Geri Dön

"Binlerce kişi akla ziyan saçma cümleler bulup bize göndermek için elinde kağıt-kalemle TV izliyor"

Köşe Yazısı



     

     Alper Mestçi: 4-5 yıl önce Flash TV’de bir program izlerken Serpil Barlas’ın "Şu anda 65 milyon bizi izliyor" cümlesiyle bayağı eğlenmiştik, "Bu nasıl bir özgüvendir" diye. Sonra başka cümleler yakaladık. Ve TV, dergi ve gazetelerdeki açıklamaları takip etmeye başladık.
     Hüseyin Özcan: 2001’de Shockhaber.com’u açtığımızda birkaç yıldır not aldığımız bu akla ziyan cümleleri derledik ve sitede yayınladık. Sonra sitenin takipçileri de bize bu tür cümleler gönderdiler. Elinde kağıt-kalemle televizyon izleyen bir kitle oluştu.
     
     "Kitaptaki 750 lafı, 6 bin cümle arasından seçtik"
     H.Ö.: Binlerce kişi. Özellikle ShockHaberciler. Zaten kitabın önsözünde de bir türlü teşekkür edecek kelimeyi bulamadık kendilerine. Bu onların emeği ile ortaya çıkmış, bizim aracılığımızla derlenmiş bir kitap. Aslında onlara ait.
     A.M.: ShockHaber’in günlük ziyaretçi sayısı 20 bin. Serin Duruş’u takip eden okur sayısını hesaplamamız ise imkansız. Sürekli gönderenler de var, denk gelince gönderenler de... Kitaptaki 750 lafı 6 bin laf arasından seçtik.
     
     H.Ö.: Yüksel Aytuğ ve Deniz Arman’dan... O kadar çok alıp köşelerinde kullandılar ki bu cümleleri. Hatta kendileri de yapmaya çalıştılar ama ciddi emek gerektiren bir iş bu. Yani biz bu kitabı, birileri haksız kazanç sağlamasın diye yaptık diyebiliriz. Bu laflar internette, hatta gazetelerde köşe yazarları tarafından kaynak belirtilmeden kullanılınca anladık ki yakında biri bu işten malı götürecek.
     A.M.: E bari biz götürelim dedik...
     
     A.M.: Arada bir hata yapıyoruz tabii. Ne güzel işte bize de malzeme çıkıyor. Şu- bu-o fark etmiyor. Hatta Dr. İsmet Salu’dan fırça bile yedik zamanında. Evet "Cinnet getirmek" doğrusuymuş. Yüzlerce e-posta aldık. Böyle bir köşe hazırlıyorsanız çok dikkatli olmanız gerekiyor fakat ne yazık ki o kadar dikkatli olamıyoruz bazen.
     H.Ö.: Fakat amaç ille de Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu’na uymayan lafları kullanmak değil. Söylenen laf imla kurallarına uygun olabilir. Önemli olan okunduğu zaman eğlendirmesi ya da kullanıldığı cümlenin içinde sırıtması.
     
     A.M.: Kesinlikle hayır. Böyle bir amacımız yoktu ama olay öyle algılandı. Biz de karşı çıkmadık. Kolay bir iş gibi gözükse de bu lafları değerlendirebilmek için medyayı yalayıp yutmuş olmak gerekiyor. Hakikaten söyleyip söylemediğini araştırmak çok zor, bu yüzden yıllardır geliştirdiğimiz "medyatik sezgilerimize" güveniyoruz...
     H.Ö.: TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın’a da söylediğimiz gibi, asıl amacımız bu değil. "Deeeeermişim, falan oldum, inanmıyorum" diyen kitle sadece Türkçeyi kötü kullanıyor diye değil, aynı zamanda kulaklarımızı ve beynimizi de iğfal ettiği için başladığımız bir olay bu. Ama böyle konuşan bir kitle oluşmaya başlamışken, bu insanların ne kadar gülünç olduğuna işaret ettiğimiz için bir katkımız da yok değil.
     
     H.Ö.: Cevabı içinde bir soru oldu bu. Biz kimseyi infaz etmiyoruz ki. Zaten söylenen lafların nerede ve hangi şartlar altında söylendiği belli. Kim heyecanla, kim bilerek söylemiş ortada. Seren Serengil gibi üç cümlede bir, araya İngilizce kelime dil sürçmesiyle attırılmaz. Onun bilinçli yapıldığı belli. Bu köşeyi okuyanlar bunu ayırt edebiliyor.
     A.M.: Güzel dedin.
     
     A.M.: Zor oluyor ama bir şekilde yetişiyoruz. Hayat zor, ne yapalım? Özellikle popüler bir internet sitesini yönetiyorsanız, günde 10-12 saatiniz monitör karşısında geçiyor. Ömrünüz tükeniyor. Peki değiyor mu? Değiyor...
     H.Ö.: Vakit darlığı ciddi sorun. Zaga, SerinDuruş ve ShockHaber... Sadece arada yemek yiyip azıcık da uyumaya vakit kalıyor. Ancak hepsi aslında aynı temel üzerinde inşa edilen şeyler olduğu için birbirini destekliyor. Yorgunluk hariç çok da sorun olmuyor...
     
     "Sayın İsmet Salu en son Silivri’de görüldü"
     A.M.: Valla "Sağım solum belli olmaz, her an gelebilirim" demişti ama... Neyse, Dr. İsmet Salu’nun işine karışmak haddimiz değil. Gelmedi, vardır birtakım işleri. Yoğun bir kişilik, değişik bir yaşam formu malum. Suriye’nin güneyinde yapılması planlanan bir konferanstan bahsediyordu dün, bilemeyiz...
     H.Ö: Bir kere "Sayın" ve "Dr." kullanmamışsın ki bu senin için hiç de iyi bir şey değil. Çok kızacak şimdi. Hayır, işin ucu bize de değer bir şekilde. Nerede olduğunu bilmekse imkansız. En son babası, abisi ve kadrolu arkadaşları ile Silivri’de görüldü. Belki Alper’i aramıştır.
     A.M.: Yoo, aramadı!
     
     H.Ö.: Biz seçmiyoruz ki! Onlar zaten Sayın Salu’nun arkadaşları olarak doğarken seçilmişler. Dr. İsmet Salu’nun sonradan arkadaşı olunmaz, arkadaşı olarak doğulur ve bu bir şereftir.
     A.M.: Eğer bir kişi gereğinden fazla medyatikse ya Dr. Ismet Salu’nun dostudur ya da bir gün mutlaka dostu olacaktır. Akıl-fikir almak için kendileri kapısına gidiyor zaten, biz seçmiyoruz.
     
     A.M.: Bihter abinin karşısındaki tipe bir isim bulamadık. Ona kısaca "Bihter Abi’nin karşısında sabit duran ve Bihter Abi’yi olur olmadık zamanda gaza getiren tip" diyebiliriz. Demeyebiliriz de...
     
     Milliyet’teki Serin Duruş’un köşe yazarı Sayın Dr. İsmet Salu ne yazık ki röportaja gelmedi ama tüm okurlara "ışık" gönderdi. Hıncal Uluç, Serdar Turgut, Erman Toroğlu gibi birçok ünlü ismin arkadaşı ya da hocası olan Salu, onlara verdiği öğütleri köşesinde okurla paylaşıyor.
     
     Ultrasyon!
     "Benim o cahil insanlarla işim olmaz. Zaten şimdi ultrasyondan çıktım, çok mutluyum." => Ceylan
     
     Uzman ezmesi!
     Gülben Ergen: Bunu yaparken bir uzmana danıştın mı?
     Sivaslı Cindy: Benim zaten uzmanı ezmem olmaz. (Zayıflama hakkında konuşuyorlar)
     
     Olur bazen öyle
     "Bazen öyle ortamlarda oluyorsunuz ki, doğada oluyorsunuz, yapayalnız oluyorsunuz. Öğrenmek istiyor insan dolar kaç para, euro kaç para diye." => Aysun Kayacı
     
     Ne gibi?
     "Oyunculukta benim hiçbir iddiam yok. Oyunculuk benim için cenin gibi bir şey." => Özcan Deniz
     
     Bi sus!
     "Zaten 64 yerinden bıçaklanmışsın. Sus bi dakka, sus!" => Reha Muhtar (64 yerinden bıçaklanan konuğuna.)
     

Pelin Akil ve Anıl Altan çiftinden corona dansıOyuncu Pelin Akil ve eşi Anıl Altan corona virüs salgını nedeniyle ikizleriyle birlikte kendilerini karantinaya aldılar. Evde eğlenceli vakit geçiren çift, corona dansı yaptığı anlarını sosyal medya hesaplarından paylaştı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber