıkları evlerini gezip ardından Cevizli köyüne, Tibeti Kilisesi harabesini görmeye gittik. Tarihi 900’lü yılların başına denk gelen Ermeni Kilisesi, maalesef 1940’lı yıllarda dinamitlenmiş, gömü aramalarının kurbanı olmuş. Ancak şunu söyleyebilirim: “Ayakta kalan kalıntıları bile görülmeye değer.”

Atalarımın izinden

İşte bugün gizli hazinelerle dolu Şavşat’ta bu kiliseyi gezdim. Şavşat’tan yola çıkıp şunu söyleyebilirim ki Google Haritaları açıp Karadeniz Bölgesi’nde kısa bir inceleme bile yapsanız; gölleri, yaylaları, arkeolojik yerleri, köyleri vs. gezmeye sanırım her bir bölge için en az 15’er gün ayırmak dahi yetmeyebilir. Üstelik görünen o ki hiç düz yol yok. Viraj dolu, yukarı tırman, aşağıya in yollar... Manzara mı? Tahmin etmeye bile çalışmak heyecanlanmaya yeter!

Yarın artık Şavşat ziyaretim sona eriyor. Önce Artvin merkez, ardından Hopa/Sarp oradan da Trabzon Of hedefine süreceğim.

Merak edenleriniz için: Gerçekleştirdiğim bütün rotalarım Wikiloc programında herkese açık şekilde Oskrom hesabımda kayıt altına alınıyor. Ayrıca yol maceramın daha fazla detayına Instagram: Oskrom ve Facebook Osman Kromer hesaplarından ulaşabilirsiniz.