Geri Dön

Bir diploma töreninin düşündürdükleri

Eğitim ve kültür düzeyinin çok düşük olduğu Türkiyede hayatta başarılı olmak için artık kuru bir diploma yetmiyor; ikincisi lazım. Lisanı da daha iyi bilmek gerekiyor. Gitgide büyüyen seçkin bir gençlik grubu bunun farkında

Dereceye girenler (ilk üç) kız öğrenciler. Birisi Boğaziçi Üniversitesinin mezunuymuş, üstüne hukuk okumuş. Türkiyede gençlik güzelleşti, giyim kuşam yerinde. Vakıa eğitim ve kültür düzeyi çok düşük; ama okuma ve yazma noksanını aşan seçkin bir gençlik grubu gittikçe büyüyor. Artık eski Türkiyede olduğu gibi, kuru diploma hayat yolu için yetmiyor; ikincisi lazım. Lisanı daha iyi bilmeli. Yaşları yirmilerin ortalarına uzanan bu mezunlar bursla kabul edildikleri Harvard, Oxford ve Pariste eğitime devam edecekler. Seçkinlerin rekabeti Türkiye sınırlarını aşmış, istenen yaşam düzeyi çok bilmeyi gerektiriyor. Genç hukukçular henüz rafine hukuk dallarına itibar etmiyorlar, tarih ve filoloji isteyen bu dallar onlar için ilginç değil. Zamanla bu durumun değişeceği umulur. 4 Temmuz Cuma günü, mensubu olduğum Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesinde diploma töreni vardı. Mezunların sayısı 26 idi. Bu sayı dünyadaki hukuk fakülteleri içinde en az olanıdır ve fakültenin iyi eğitiminin başlıca nedeni budur. Nitekim öğrencilerin içinde ikinci yüksek öğrenim görenler var. Alışılmışın dışında bir diploma töreni düzeni vardı. Dekan ve rektör geleceğin hukukçusunun diplomasını tasdik edip teslim ediyorlar. Birçok belediye ve hükümet dairesi, o yılın mezunu diplomanın aslı ile gelince, dekanlığı arayıp; "Bu gerçekten aslı mı?" diye soruyormuş. Zira bizim memlekette mezun olduğu fakülteden diplomanın aslını alabilmek birçok faniye nasip olmuyor. Mezunların çoğu kız Mezunların arasında kızların sayısı erkeklerin üstüne çıkıyor. Amerikada değil ama Avrupada da bu değişim gözleniyor. Öte yandan, Türkiye ve İranda bu değişimin oranı çok yüksektir ve kızlar lehinedir. Mesela Tahran ve diğer İran üniversitelerinde kız öğrenci miktarı yüzde 60ı aşmıştır. Türkiyede bu oran hemen hemen yarı yarıyadır. Bu dengenin iki cinsten birinin lehine değişmesi ortaya bir dizi sorun çıkaracaktır. Dünya henüz; çalışmayan, iş bulamayan "ev erkeği" tipine alışık değildir. Gerçi mühendislik gibi dallar Batıda erkeklerin elindedir fakat bizde bu dallarda da kadınların sayısı artıyor. Bütün gün koşuşturan meslek mensubu ve yönetici kadın sayısı artıyor. Çocuk yetiştirme geleneği çok önemli Dünyanın yeni şartları budur; şartlar gerçek bir ilerlemeyi aksettirmiyor, aksine bütün dünyada beşeriyetin kültürel zenginliği ve bunları muhafaza edecek seçkin insanların niteliği geriliyor. Kitlelerin eğitimine karşı gelinemez, aslında kitleler eğitilemiyor; ama bu arada seçkin zekalı ve zengin geleneğe dayanan bireylerin yetiştirilmesi ve özgün eğitimi de maalesef törpüleniyor. Türkiyede ve Ortadoğuda genç erkeklerin eğitimde ve toplumdaki yer kapma savaşında gerilemeleri bir ölçüde aile düzenine ve ailenin çocuk yetiştirme geleneklerine dayanıyor. Zengin, fakir bütün doğulu erkekler annelerden önce büyük anneler, halalar, teyzeler tarafından şımartılır. Bütün ailenin erkekleri onu kayıtsız şartsız destekler. Bu yüzden oğullarımızın mücadele ve uyum kabiliyeti gelişemiyor. Bizzat feminist hanımlar bile başka erkeklerde eleştirdikleri tavır ve huyları kendi oğullarında affediyorlar. Eğer erkeklerimizi ve kızlarımızı aynı derecede şefkat ve sertlikle hayata hazırlamazsak vahim sonuçlarla karşılaşılması kaçınılmaz. Bu gidişle erken doğum yapmak ve iki üç çocuk sahibi olmak; eğitim göremeyen işçi sınıfından kadınlara kalacak gibi. Ne var ki istedikleri kadar sosyalist nutuklar atsınlar, hiçbir ülke işçi sınıfından çocukların seçimine ihtimam gösterip burslarla destekleyerek, onları erken yaşlarda eğittiğini ve bilhassa kültürel hizmet verdiğini ileri süremez. Ekmek dilimi ve giyilen hırka sayısı artsa da, hatta yıllık tatil yapılsa da ortalama çalışan kitlenin eğitim ve bilgi düzeyinde büyük bir ilerleme yoktur. Üçüncü dünyanın şartlarından zaten söz etmiyoruz. Bu çelişki nasıl çözülecek? Belki de çözülemeyecek ve kültürel miras kuşaktan kuşağa iyi eğitim görmüş seçkin bir sınıfın içinde dolaşmaktan çok; yeni yükselen, tırmanan zümrelere devredilecek. Hiç şüphesiz ki yirminci yüzyıl seçkinleri ne Asyada, ne Amerikada ne de Avrupada eskisi gibi parlak ve sağlam bir belkemiğine sahip.

Larissa Gacemer: Bacak için teşekkürlerEşi Burak Gacemer ile mutlu anlarını sık sık Instagram hesabında paylaşan Brezilyalı model Larissa Gacemer, bu kez hayranlarına şaşırtıcı bir video yayınladı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber